Fenerbahçe tek tek kazanıyor

Fenerbahçe, kalecisi Livakoviç’in sebep olduğu gereksiz penaltıyla geri düştüğü maçta rahat geri döndü.  Ankaragücü’nü 2-1 yenerken rakibine tek bir pozisyon bile vermeyen Sarı Lacivertliler yine çok sayıda pozisyondan yararlanamadı. İki golü de atan Cengiz Ünder, yetenekli oyuncu transferinin ne kadar önemli olduğunu ortaya koydu.

Transfer deyince, Sacha Boey’in 30 milyon Euro gibi bir rakamla transfer edilmesinin hakkını vermek lazım,  gerçekten önemli. (Tabii eğer rakam doğruysa, çünkü Erden Timur’un olduğu yerde her şeyin mümkün olduğunu biliyoruz) Önemi sadece rakamsal olarak bugüne kadar Türkiye’den yapılan en büyük transfer olması değil, artık Avrupa’nın büyükleri Türkiye pazarını çok daha yakından izleyecek, bu önemli. Elif Elmas, Vedat Muriç, Kim Min-jae, Arda Güler transferlerine Boey’in eklenmesiyle, Türkiye sadece futbolcu satın alan bir ülke olmaktan kurtuluyor, önemli satışlar yapan bir ülkeye dönüşüyor. Bu bir yandan, önemli futbolcuların Süper Lig’e gelişini kolaylaştıracak ama öte yandan iyi futbolcuları elde tutmak da zorlaşacak. En büyük aday Ferdi Kadıoğlu. Korkarım Fenerbahçe sezon sonunda Ferdi’yi tutamayacak. Şimdiden Barcelona’nın 35-40 milyonla teklif vereceği yazılıp çiziliyor. Bu haberler doğru olmasa bile, sezon sonu gerçekleşeceği Allah’ın emri.  Ankaragücü maçında da sahanın en iyilerindendi. İsmail Yüksek, Syzmanski ve Fred de takımda tutması zor isimler.

İsmail Kartal da muhtemelen “kadromuz umarım seneye çok fire vermez” diye dua ediyordur. Kartal’ın en rahat olduğu bölge artık stoper mevkii. Elinde tam altı adet stoper oldu; Becau, Djiku, Bonucci, Serdar Aziz, Osterwolde ve şimdi de Çağlar Söyüncü.  Bu maça Osterwolde kart cezalısı olduğu için Serdar-Djiku ikilisiyle çıktı ama ilerde muhtemelen Bonucci de Çağlar da direk oynamak isteyecek. Ancak Djiku’yu kesmek çok zor olacak, çünkü Fenerbahçe defansının aklı konumunda. Ne aklından vazgeçmek mümkün olacak ne hızından…

Sağ açıkta da İrfan Can yerine Cengiz’i tercih etmişti. Muhtemelen Kartal, Ankaragücü defans göbeğindeki zaaflardan yararlanmak için Cengiz- Dzeko iş birliğinden yararlanmak istemişti.

Kalabalık bir defansla dizilen Ankaragücü, Fenerbahçe’nin önde baskı yapmasına izin vermemek için uzun toplarla çıkarak oyuna başladı. Hesaplar kontra ataklar üzerine yapılmıştı. Nitekim 12. Dakikada böyle bir kontra atakta defans arkasına atılan topa koşan Cephas, lüzumsuz çıkan, zamansız müdahale eden Livakoviç’e ayağını takarak penaltıyı aldı.  Muhtemelen Livakoviç bu pozisyonu her seyrettiğinde kendisine fena öfkelenecektir.

Tolga Ciğerci’nin penaltıdan attığı gole kısa bir süre sonra Cengiz Ünder karşılık verdi. Cengiz’in sağdan yaptığı ortaya kimse dokunmayınca top fileleri buldu. Birkaç dakika sonra yine sağdan gelişen bir atakta önce Dzeko’nun topu kaleciden döndü, ardından Syzmanski’nin vuruşu defansa takıldı, topu önünde bulan Cengiz fırsatı kaçırmadı, Fenerbahçe’yi öne geçirdi.

Gollerden sonra yaşanan sevinç önemliydi. Tüm yedeklerin de sahaya girerek katıldığı sevinç kucaklaşmaları takımdaki kenetlenmenin ve arkadaşlığın net göstergesiydi. Bilmeyen birisi Bonucci’nin sevincini görse takıma daha birkaç hafta önce katıldığını tahmin bile edemezdi.

Goller dışında ilk yarıda Fenerbahçe adına Tadiç ve Ferdi’nin ceza sahası dışından attığı şutlar ve kaleci Bahadır’ın kurtarışları vardı. Kornerlerde ise Serdar Aziz ve Kruniç’in kafa vuruşları az farkla dışarı gitti. Ankaragücü adına ise direğe takılan Morutan’ın ceza sahası dışından attığı sert şut vardı.  Fenerbahçe’nin duran topları bu maçta, en azından ilk yarıda etkili kullandığını söylemek mümkün.

Fred’siz oynamayı öğreniyor Fenerbahçe. Fred’in rolünü İsmail, İsmail’in rolünü ise Kruniç üstleniyor. İsmail her maç biraz daha iyi oynayıp, Fred ustalığında işler yapıyor, paslar atıyor. İsmail oyunun iki yönünü de artık daha iyi oynuyor.

İkinci yarıya Ankaragücü taktik değiştirerek başladı. Geriden paslaşarak çıkmaya ve ilerde baskı yapmaya çalıştılar. Bu da Fenerbahçe’ye ilerde baskı yapma fırsatı verdi. Bu baskıyla üst üste pozisyonlar üretildiyse de değerlendirilemedi.

İsmail Kartal, bu kez öfkelenmediği için değişiklikleri teker teker yaparken takımın dengesinin bozulmasına izin vermedi.

Bu maçı da golsüz geçen Dzeko, yerini Batshuayi’ye bırakırken seyircinin alkışları vardı.  Bir süre sonra Emre Mor ve Crespo oyuna girerken uzatmalarda da Mert Hakan Syzmanski’nin yerini aldı.

Oyunun sonlarında Emre Mor’un ceza sahası önünde kaptığı topla rakip kaleye kadar gidişi, sonunda kaleciye takılsa da futbol adına seyretmeye değer bir pozisyondu.

En iyi yorumu Emre Belözoğlu maç sonunda yaptı; "Net bir şekilde bizden daha iyi bir takım vardı. İki tane beki de çok üst düzey. Barcelona ve Real Madrid'de dahi oynayabilirler. Fenerbahçe takımının kendi sahasında son 10 senenin en iyi kadrosuyla üstün oynaması gayet doğal."

Önceki ve Sonraki Yazılar
Ümit Sezgin Arşivi