Aziz İhsan Aktaş davasında altıncı gün | Rıza Akpolat: 'Kurultay hakkında konuş dosyanı temizleyelim' dediler

'Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü Davası'nda altıncı gün bugün görüldü. Bugün yapılan duruşmada Rıza Akpolat savunmasını mahkemeye sundu.

Aziz İhsan Aktaş davasında altıncı gün | Rıza Akpolat: 'Kurultay hakkında konuş dosyanı temizleyelim' dediler

GAZETE PENCERE - Kamuoyunda “Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü Davası” olarak bilinen ve aralarında 5’i tutuklu 7 CHP’li belediye başkanının da bulunduğu 200 sanıklı davanın ilk duruşması ikinci haftasında devam etti.

İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Cezaevi yerleşkesinde görülen yargılamada dün, beşinci duruşma günü gerçekleştirildi. Bugün ki duruşmada ise Beşiktaş Belediyesi Başkanı Rıza Akpolat savunmasını sundu.

Heyetin tutuklu sanıkların savunmalarında sona yaklaşılmasıyla birlikte, mahkemenin bu haftanın sonunda tutukluluk durumlarına ilişkin ara değerlendirme yapması bekleniyor.

İŞTE SAAT SAAT DURUŞMADA YAŞANANLAR:

16.28 | SAVUNMA VEREN SON TUTUKLU GÜLŞAH OCAK

Akpolat'ın savunmasından sonra davada son tutuklu Gülşah Ocak'ın savunma verdi.

16.20 | AKPOLAT SAVUNMASINI BİTİRDİ: SORU-CEVAP KISMINA GEÇİLDİ

Rıza Akpolat'ın saatler süren savunması bitti. Avukatlar Akpolat'a savunması üzerinden sorular sordu.

Aziz İhsan Aktaş’ın avukatı "neden hastane satış parasıyla Aktaş’a borçları ödediniz" diye sordu.

Rıza Akpolat ise "İhalelinin kime verildiğinde karışmadığımız gibi borçların da ilk kime verileceğine karışmayız. Maliye uzmanlarımız bunu önceliklendirir" ifadelerini kullandı. Akpolat, avukatın sorusuna "Bu nasıl yönlendirici bir sorudur" diyerek avukatın sorusuna tepki gösterdi.

13.25 | RIZA AKPOLAT SAVUNMA YAPTI: BASKINDA AVUKATIM ÇOCUĞUNU DÜŞÜRDÜ

Aradan sonra Beşiktaş Belediyesi Başkanı Rıza Akpolat'ın savunmasıyla mahkeme devam ediyor. Akpolat sözlerine "Cevabını veremeyeceğim hiçbir iddia, çürütemeyeceğim hiçbir iftira yoktur" sözleri ile başladı.

Akpolat'ın savunmasından öne çıkanlar şöyle:

"Ben, Beşiktaş halkının iradesiyle iki dönem üst üste, her iki seçimde de rekor oylarla seçilerek göreve getirilmiş bir belediye başkanıyım. Fakat gelinen noktada, karşınızda bu iradeyi temsil eden bir siyasetçi olarak değil; bir yılı aşkın süredir özgürlüğünden mahrum bırakılmış bir yurttaş olarak bulunuyorum. Hakkımda, örgüt üyeliği, ihaleye fesat karıştırma, rüşvet ve suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama gibi son derece ağır suçlamalar ileri sürülmektedir.

Canımı dişime takarak, ailemden feragat ederek, gecemi gündüzüme katarak hizmet ettiğim Beşiktaş Belediyesinin yaklaşık bir yıldır yalnızca bu iddialarla gündeme getirilmesi, benim için yalnızca bir suçlamadan ibaret değil; en derin bir vicdani yaradır.

Bugün karşınızda duran şahsımın bu sorumluluk bilinci ve görev aşkı ise tesadüflerin değil, yıllara yayılan bir siyasal ve kamusal emeğin sonucudur..

Benim için en üzücü olan şey; başarısı 2024 yılında Beşiktaş halkı tarafından tescillenmiş bir başkan olarak makamın ve belediyenin yaklaşık 1 senedir bu iddialarla gündemde olmasıdır. Cevabını veremeyeceğim hiçbir iddia, çürütemeyeceğim hiçbir iftira yoktur.

75 yaşında hasta babamın gözleri önünde gözaltına alındım ve ilk günden itibaren suçlu muamelesi gördüm. Suç örgütü lideri ilan edilen Aziz İhsan Aktaş ile beni aynı otobüste yan yana götürdüler, topluma bir mesaj vermeye çalıştılar.

AVUKATIM ÇOCUĞUNU DÜŞÜRDÜ

Gözaltı işlemi için yapılan baskında, uzun süredir çocuk tedavisi gören ve nihayet hamile kalan kayınbiraderimin eşi, aynı zamanda avukatım olan sevgili Sibel çocuğunu kaybetmiştir”

40 SAYFALIK İTİRAF YAZDIĞIM İDDİA EDİLDİ

Tek kişilik hücremde bir tartışma programı izlerken, “40 sayfalık bir itiraf yazdığım” yalanının günlerce, aylarca servis edildiğine tanık oldum. O kadar kendinden emin konuşuluyordu ki, beni ziyarete gelen avukatlarım ve ailem, olası bir tahliye ihtimalinde dahi insanların benim itirafçı olduğuma inanabileceğini söylemek zorunda kaldı.

İşte bu koşullarda, tek kişilik hücremde ülkemin tarihini, geleneklerini düşündüm. Yunus Emre’yi, Tapduk Emre’yi, Hacı Bektaş Veli’yi ve daha nicelerini hatırladım. Nasıl ki 13. ve 14. yüzyıllarda bu topraklarda insanlığa ışık oldularsa, bugün de bana yol gösteren yine bu değerler oldu.

Ülkemizin yakın tarihinde yaşanan davalar; sonradan suçsuzluğu ortaya çıkan, özgürlüğü elinden alınan, hastalanan, intihara sürüklenen nice insanın hikâyesi hâlâ hafızalardadır. Aynı idam fermanıyla Anadolu’ya çıkan Mustafa Kemal gibi."

İTİRAFÇILAR NASIL İTİRAFÇI OLDU?

Aziz İhsan Aktaş itirafçı olmuştur. 13 Ocak’tan Mayıs başına kadar hiçbir beyanda bulunmazken bir anda konkordato uzatma talebi karşılanmayacağı ve temiz eller operasyonu haberleriyle tavır değiştirmiştir. Hatta Elazığ Belediyesi’nden de göstermelik dosyalar istenmiş, bu konudaki tehdit görünür hale gelmiştir. 12 Ocak gecesine kadar kimsenin tanımadığı, kamudan yüzlerce ihale alan bir iş insanı bir anda suç örgütü liderine dönüşmüştür.

O güne kadar iş yaptığı kurumlarda yaptığı bir aksaklık gündeme gelmemiş, yapılan tüm denetimlerde herhangi bir bulguya rastlanmamışken bir anda her şey tersine dönmüştür. Bununla birlikte itirafçı olmuş 9 nolu koğuştan kardeşlerinin olduğu yere götürülmüştür.

Daha sonra Mustafa Mutlu itirafçı olmuştur. Gözaltına alındığında eşi 8 aylık hamileydi. Eşinin deport edilme kaygısıyla Aziz İhsan Aktaş’la beraber beyanlarda bulunmuşlardır.

ANNESİ İLE TEHDİT EDİLDİ

Mal varlığı ile tehdit edilmiş. En son annesi ile tehdit edilip çocuklarının Çocuk Esirgeme Kurumu’na bırakılabileceği ihtimalini “koğuşundaki” arkadaşlarına anlatmıştır. Bunların sonucunda kendi hazırladığı birçok dosyayı Emirhan Akçadağ ve Ozan İş’e vermiş, kendisi arka planda durup ifadelerin büyük bölümünü bunlara verdirmiştir.

Taner Çukadar da yine benzer nedenlerle itirafçı olmuştur. Ergenlik çağındaki oğlunun adı geçen çetelerle iletişimde olması, Iğdır Cezaevi’ne nakledilmek gibi tehditler sonucunda itirafçı olmuştur. Ayrıca Taner Çukadar’ın koğuşunda yakalattığı … adet mektuplar incelendiğinde Emirhan Akçadağ’ın, Emel Öz Hekimin ve bazı şoförlerin şahsıma ve eşime olan husumetinin Şubat ayında başladığı çok net görülecektir. Taner Çukadar bu arkadaşlar tarafından manipüle edilmiş, itirafçı olmaya zorlanmıştır.

Yine şoför Mert Çolak’ın karısının 1 hafta sonra sorunku bir doğum yapacak olması ki bunu ilk sorgusunda da söylemiş kayda geçmiştir. O da eşini bir daha görememek duygusuyla itirafçı olmuştur.

Mehmet Ataş’in eşi belediye memurudur. Emirhan Akçadağ tarafından iftiraya zorlanmış, bunu da avukatları ve ailesi aracılığıyla bana iletmiştir. Eşi müdürdür. Şu anda tutuksuz sanıklardan biridir. Eşinin tutuklanmaması duygusuyla iftiracı olmuştur. Kardeşlerine bilet kesilmiş,

Mutlu’nun verdiği ifadeler sonucu Ozan İş gözaltına alınmıştır. Emniyetteki ifadesinde kimsenin aleyhinde beyanda bulunmazken savcılık ifadesinde Alican Abacı, A. Rıza Yılmaz ve Mustafa Mutlu ile ilgili beyanlarda bulunmuştur. Ozan İş’in iki kardeşi de savcıdır. Kardeşlerinin meslekleriyle tehdit edildiği için Ozan bu beyanları vermiş, kardeşlerini korumuştur.

Ozan İş’in beyanları üzerine önce Emirhan Akçadağ sonra Alican Abacı iftiracı olmuştur. Emirhan Akçadağ tek gözü %5 gören, kalp damarlarında yüksek risk bulunan, çocuğu özel bir çocuktur. Aynı zamandaAkçadağ’ın kendisi yakın zamanda alkol ve psikolojik tedavi görmüş birisidir. Kendisinin tüm bu süreçlerini iyi bilmekle beraber hep sahip çıkmışımdır. Kendi rahatsızlığını ve kızının otizm tanılı raporunu tahliye olabilmek için sunduğunu biliyorum. Bu duyguyla itirafçı olmuştur. Özel kalem müdürüm olması sebebiyle merkez tanık konumuna gelmiştir. Adı iddianamede tam 113 kez geçmektedir. Tahliye olduktan sonra birçok kişiyi itirafçı olmaya zorlayıp tehdit etmiştir.

Alican Abacı’nın babası, teyzesi ve eniştesi bir başka dosyadan tutuklanıp, en son eşi gözaltına alınmıştır. 2 küçük kızı bulunmaktadır. Eşi ifadeye çağrıldığı anda Alican da adliyeye getirilmiş, aynı anda farklı yerlerde ifadeleri alınarak psikolojik baskı kurulup iradesi sakatlanmıştır.

Harun Tuzcu yaşlı annesine tek başına bakıyor. Tutuklanınca annesinin mağdur olmaması için iftiracı olmuştur.

Uğur Uçak’ın ciddi sağlık sorunları bulunmaktadır. Çeşitli zamanlarda korona geçirmiştir.

BANA KURULTAY HAKKINDA KONUŞ, TEMİZLERİZ DOSYASI DEDİLER

Bana da ‘CHP Kurultayı hakkında konuş, itirafçı ol. Beşiktaş dosyasını temizleriz’ denildi. ‘Bak sana mayısa kadar süre’… Ne tesadüf ki mayısta oldu her şey. Ben 86 milyonun çocuğunu düşündüm, sadece kendi çocuklarımı düşünsem iki kelime söyler çıkardım. Ben bir tercih yaptım, çalışma arkadaşım ve ailem ile cezalandırılıyorum. Ben o gün öyle bir tercihte bulunmasaydım vatandaşların hiçbir umudu kalmayacaktı.

Sayın savcı, emekçi şoför kardeşlerimize bile ‘bu ülkenin devletin malını çalmanıza müsaade etmem’ demiş. O zaman hodri meydan. Dosyada Aydın Belediyesi, Elazığ Belediyesi var. Onlarca AKP'li belediye ve bakanlıklar var. Yandaşa dağıtılan ihaleler var. AKP'li belediyelere ait mülklerin nasıl satıldığını incelesin. Bir araç plakasından ya da tekne isminden beni suçlamaya çalışan sayın savcı günlerce konuşulan Isparta Belediyesi’ne hediye edilen aracı neden sormuyor? Bu araç neyin karşılığında hediye edilmiş?

MAHKEME BAŞKANI'NDAN UYARI

Rıza Akpolat:

"Neden Aydın Belediyesi hakkında bir somut adım yok? Ben de mi geçseydim başka partiye? Ya da kurultay hakkında konuşsaydım. Biz bir tane çocuk kaybettik."

Mahkeme başkanı araya girerek "Tekrara düşmeyin ve savunma dışına çıkmayın"

Rıza Akpolat:

"Bunların hepsi iddianamede var"

Rıza Akpolat savunmasını, Hasan Hüseyin Korkmazgil’in şu dizeleriyle sonlandırdı:

“Ekilir ekin geliriz ​​​Ezilir un geliriz ​​​Bir gider bin geliriz ​​​Beni vurmak kurtuluş mu?”

11.45 | AKPOLAT'IN ŞOFÖRÜ SAVUNMA YAPTI

Kılıç'ın savunmasının ardından Rıza Akpolat'ın şoförü Mehmet Ataş savunma verdi. Ataş, "para transferleri olduğunun ama kimin neye harcadığını bilmediğini başkan ne emrettiyse onu yaptım" diyerek kendisini savundu.

Ataş'ın savunması şöyle:

"Görev yaptığım dönemde, başkanlığın ihtiyaçları doğrultusunda verilen talimatları yerine getirmekle yükümlüydüm. Başkanımızın ve ilgili birimlerin ilettiği talimatlar doğrultusunda çalışmalarımı sürdürdüm. Tarafıma verilen görevler, tamamen kurum içi hiyerarşi çerçevesinde gerçekleştirilmiştir.

Hakkımda ileri sürülen iddialarla ilgili olarak açıklama yapmak isterim. Söz konusu harcamalar ve ödemeler, belediye faaliyetleri kapsamında gerçekleştirilmiştir. Bu işlemler, şahsi inisiyatifimle değil, üstlerimden gelen talimatlar doğrultusunda yapılmıştır.

MASAK raporunda yer alan bazı hesap hareketleriyle ilgili olarak, şahsi hesabıma aktarılan paralar, Rıza Bey’in bilgisi ve talimatı doğrultusunda gerçekleştirilmiştir. Bu paraların hangi amaçla ve ne şekilde kullanılacağına dair karar merci ben değildim. Benim görevim, verilen talimatları yerine getirmekten ibaretti.

Başkan sıfatıyla ya da yetkili kişi olarak değil, Beşiktaş Belediyesi bünyesinde görev yapan bir personel olarak çalıştım. Bana aktarılan paraların kaynağını ya da kullanım amacını sorgulamak gibi bir yetkim bulunmamaktadır.

Yaklaşık altı buçuk aydır tutukluyum. Bu süreçte ciddi mağduriyet yaşadım. Evim kiradır, herhangi bir ek gelirim yoktur. Tek geçim kaynağım, çalıştığım dönemde aldığım maaşımdır."

11.00 | KILIÇ SAVUNMA YAPTI

Duruşma Rıza Akpolat'ın eşi Yeşim Akpolat'ın kardeşi Kazım Gökhan Kılıç'ın savunması ile başladı.

Kılıç savunmasında "Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat'ın eşi Yeşim Akpolat'ın kardeşi olmam sebebiyle, suç işlediğim için değil akraba ilişkisinden dolayı şu an buradayım. İddianamede adımın geçtiği yerlere savunmalarımı eylem sırasına göre mahkemenize sunmaya gayret edeceğim" ifadelerini kullandı.

Kılıç'ın savunması şöyle:

Eylem 47:* Burak Kangal, Çiğdem ablamın eşidir. Kendisiyle de aile bağımız bulunmaktadır. Acarkent'teki taşınmazın satın alımı sırasında bir gün önce beni arayarak yarın geleceğinin bilgisini verdi sayın başkanım. Ben de işlemler sırasında yanında bulundum. Orada bulunmam tamamen aile içi refakat nedeniyledir. Bu hususta başka da ekleyeceğim bir konu yoktur.

*Eylem 48:* Maya Sitesi'ndeki daireyi 07.12.2022 tarihinde Mehmet Ali Akarcı isimli kişiden 16 milyon TL bir bedelle satın aldım. Satın aldığım kişiyi tanımıyorum, emlakçı aracılığıyla gerçekleşti bu satış. Bu taşınmaz, Yeşim ablam ve Rıza Akpolat evlenmeden çok önce edinildi. Daire zaten 1+1, 50 metrekare ve 20 yıllık bir site içerisindedir. Aile olarak da maddi durumumuz iyidir. Babam Hüseyin Yankılıç'la birlikte inşaat ve emlak ofisimiz vardı. Sayısız taşınmazın alım satımına aracılık ettik, kiraladık, yıllarca bununla ilgili emek verdik.

Buna da bir örnek vermek gerekirse, Sayın Başkanım, Kiler Referans Kartal projesi 470 daireli ve birçok ticari birimden oluşuyor. Bunun üzerine 13.000 metrekare olan bu arsanın satışı da %3 komisyon bedelle bizim tarafımızdan gerçekleşti. Belki inşaat ve emlak işiyle ilgilenmeyenler bilemeyebilir bu satışın ne kadar yüksek bir hacimde olduğunu. Bunu da şöyle açıklamak isterim: Satışa çıkan bağımsız bölümlerin en düşüğü 7 milyondan başlayıp oradaki daire fiyatı 100 milyona kadar gidiyor. Eğer ki biz bu tarihte %3 komisyonu daire olarak almak isteseydik herhalde Maya gibi 3'e yakın daire almış olacaktık. Bu konudaki satış sözleşmelerimizi ve mali durumumuza dair bütün belgeleri de avukatımız aracılığıyla dosyaya sunduk.

Sayın başkanım, 2020 yılı Mart ayında babamın vefatı üzerine 1,5 milyon dolar gibi bir nakdi döküm ve Kartal'da da 3+1 bir daire bizim ailemize miras kaldı. Ayrıca kendim de uzun yıllar serbest ticaret mesleğiyle uğraşıyorum. Birçok ev alım satımı, araç alım satımı gibi ticari faaliyette bulundum. MASAK'ta da bunlar zaten bellidir. Bursa'da sattığım arsalar var; bunlar tapuda her ne kadar rayiç bedelden gösterilse de büyük kar marjlarıyla bir şekilde ticaretimiz gerçekleşti.

Eşim Sibel Yankılıç avukattır, 14 yıllık da çalışma hayatı ve ofisi bulunmaktadır. Büyüklü küçüklü firmaya da danışmanlık hizmeti vermektedir. Düğünümüzü 2017 yılında Ataşehir Sheraton Otel'de yaptık. Bin davetli vardı, gelen hediyeler bile kayda değerdi. O dönemde de yine Çiğdem ablamdan bir 30.000 dolar gibi para almıştık. Aslında bu daireyi tercih etme sebebimiz hem yatırım amaçlı hem de eşimin home office olarak lokasyona uygunluğu nedeniyledir. Daha sonra eşim orayı home ofis olarak kullanmak istemedi sayın başkanım. Ablam da 'tadilatını ben yapayım benim kullanımımda olsun' dedi. Bu fikir de bize mantıklı gelince onun kullanımına bıraktık. Bu daireden herhangi bir kira talep etmedim ablamdan. Çünkü zaten ben de Çiğdem ablanın dairesinde şu an halihazırda kira vermeden oturuyorum.

Yani şu an söyleyeceğim konuya da özellikle dikkatinizi çekmek istiyorum. Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama iddiasıyla buradayım. Nedense Beşiktaş Belediyesi icra takibi başlattı bana, haciz işlemi ve hesaplarıma da bloke koyuyor bu daireyle ilgili. Bu husus bile iddiaların doğru olmadığının açıkça göstergesidir.

Eylem 50: Rabil Bey'i daha önce görmüş ya da tanımış birisi değildim. Yeşim ablam Rabil Bey'in bir araç aradığını bana iletti. Ben de onun üzerine, daha önce de zaten Yeniköy Motor'dan araç aldığım için kendisine destek oldum. Rabil Bey'in bir yakını tarafından para bankaya getirildi. Ben de şube içerisinden Rabil Bey adına Yeniköy Motor'un hesabına parayı gönderdim. Ben kendi hesabıma da geçirmedim parayı. Parayı yatırdıktan sonra Rıza Akpolat Mehmet Ataş'i yönlendirerek araçla ilgili teslimatına yardımcı oldu. Onun haricindeki sürece zaten ben dahil olmadım. Benim burada herhangi bir kar ya da çıkar amacım olmamıştır.

Eylem 51: Yeşim ablama ait MES Orman Sitesi'ndeki daire ve araçla ilgili de şunları ifade etmek isterim: Bu araç ve daireyi ablam Rıza Akpolat ile evlenmeden önce edindi. Hatta 50.000 kaporayı da ben Yeşim Yankılıç açıklamasıyla gönderdim. Daha sonra da kendisi bana bu tutarı iade etti. Araç ve evin alımları sırasında ben yanında bulundum kardeşi olarak. Zaten onun yanında bulunmamam abesle iştigal olurdu. Çünkü zaten gayrimenkul işiyle uğraştığım için bu alımlar sırasında benim onlara destek olmam normaldir.

Eylem 54: Hakkımda somut tek bir dayanağı bile olmadan döviz bozdurma işlemleri üzerinden suçlama yapılmaktadır. Bunları şu şekilde ifade etmek istiyorum: Bir yıl içerisinde bozdurduğum büyüklü küçüklü paraların iddianameye suçlama olarak konulmasını, bozduğum her dövizin de Rıza Akpolat'a ait varsayılmasını kabul etmiyorum. Döviz bozdurma işlemlerinin tamamı yasal, kayıtlı, izlenebilir şekilde döviz bürosu ve banka aracılığıyla yapılmış. Ayrıca iddianameye göre de sanki biz Rıza Akpolat'tan önce bir hayatımız yokmuş gibi bir bakış açısı var sayın başkanım. Yani hiç tatile gitmemişiz, hiçbir şey yaşamamışız, hiçbir şey almamışız, hiç yokmuşuz gibi bir izlenim var. Bu bakış açısı beni ve ailemi onurunu incittiğini de sayın mahkemeye ifade etmek istiyorum.

Kartal'da iki tane döviz ofisi var. Döviz ofisi de beni ve ailemi uzun yıllardır tanır. Yani toplumumuzun genelinde bakıldığında mal varlıklarını yastık altında değerlendirmesi tasarruf yetkisidir. Devlet yetkililerinin de yastık altı döviz ve altınların bozdurulması yönündeki demeçleri de zaten hayatın normal akışı içerisinde olduğunu gösteriyor.

Son olarak sayın başkanım, saygıdeğer üyeler size bu özel durumu da açıklamak zorundayım. Eşimle sekiz yıldır evliyiz. Çocuk sahibi olmayı arzu ediyorduk, bu kısmet olmamıştı. Gözaltına alınmadan bir gün önce eşim müjdeli haberi bana verdi. Bir gün sonra da gözaltına alındım. Biz tutuklandığımız süre boyunca sayın başkanım, aile olarak yaşadığımız derin üzüntü ve zorluklarla birlikte, bu süreç içerisinde eşim düşük yaparak çocuğu kaybetti. Yaşadığımız üzüntünün de kaybımızın da telafisi olmayacaktı. 8 aydır tutuklu bulunuyorum. Bu süreç hiç kolay geçmedi. Bu süreçte eşimin yanında olup destek de olamadım. Sizden tutukluluğuma bir son vererek ailemin yanında olabilmem için tahliyemi talep ediyorum.

Mahkeme Başkanı:

"Öncelikle soruşturma ifadeniz, benzer nitelikte geçerli midir bu beyanlar?"

Kılıç:

"Geçerlidir sayın başkanım."

Mahkeme Başkanı:

"50. eylemde plakayla ilgili iddianamede bir değerlendirme yapılmış, görmüşsün. Bir de araç Rabil Asa'nın araç satışı yapıldığı tarihte yurt dışında olduğu yönünde bir iddia var. Bunlara ne diyorsun? Bu konuda bilgin var mı?"

Sanık:

"Plaka konusu Sayın Başkanım, plakayla galerilerde genelde trafik şubeleri ilgileniyor. Onu Rıza Akpolat daha iyi açıklayabilir. İmza olayıyla da ilgili benim herhangi bir dahilim olmadı. Konuyla ilgili herhangi bir bilgim de yok."

BAŞKANLAR SAVUNMALARINI VERDİ

Davada, iddianamede “suç örgütü lideri” olarak gösterilen Aziz İhsan Aktaş tutuksuz yargılanırken, 33 sanık tutuklu bulunuyor. 5 günde Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara dahil 28 tutuklu sanığın savunması alındı. Kalan tutuklu sanıkların da dinlenmesinin ardından tutuksuz sanıkların beyanlarına geçilecek.

GÜN GÜN DURUŞMADA YAŞANANLAR

Kaynak:Haber Merkezi

Öne Çıkanlar