Ümit Sezgin
Derbi gibi derbi…
Her iki takımın oyuncularının da son düdüğe kadar tüm güçleriyle savaştığı, elinden geleni yaptığı, tam bir mücadele şaheseri derbiydi. İlk yarı karşılıklı pozisyonlar yakalansa da ikinci yarı Fenerbahçe’nin üstünlüğüyle geçti. Kaçırılan goller inanılmazdı, Sarı Lacivertliler galibiyeti uzatma penaltısıyla kurtardı. Tabii böyle bir dakikada verilen bu penaltı tartışılacaktır.
Fenerbahçe’nin iki avantajı vardı maç öncesinde, bir kendi evinde oynamak, iki Galatasaray’ın mağlubiyetinden sonra matematiksel şansın artmış olması. Beşiktaş için de ilk yarıdaki maçın bir hesaplaşması gibi bir anlamı vardı.
Defansta Skriniar’ın dönmüş olması Fenerbahçe’nin bir diğer büyük avantajıydı. Tedesco orta sahayı beklendiği gibi Guendouzi, Kante ve Asensio ile kurdu. Milli takımdan moralli dönen Kerem’i yanına aldı, pek çok kişi için sürpriz olarak hücum kanatlarında Musaba ve Nene’yi tercih etti.
İlk yarıda iki kritik an vardı Fenerbahçe adına. Maç 30. Saniyede başlamadan bitebilirdi, eğer Nene birebir pozisyonda biraz daha dikkatli vurabilse. Olmadı, direk dibinden çıktı top. İkinci kritik pozisyon Asensio’nun sakatlanmasıydı. Henüz iki takım arasında üstünlük kurulamamışken, daha 20. dakikada Asensio’nun sakatlanması Fenerbahçe’nin başına gelebilecek en büyük şanssızlıktı. Oyun aklının ve pozisyon üretme yeteneğinin yarısını kaybetti Sarı Lacivertliler. Böylece sahada yetenek ve kalite farkı neredeyse kalmadı. Geriye mücadele şansı kaldı ve her iki takım da bu yılın en kıyasıya mücadelesine girişti. Tam bir orta saha şöleniydi. Her iki takımın orta saha oyuncuları ellerinden ne geliyorsa, fazlasıyla yaptılar. Tek umut uzun toplara kalmıştı. O paslarda da Talisca top tutamayınca pozisyon üretilemedi.
İkinci yarı çok farklı oldu. Fenerbahçe oyuna rakibine göre daha fazla ağırlık koyarken özellikle Beşiktaş hücumdayken atılan uzun toplarla pozisyon ürettiler. Özellikle Kerem ve Cheriff’in oyuna girmesinden sonra Fenerbahçe’nin atakları etkili olmaya başladı.
Özellikle günün başarılı isimlerinden Brown’ın da katkısıyla sol kanadı etkili kullandı Fenerbahçe.
Uzatmaya kadar yakalanan ama kaçırılan pozisyonlar inanılmazdı. Brown’ın kornerden attığı golün ofsayt gerekçesiyle iptal edilmesinin ardından Cheriff’in kaçırdığı iki pozisyon, Kerem’in kaçırdığı bir net pozisyon akıl alır gibi değildi. Tribünler bile kadere razı oluyordu ki uzatmalarda Nene’nin aldığı penaltı geldi. Kerem’in topun arkasına geçmesi cesaretti ama Ersin’i bu kez yenmeyi başardı.
Sonuç itibariyle mücadele azmi ve istek olarak Fenerbahçe’de hiçbir oyuncunun eksiği yoktu. Beşiktaş gibi bir takıma karşı yüzde yüz 5 pozisyon üretilmiş ve rakipten gol yenilmemişse Tedesco için de söylenebilecek şey yok. Sorun yönetimde. Askerlerin bir sözü vardır, “Yığınakta yaptığın hatalar cephe boyu seni takip eder” derler. Devre arasında bu takıma gol atacak santrafor almazsan, her maç kaçırılan gollerden sonra saçını başını yolarsın.
Kimi oyunculara da değinmeden olmaz, defansta Skriniar “ben döndüm duruma hakimim” derken, Osterwolde günün en iyilerinden biriydi. İlk yarıda kritik müdahaleleriyle Beşiktaş’ın önündeki en büyük engeldi. Orta sahada Kanté ve Guendouzi kazandıkları ikili mücadelelerle merkezi kontrol ettiler. Sürekli ileriye oynayarak da Asensio’nun eksikliğini fazla hissettirmediler.
Beşiktaş da bugün ligin en etkili futbolunu oynayan takımlarından biri olduğunu bu maçta da ortaya koydu. Sergen Hoca doğru yolda ilerliyor. Kaleci Ersin Destan’ı da ayrıca tebrik etmek gerekir, kariyerinin önemli maçlarından birini oynadı.