Christmas

Noel, eski Keltçede “yeni” ve “güneş” anlamına gelen “noio” ile “hel” sözcüklerinin birleşmesinden oluşur ve “yeni güneş” anlamına gelir

Bugün 25 Aralık, İsa’nın doğum günü ve Hristiyanların büyük bölümü için en önemli dini bayram. Akla hemen, süslenmiş ağaçlar, paketlenmiş armağanlar, açık havadaki ayinler(1), Christmas carolları(2) ve gösterişli yemek sofralarını getiren bu önemli gün gerçekten de İsa’nın doğduğu gün mü peki?

İsa’nın tam olarak ne zaman doğduğuyla ilgili kesin bilgimiz yok aslında. Yalnızca Luka İncili’nde, İsa’nın, çobanların sürülerini otlattığı bir zamanda doğmuş olduğuyla ilgili bir cümle var ki bu da koyunların ağıllarda tutulduğu Aralık ayı yerine otlağa çıkarıldığı bahar aylarını işaret ediyor daha çok. Peki 25 Aralık tarihi nereden çıktı?

İsa’dan sonraki iki yüzyıl içinde peygamberin doğum gününün kutlanmasıyla ilgili bir kayıt yok. Doğumun tarihiyle ilgili ilk tartışmaya, İskenderiyeli Klemens’in M.S. 200 yıllarında tuttuğu notlarda rastlıyoruz.  Buna göre, çeşitli Hristiyan toplulukları İsa’nın doğumu için farklı günler önerirler. Her birinin kendi çıkarımları sonucu belirlediği 28 Ağustos,  20 Mayıs, 21 Mart, 15 Nisan gibi tarihler arasında 25 Aralık yer almaz. Her topluluğun kendi inandığı günde kutlama yapmasıyla geçen yıllardan sonra 5. yüzyılda iki tarihin öne çıktığını görüyoruz. Batı Roma İmparatorluğu’nda 25 Aralık, Doğu Hristiyanları arasında da 6/7 Ocak.

Pagan Gündönümü

25 Aralık tarihi, önce Doğu sonra da Batı Roma’nın Hristiyanlığı kabulünden sonra, İmparatorluğun, savaşlarla ele geçirdiği topraklardaki pagan dinleri silmek için giriştiği Hristiyanlaştırma çabası  sonucu öne çıkar. 25 Aralık günü Avrupa pagan toplulukları için yeni yılın başlangıcıdır (aslında biliyorsunuz, gündönümü 21 Aralık’tır). Günlerin her gün biraz daha uzamasını yeni doğmuş bir bebeğin büyümesine benzeterek yeni yılı o gün başlatan paganları kazanmak isteyen Roma, bu tarihi aynı zamanda İsa’nın doğum günü olarak kutlamaya başlar.  Burada gördüğümüz, daha önce ve sonraki pek çok örnekteki gibi, yeni işgalci dinin, yerli eski inanışlardan kimi unsurları kendi içine katarak, benimsenme ve yaygınlığını arttırma kurnazlığından başka bir şey değildir.

[Başka bir açıklama da İsa’nın ana rahmine düştüğü tarihle ilgilidir. İlkçağ Hristiyanları arasındaki yaygın bir inanış, İsa’nın rahme düştüğü ve çarmıha gerildiği günün aynı olduğudur. Roma güneş takvimine göre 25 Mart(3) olarak kabul edilen gebe kalma ve ölüm gününe 9 ay eklenince bulunan 25 Aralık tarihinin İsa’nın doğum günü olarak belirlenmiş olması da bir olasılık(4).]

Ortodoks Hristiyanların İsa’nın doğum gününü 6/7 Ocak’ta kutlaması, bugün de kullandığımız Gregorian takvim yerine eski Julian takvimini benimsemelerindendir. Ancak pragmatik Batı, paganlara yaptığını Ortodokslara da yapar ve 6 Ocak tarihini diğer bir önemli gün olan “Epifani”yle özdeşleştirerek, 25 Aralık-6 Ocak arasını Christmas ve devamı kutsal günlere dönüştürür.

3 Müneccim

Epifani ya da Teofani, doğduktan hemen sonra İsa’ya secde etmeye gelen 3 “Magi” ile ilgilidir. Kimi zaman “Kral” kimi zamansa “Müneccim”, “Çoban” ya da “Bilge” olarak adlandırılan bu kişiler, Tanrı’nın oğlunun doğumunu yıldızlardan öğrenir ve bir yıldızın rehberliğiyle onun doğduğu eve ulaşırlar. İsa’nın peygamberliği ilk kez bu ziyaret sırasında dile getirildiği için bu olay Hristiyanlar için büyük önem taşır. Matta İncili’nden:

“İsa'nın Kral Hirodes devrinde Yahudiye'nin Beytlehem Kenti'nde doğmasından sonra bazı müneccimler doğudan Yeruşalim'e gelip şöyle dediler: "Yahudiler'in Kralı olarak doğan çocuk nerede? Doğuda onun yıldızını gördük ve ona tapınmaya geldik." Kral Hirodes bunu duyunca kendisi de bütün Yeruşalim halkı da tedirgin oldu.  Bütün başkâhinleri ve halkın din bilginlerini toplayarak onlara Mesih'in nerede doğacağını sordu. "Yahudiye'nin Beytlehem Kenti'nde" dediler. "Çünkü peygamber aracılığıyla şöyle yazılmıştır: 'Ey sen, Yahuda'daki Beytlehem, Yahuda önderleri arasında hiç de en önemsizi değilsin! Çünkü halkım İsrail'i güdecek önder Senden çıkacak.'" Bunun üzerine Hirodes müneccimleri  gizlice çağırıp onlardan yıldızın göründüğü anı tam olarak öğrendi. "Gidin, çocuğu dikkatle arayın, bulunca bana haber verin, ben de gelip ona tapınayım" diyerek onları Beytlehem'e gönderdi. Müneccimler, kralı dinledikten sonra yola çıktılar. Doğuda görmüş oldukları yıldız onlara yol gösteriyordu, çocuğun bulunduğu yerin üzerine varınca durdu. Yıldızı gördüklerinde olağanüstü bir sevinç duydular. Eve girip çocuğu annesi Meryem'le birlikte görünce yere kapanarak ona tapındılar. Hazinelerini açıp ona armağan olarak altın, günnük ve mür sundular. Sonra gördükleri bir düşte Hirodes'in yanına dönmemeleri için uyarılınca ülkelerine başka yoldan döndüler.”

[Maguslar ya da Magiler(5) eski Pers ve sonradan Zerdüşt dinlerindeki kutsal rahiplerdir. Bunların astrolog oldukları, geleceği bildikleri ve buna benzer olağanüstü güçleri olduğuna inanılırdı. İngilizcedeki “magic” (sihir) ve “magician” (sihirbaz) sözcüklerinin kökeni Eski Farsça “magus”a dayanır(6).]

1 Ocak

Peki 1 Ocak’ın, yani bugün yeni yılın ilk günü kabul ettiğimiz günün bunlarla bir ilgisi var mı derseniz, yok; aslına bakarsanız 1 Ocak’ın yılbaşı olması İsa’dan bile daha eski.

Batıda güneş takviminin ilk kullanımı Roma İmparatoru Julius Sezar’la başlar. M.Ö. 7. yüzyıldan bu yana kullanılan ay takvimindeki yetersizliğin farkında olan Sezar, İskenderiyeli gök bilimci Sosigenes’ten yeni bir takvim konusunda yardım ister M.Ö. 46’da. Sosigenes ona Mısırlıların kullandığı güneş takvimini önerir; bir yıl 365 gün olacak, her 4 yılda bir de Şubat ayına bir gün eklenecektir. Julian adı verilen bu takvime uygun olarak, M.Ö. 45 yılında 1 Ocak günü yeni yılın başlangıcı olur ilk kez.

Bitirmeden önce, Christmas’ın,  “Christ” (İsa) ve  batı dillerinde “ayin” anlamına gelen “mass/masse/massa” sözcüklerinden oluştuğunu belirterek “Noel”den de söz edelim kısaca. Noel, eski Keltçede “yeni” ve “güneş” anlamına gelen “noio” ile “hel” sözcüklerinin birleşmesinden oluşur ve “yeni güneş” anlamına gelir. Yukarıda da geçtiği gibi, pagan geleneklerinin Hristiyanlık dinince kapsanmasından sonra diğer dillerde de “Christmas” yerine kullanımı yaygınlık kazanır.

İncil’in her zamanın “best seller”i olması gibi, herhalde resim sanatında da en çok yinelenen tema İsa’nın çarmıha gerilişidir, onun kadar olmasa da “İsa’nın Doğuşu” ve “3 Müneccim” konuları da en çok resmedilen konular arasında olmalı. Sayfada bu konudaki tanınmış örneklerden birkaç esere yer verdim, meraklısı daha fazlasını internette bulabilir…

Mutlu Noeller…

Önceki ve Sonraki Yazılar
Oğuz Pancar Arşivi