Galip Umut Özdil

Galip Umut Özdil

ÇİFTÇİYE DESTEK VE VERİMLİLİK

Resmi gıda enflasyonunun aylık %13,4 olduğu, yıllık olarak ise %90’a dayandığı, nüfusun en düşük gelire sahip %20’lik kesiminde ise bu oranın 1,5 katına çıktığı, üretici maliyetlerinin artık korkunç boyutlara ulaştığı (resmi olarak %81), tarıma verilen desteklerin aylık maliyet artışlarını bile karşılayamadığı bir ekonomik çıkmaz içinde olunduğunun bilincindeyiz. Bu enflasyon oranının Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütünün (FAO) küresel çapta açıkladığını gıda fiyat artışının 3 katı olduğu da dikkatinizden kaçmamıştır.

Tüm bunlara rağmen tarımda anahtar kelime verimlilik dersek, sizlere ilk bakışta yersiz, tutarsız bir tespit olarak gelebilir. Ancak, her geçen gün daha az sayıda çiftçinin daha çok nüfusu doyurması gerekiyor. Bitkisel üretime uygun tarım alanlarının son sınırına geldiği ve artan kentleşme nedeniyle hızla azalmaya başladığı, yapılan tahminlere göre tüm dünyada 1,5 milyar hektar tarım alanının (çayır ve meralar hariç) %40’ına yakınının verimli üretim yapılamayacak kadar bozulma sürecine girdiği bilimsel raporlarla sabit. Ayrıca küresel ısınmanın olumsuz etkilerinin birincil üretim başta olmak üzere tüm gıda sistemlerinin sınırlarını zorlayacağını tahmin etmek zor değil.

Ayrıca, 2050 yılına kadar her yıl dünyanın 5 bin km³ ek kullanılabilir suya ihtiyacı olacak. Bu büyüklük Türkiye’nin bir yılda kullandığı su potansiyelinin 85 katı anlamına geliyor.

Tüm bu verilerin ve olası sonuçların bizi ulaştırdığı ortak çıkış yolu ise verimliliğin artmasıdır. Verimlilik bir ülkenin veya bir sektörün ekonomik anlamda büyüme ve gelişme düzeyinin saptanmasında en nesnel ölçülerden biridir. Üstelik verimlilik ile kazanç arasında, kazançla da sürdürülebilir arz arasında paralellik vardır.

Verimliliği sadece dekar başına 280 kilogram olan buğday üretimini 500 kilograma ya da bir inekten yılda sağdığımız 3 tondan 10 tona çıkarmak olarak ele almak yetersiz olacaktır.

Burada konunun daha iyi anlaşılabilmesi için elde edilen ürün ile o ürünün üretilmesi için kullanılan emek, sermaye, diğer girdiler ve çok net olarak ölçülemese de teknolojik yeniliklerin katkısı oranını ifade eden toplam faktör verimliliğine de vurgu yapmak gerekiyor. Hatta bunlara tarımsal destekleme araçlarını, destekleme miktarının maliyete oranını ve tarım politikalarını da eklemek gerekir. Çünkü bir ekonomik sektörde kaynakların ne derece etkin kullanıldığını belirleyen unsurlardan en önemlilerinden biri yönetici kurumların işlevselliğidir.

Daha basit bir anlatımla cevabı aranan soru, tarımda ekonomik girdilerin ne kadar etkin kullanıldığıdır. Türkiye ekonomisi gibi tarım sektörü de son 40 yıldır elde edilen hasıla açısından büyüyor. Ancak nüfus artış hızı da büyüme hızının altında kalmasına rağmen beklenen zenginleşme sağlanamıyor. Bunun nedenleri büyümenin sürdürülebilir olmaması, inişli-çıkışlı seyir izlemesi, üretimden çok tüketim odaklı olmasıdır.

Ancak gözden kaçan diğer nedeni ise yazının ana konusu olan toplam faktör verimliliğin azalıyor oluşudur.

Türkiye’de son 40 yıl içinde toplam faktör verimliliği giderek düştüğünü çeşitli hesaplama yöntemleriyle tespit eden araştırmalar var. Verim düşüklüğünün en önemli nedenleri üretimde ithal girdi payının yüksek oluşu, araştırma geliştirme (Ar-Ge) - eğitim destek ve yatırımlarının yetersizliği, teknolojik yatırımların azlığı ve finansal yetersizlik olarak sayılabilir.

Tarım sektöründe de aynı durumun geçerli olduğunu kaydeden bu araştırmaların önemli bir çıktısı da bu konudaki araştırmaların yetersizliğidir. Ancak bu durum genel kabul gören bilimsel çalışmaların verilerinin verimliği nasıl anlamamız ve kaynakların hangi alanlara aktarılması gerektiği yönünde bizlere ipuçları vermesini engellemez.

Son dönemde tarıma ve çiftçiye her türlü desteğin daha yüksek miktarda ve acilen verilmesi gerektiğini haklı nedenlerini de ortaya koyarak defalarca gündeme getirmeye çalışıyoruz. Ancak bunun tek başına yeterli olmayacağı da açık. Örneğin yağış miktarı ya da sulama başta olmak üzere altyapı yatırımları %100 artarsa tarımda toplam faktör verimliliği artış hızı %15 ila 17, kullanılan kredi miktarı %100 artarsa %20 yükseliyor.

Tarımsal desteklerin %100 artışı ise yağış miktarı kadar bile verimlilik artış hızını etkilemiyor, %7’de kalıyor. (Burada çiftçi desteklerinin sosyal destek olarak görülmesi ve başka ihtiyaçlar için harcanmasının da etkisi var tabii ki.)

Ancak en önemli unsur: Ar-Ge ve çiftçi eğitimi. Bu alanda verilecek desteğin %100 artışı toplam faktör verimliliği artış hızına etkisi %70’e yaklaşıyor.

Tarımda toplam faktör verimliliğinin sağlanmasının ilk yolu Ar-Ge ve eğitim desteklerinin artırılmasından geçiyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Galip Umut Özdil Arşivi