Mert Yılmaz
Harca harca bitmez
Hafta başında TÜİK Haziran ayı enflasyonunu açıkladı ve böylelikle memur ve emekli maaş artış oranları belli oldu. Emekliler 17,76, memurlar ise %13,52 oranında zam alacaklar. Harca harca bitmez.
Üç yılı aşkın süredir uygulanmakta olan “programın” başlangıcında bile toplumun bu politikanın başarılı olacağına olan inancı düşüktü. Bu tip durumlarda devlet ile millet arasında bu mücadeleye başlanırken bir mutabakata gerek vardır. Orası ıskalandı ya da görmezden gelindi. Bugün ise her geçen gün ekonominin iyiye gideceğine olan inanç azalıyor. Toplumun her kesiminde büyük bir hayal kırıklığı var. Sokaktaki vatandaş her şeyin kendisinden beklendiği, kamunun tasarruf etmediği görüşünde. Ve bu görüş neredeyse toplumun tamamına hakim. İnsanlara yapılan üç kuruş zam daha hesaplarına yatmadan yeni zamları açıklarsan bu gerçekten olmaz.
Memura, emekliye zam haberlerinin arasında köprü, otoyol ve sağlık hizmetlerine yapılan zamlar kaynatılmaya çalışıldı. Yapılan bu zamların Temmuz ayı enflasyonuna etkisi 0,4 puan olarak hesaplanıyor. Yani 1 Temmuz sabahı perdeyi açıp güneşe baktığında cebinde 0,4 puan enflasyon vardı.
Yahu köprüye otoyola yapılan zamdan emekliye ne, insanlar geçim sıkıntısından evden çıkamıyor diyen cin fikirliler mutlaka çıkacaktır. Canım kardeşim annenin, babanın pazarda belki de fiyatı düşsün diye beklediği akşam pazarına o sebze meyve gelirken köprüden, otoyoldan geçerek geliyor. Yani çarşıya pazara gelen malın maliyeti artıyor doğal olarak satıcı da fiyatını artırıyor.
Savaş sürecinde özellikle eşel mobil yönteminden kaynaklı devletin bir vergi geliri kaybı oldu. Bu doğru. O uygulama da doğru idi. Ama doğan vergi geliri kaybını telafi etmek üzere iğneden ipliğe zam yaparak bu sorun çözülemez. İnsanların satınalma gücü her geçen gün düşüyor. Yaptığın zam enflasyona biniyor. Sen daha fazla faiz ödemek zorunda kalıyorsun. Bütçeyi iyileştirmek için illa gelir artırmana gerek yok. Gider azaltarak da bunu yapabilirsin. Birisi yine EYT mi dedi?
Açıklanan enflasyon verisi ile birlikte 23 Temmuz’da yapılacak PPK toplantısında Merkez Bankası’nın faiz ile ilgili olarak nasıl bir adım atacağı ise tartışılmaya başlandı. Haziran ayında %0,99 ile kampanyalı tarifeden yararlanılarak açıklanan manşet enflasyon kimilerini memnun etse de alt gruplara bakıldığında özellikle dar gelirli ve sabit ücretli insanlar için hayat pahalılığının yüksek derecede devam ettiğini gösteriyor.
Savaşın başladığı ilk günlerde Merkez Bankası örtülü bir faiz artışı yaparak faizi %40’a yükseltmişti ve o günden bugüne de faiz %40 olarak uygulanmaya devam ediliyor. Bakmayın siz kağıtta %37 yazdığına.
Dolayısıyla bir faiz indirimini tartışacaksak bunun adını doğru koymamız lazım. Kağıt üzerinde %37 olarak görülen faizin indirilmesi ihtimali sıfıra yakın. Peki Merkez Bankası ne yapabilir. Uygulanmakta olan %40 ile kağıt üstündeki %37 arasındaki farkı kapatabilir. Teknik bir ifade olacak ama; piyasaya parayı koridorun üst bandından gecelik olarak vermekten vazgeçip, haftalık repo ile piyasayı fonlamaya dönebilir. Dönmeli de.
İçeride dışarıda gündem daha da ısınmaz ise faiz indirimi için ilk adım eylül ayında gündeme gelebilir.
Geçtiğimiz günlerde Aydın Astim Organize Sanayi Bölgesi’nin daveti ile Aydın’daydım. Farklı sektörlerde faaliyet gösteren pek çok iş insanı ile görüş alışverişinde bulunma imkanım oldu. Ayaküstü de olsa sohbet ettik. Tek konu ekonomi. Tek konu piyasanın kötülüğü. Sorun sadece faiz ya da faizin yüksekliği değil. Orayı geçeli çok oldu da siz toplumun her kesimini mutsuz edecek bu programı nasıl dizayn ettiniz yahu?
Toplumun her kesimi şikayet hatta isyan ediyorsa bir durup düşünmek gerekir. Uygulanan politika doğrudur diye ısrar etmenin kimseye bir faydası yok.