Zelzele

Deprem sabahı çeşitli Whatsapp gruplarımda depremzedelere yardım etmek isteyen bütün eş dost, yardımlarını hangi kurum aracılığıyla iletebileceklerini, özellikle nakdi yardımlarını göndermek için hangi kuruma güvenebileceklerini soruyordu birbirine.

Bulamadık güvenebileceğimiz bir kurum. Ne hazin değil mi? Yardım kuruluşlarına güvenememek.

Konuyu uzatmayacağım bu acılı günlerde. Ama Türkiye’nin beklediği genel restorasyona yardım kuruluşlarımızın güvenilirliğini de dahil etmek gerekecek herhalde.
“Her deprem bir derstir” diyor televizyondaki uzman. Her deprem bir derstir.

Derstir de, biz o dersi alıyor ve gereğini yapıyor muyuz?

1999 depremleri gözlerimizi açmıştır sanıyorduk. O tarihten sonra birçok önemli deprem daha oldu. Afyon’da, Bingöl’de, Elazığ’da, Van’da, İzmir’de… Açıldı mı gözlerimiz?

Son 24 yılda meydana gelen depremlerde kaydedilen can kayıplarının en önemli nedeninin inşaatların depreme dayanıklılık koşullarına uyulmadan yapılması olduğu gözler önüne serildi.

Bugün herkes cebindeki telefonla bir haberci. Görüntüler anında yayılıyor bütün yurda. Görüyorsunuz değil mi Hatay’dan, Malatya’dan, Kahramanmaraş’tan gelen görüntüleri? Apartmanlar, kamu binaları nasıl yerle bir olmuş.

Açıkça adını koyalım: malzemeden çalındığı için insanlar ölüyor. Demirden, çimentodan çalındığı için…

Gölcük ve Düzce depremlerinden sonra İstanbul’da 30 yıl içinde büyük bir deprem beklediklerini söyledi uzmanlar hep. 24 yıl geçti bile.

Ne hazırlık yaptık 24 yılda?

Toplanma alanları saptamışlardı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’da 27 Eylül 2019’da meydana gelen 5,8 büyüklüğündeki depremin ardından yaptığı açıklamada, “İstanbul’da AFAD’ın bırakın yüzlerce, binlerceyi, on binlerce şu anda ilan edilmiş toplanma alanları söz konusudur, vardır” demişti.

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) ise, aynı hafta içinde yaptığı açıklamada İstanbul’da 2 bin 864 adet toplanma alanı olduğunu duyurmuştu.

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) ve ona bağlı İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul’da 2002 yılında belirlenen 496 alanın dörtte üçünün imara açılarak, üzerine rezidans, iş merkezi ve alışveriş merkezi gibi yapıların inşa edildiğini söyledi aynı tarihte.

Kim verdi o imar izinlerini?

TMMOB’a göre İstanbul’da 2019 yılı itibarıyla gerekli kriterleri karşılayan toplanma alanı sayısı sadece 77 idi.

Kupon arsa, rant açgözlülüğü, imar affı, hırsızlık, yolsuzluk, daha fazla para kazanma hırsı, liyakatsizlik, boş vermişlik, ‘bir şey olmaz’cılık, fıtrat, kader… Bunların hepsi birer ipucu durumu anlamaya yarayan. Her biri sorunun ayrı bir parçası.

2000’li yılların başında İstanbul Valiliği Afet Yönetim Merkezi tarafından 762 mahalle ve 173 köye turuncu renkli yaklaşık 2 bin konteyner yerleştirilmişti. Bunların içinde kazma, kürek, baret, halat, el feneri, hilti, battaniye, jeneratör, ilkyardım çantası gibi malzemeler yer alıyordu.

Sonradan öğrendik ki konteynerler hırsızların hedefi olmuş, başta jeneratörler olmak üzere malzemelerin çoğu çalınmış.

Beklenen büyük Marmara depremine hazırlık çerçevesinde en iddialı girişim Kentsel Dönüşümdü. TBMM bu amaçla 2012 yılında Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun’u kabul etmişti. Türkiye’nin her tarafında kent ve köylerde ekonomik ömrünü tamamlamış, yıkılma riski taşıyan binaların yeniden yapılması için devletin kredi, kira yardımı, belediyelerin ise harç-vergi avantajları sağlamasını düzenleyen kanun.

Ne oldu?

TMMOB Şehir Plancıları Odası kentsel dönüşümün bilimsel yöntemlerle değil, zorlayıcı, dayatmacı ve baskıcı bir şekilde yürütüldüğünü vurguluyor, sosyal sorunların görmezden gelindiğini söylüyor.

“Devlet gerçek anlamda görevini yerine getirmiyor. Dayatmalar nedeniyle insan hakları ihlalleri yaşanıyor. Bugün hangi kentsel dönüşüm projesinde kamu yararı görebiliyorsunuz? Biz rant projeleri görüyoruz sadece. Kamu yararı yok. Eğer bu projeler kamu yararı anlayışıyla gerçekleşiyor olsaydı, sosyal konutlar olurdu” diyor, TOKİ’nin rant arayışlı lüks konut inşaatlarına gönderme yapıyorlar.

Ne demiştik? Rant aç gözlülüğü.

Vatandaşta da var aynı aç gözlülük aslında. “Evimi kentsel dönüşüme verdim. Bir daireme iki daire alacağım” aç gözlülüğü. Krizi fırsata çevirme beklentisi.
Kazanmak, çok kazanmak, daha fazla kazanmak isteği…

İBB Deprem Risk Yönetimi Kentsel İyileştirme Daire Başkanı Tayfun Kahraman “Kanal İstanbul projesine aktaracağınız bütçeyi İstanbul’da yapı stokunun yenilenmesine aktarırsanız problemi ortadan kaldırıyorsunuz” diyor. Hatırladınız mı Tayfun Kahramanı? Gezi davasında 18 yıla mahkum edildi. Hani Vera’nın babası…

Televizyondaki çocuk “Annemi de kurtarın” diyor enkazı göstererek.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Kaya Türkmen Arşivi