Alican Uludağ ilk kez hakim karşısında: Bu dava basın özgürlüğünün engellenmesinden ibaret
Tutuklu gazeteci Alican Uludağ'ın yargılandığı davanın ilk duruşması görüldü. Mütalaasını açıklayan savcı Uludağ'ın tutukluluğunun devamını talep ederken, mahkeme tahliye kararı verdi.
ANKARA - DW Türkçe muhabiri gazeteci Alican Uludağ'ın yargılandığı davanın ilk duruşması bugün görülüyor.
20 Şubat günü tutuklanan Uludağ; "Cumhurbaşkanı'na alenen hakaret", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ve "Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ve devletin yargı organlarını alenen aşağılama" ile suçlanıyor.
Ankara 27. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın ilk duruşmasına, İstanbul'un Silivri ilçesindeki Marmara Cezaevi'nde bulunan Uludağ, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi'yle bağlandı. Duruşmaya Uludağ'ın annesi, babası ve eşiyle birlikte meslektaşları ve arkadaşları da katıldı. Duruşmayı DEM Parti Eş Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Rüştü Tiryaki ve CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırozer de izliyor.
"TÜM TUTUKLU GAZETECİLERE SELAM GÖNDERİYORUM"
Savunmasında tüm tutuklu gazetecilere selam gönderen Alican Uludağ, Ankara'da yaşamasına ve davanın kentte görülmesine rağmen duruşma salonuna getirilmemesini eleştirdi.
Sadece heyeti gördüğünü, salonu görmek istediğini söylen Uludağ "Merdan Yanardağ, İsmail Arı, Pınar Gayıp ve son tutuklanan gazeteci Yelis Ayaz’a ve tüm tutuklu gazetecilere selam gönderiyorum" diyerek savunmasına başladı.
Son üç aydır Silivri'de tutuklu Uludağ, "Mesleğiniz nedir?" sorusuna "Yargı muhabiriyim" diyerek yanıt verdi.
"NASIL HAKARET ETTİĞİME DAİR AÇIKLAMA GETİRİLMİYOR"
Ankara'da bizzat savunma yapma talebine karşılık ret kararı alındığını vurgulayan Uludağ, "90 gündür ailemden uzakta, Silivri cezaevindeyim. SEGBİS’le bağlanmaya itirazımı dile getirmene rağmen duruşmaya buradan bağlanıyorum. Cezaevinden yapılan bir yargılama sağlıklı olamaz" dedi.
İddianamede "Cumhurbaşkanı'na hakaret" iddiasıyla sosyal medya mesajları nedeniyle suçlamasına karşılık mesajında nasıl hakaret ettiğine açıklama getirilmediğini belirten Uludağ, yine iddianamede hükümet aleyhine eleştirileri gerekçesiyle suç yaratılmaya çalışıldığına dikkat çekti.
"PAYLAŞIMIMIN DOĞRU OLDUĞUNU CEZAEVİNDE BİZZAT DENEYİMLEDİM"
İddianamede cezaevlerindeki kalabalığı eleştirdiği bir mesajıyla suçlandığını işaret eden Uludağ, Ankara’daki evinde gözaltına alınıp İstanbul’da tutuklandığında Marmara Cezaevi’nin D Blok'unda kalabalık koğuşta tahta kuruları olduğunu ve bizzat üzerinden tahta kurusu temizlediğini söyleyerek, dolayısıyla bu paylaşımının de yanlış olmadığını bizzat deneyimlediğini ifade etti.
Uludağ, "Asla pişman olunacak bir gazetecilik yapmadım. Gazeteciliği halkın çıkarına yaptım. Bu dava, basın ve ifade özgürlüğünün engellenmesinden ibarettir. Bu, halkın haber alma hakkını engellemektir" diye konuştu.
"BENİ SERBEST BIRAKTIĞINIZDA BULACAĞINIZ YER, ADLİYE BASIN OFİSİ"
Gazeteci olarak suç istemediğini ve paylaşımlarında kesinlikle hakaret gibi suçlamalara konu suç olmadığını söyleyen Alican Uludağ, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye hitaben söylediği "Artık eski Türkiye geride kaldı" diyerek ifade özgürlüğünü savunduğu konuşmasını hatırlattı ve serbest bırakılmasını talep etti.
Ankara'daki evinde 5 ve 10 yaşlarında iki çocuğu kendisini beklerken hakkında kaçma şüphesi iddiasıyla tutuklu yargılanmaması gerektiği belirten Uludağ, "Sayın Hakim beni serbest bıraktığınızda beni bulacağınız yer Ankara Adliyesi Basın Ofisi'dir" ifadelerini kullandı.
"Bugün gazeteciler susarsa toplum da susar. Yaşasın Mustafa Kemal Atatürk'ün demokratik, laik cumhuriyet" diyen Uludağ, Türkiye'nin önemli bir yol ayrımında bulunduğunu ve ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın dediği üzere "Türkiye'nin otoriterleşme" aşamasındayken sadece gazetecilik yaptığını dile getirdi.
Tahliyesini talep eden Uludağ, altı sayfalık savunmasını tamamladı.
"ORTADA SUÇ YOK GAZETECİLİK FAALİYETİ VAR"
Alican Uludağ'ın avukatı Abbas Yalçın da, müvekkiline tahliye talebiyle birlikte ortada suç olmadığına ve sadece gazetecilik yapıldığına dikkat çekti.
Ankara Barosu adına davaya katılma talebi başvuru kapsamında söz alan Baro Başkanı Mustafa Köroğlu, "Hatalı bilgiyi alenen yayma suçu", TBMM'de yasalaşırken gazeteciler ve gazetecilik aleyhine kullanılmayacağı sözü verildiğini anımsattı.
Yine Türk Ceza Kanunu'ndaki (TCK) "yargı oranlarını aşağılama suçu" ile Alican Uludağ'ın suçlanamayacağını kaydeden Köroğlu, Ankara Adliyesi'nin 16 nolu odasında yargı muhabiri olarak masası olan Uludağ'ın bugün Ankara'da değil Silivri'de tutuklu yargılanmasının "adil yargılanma hakkı ihlali" olduğunu söyledi.
SAVCI TUTUKLULUĞUN DEVAM ETMESİNİ İSTEDİ
Duruşma savcısı, kuvvetli suç şüphesi varlığını gösteren somut deliller bulunduğunu belirterek, Alican Uludağ'ın tutukluluk halinin devamını talep etti.
Savcı, Ankara Barosu'nun katılma talebiyle ilgili kararı ise mahkeme takdirine bıraktı.
Alican Uludağ, "Savcı Bey Cumhurbaşkanı'na hakaret suçlamasına ilişkin somut konu neymiş ve kuvvetli suç şüphesi nasıl oluşmuş açıklasaydı keşke. Bir gazeteci olarak 90 gündür cezaevindeyim" dedi.
Mahkeme Başkanı, Ankara Barosu'nun davaya katılma talebini reddetti.
Hakim, Alican Uludağ aleyhine herhangi bir soruşturma ve kovuşturma bulunup bulunmadığına ilişkin UYAP incelemesi yapılmasını talep etti.
Uludağ'ın mesleği, ikametgahının belli olması ve delillerin toplanması, kaçacağına dair dosyaya yansıyan somut bilgiler olmaması nedeniyle tahliyesine karar verildi.
Bir sonraki duruşma tarihi, 18 Eylül günü saat 10.30 olarak belirlendi.
Meslektaşlarından Alican Uludağ için açıklama: Gazetecilik suç değildir
Kaynak:Yıldız Yazıcıoğlu