‘Gerçek’ hediyelerle dolu ‘büyülü’ bir dünya: İçimdeki Ağaç

Çocuklara hikaye anlatmak kolaydır. Hele hele de resimlerle birleştirip üç cümle savurarak. Ama Corrina Luyken, İçimdeki Ağaç’ta çocuklara şiirsel bir hikaye değil sadece büyülü bir şiir yazıyor bir o kadar şiirsel resimleriyle. Ve davet ediyor onları ‘gerçek’ hediyelerle dolu bu ‘büyülü’ dünyaya…  

Çocukların yaşamlarında “İlk çocukluk – Oyun Dönemi” olarak adlandırılan 3-6 yaş aralığı, minik afacanların bedensel davranışlarının yerli yerine oturduğu, buna ek olarak zihinsel gelişmenin de ufak ufak kendisin göstermeye başladığı, bebeklik döneminden çıkıp artık büyümeye başladığı sürece tekabül ediyor. Çocuklar bu dönemde belirli bir yapılanmayı ve gelişmeyi tamamladığı için de gözlerini ‘etrafa’ çevirmeye başlıyor. Yani ufaklıklar için hedef, artık çevrelerinde olup bitenleri anlamaya çalışmak oluyor. Bu da beraberinde sosyalleşmeyi getiriyor. Buradaki sosyalleşmeden kasıt illa ‘Yağ satarım bal satarım’ gibi bir oyun değil ki ayrıca o oyunlar milat oldu. Dört bir yanlarında ne olup bitiyorsa dikkat kesiliyor çocuklar. Kısaca ‘dışa açılıyorlar’. Ama günümüzde bu ‘dışa açılma’, börtü böcek, ağaç, yeşillik gibi natürel bir ortama değil onların ‘oyalanmaları’ için ebeveynleri tarafından ellerine tutuşturulan tabletlerin ve herhangi bir yetişkinin altından zor kalkacağı oyunlarla yüklü cep telefonlarının sanal dünyasına oluyor.

Durum bu kadar vahim mi? Evet. Çağımızın gerçeği bu. Eskiden ‘şehir’de büyümek, ‘şehre gitmek’ hayati bir meseleyken şimdi Kuzey Ege tarafında bir sahil kasabasına yapılan dokuz günlük tatil dönüşünde ailelerin aklında “Keşke çocuğumuz böyle bir ortamda büyüse,” hayali kalıyor. Yine de karamsar olmamak lazım. Zira elimizde çocukların yukarıda değindiğim çevreye karşı duyarlılığına cevap verebilecek kitaplar var. Daha önce yine Eksik Parça Yayınevi’nden çıkan “Kalbim” kitabıyla tanıdığımız ödüllü yazar ve illüstratör Corinna Luyken’ın yine Eksi Parça’dan, İdil Akdemir çevirisiyle yayınlanan “İçimdeki Ağaç” da bunlardan biri. Kitap, tabiri caizse doğayı çocukların ayağına getiriyor. Sadece doğanın görünen yüzünü değil ama. ‘İçindekileri’ de…

Her şeyden önce dostluk var o doğanın içinde. Sıkı arkadaşlıklar. Ve bu arkadaşların bir sürü ağacı var. O ağaçların da elması, armudu, portakalı, bademi, eriği var. Sonra altında dinlenebilecekleri hatta uyuyabilecekleri o arkadaşlara kol kanat geren kocaman gölgeleri de var. Yüzünü gösterip ‘yüz güldüren’ güneş de ağaçlara dahil. Onların bir parçası. İsteyen ağacın tepesine çıkıp güneşe “Merhaba” bile diyebilir. Üstlerinden geçen kuşlara da hatta. Yanlarından geçen sincaba el sallayabilir, yedikleri elmada turlayan kurda da göz kırpabilirler. Ama çalışmakta olan arıyı rahatsız etmemek kaydıyla. Onun da işi ağaçla çünkü. Belki içlerinden biri coşup bir şiir bile döktürebilir bu arkadaşlar, “Ve içimde/bir ağaç olduğu için,/aynı zamanda içimde rüzgar,/ve yağmur/ve çamur/ve balıklarla dolu bir nehir/ve bir gökyüzü vardır/” diye. Burada değil de nerede çıkar ki bir şiir bir çocuğun ‘içinden’?

Çocuklara hikaye anlatmak kolaydır. Hele hele de resimlerle birleştirip üç cümle savurarak. Ama Corrina Luyken, İçimdeki Ağaç’ta çocuklara şiirsel bir hikaye değil sadece büyülü bir şiir yazıyor bir o kadar şiirsel resimleriyle birlikte. Ve davet ediyor onları ‘gerçek’ hediyelerle dolu bu büyülü dünyaya…   

Önceki ve Sonraki Yazılar
Burak Soyer Arşivi