Cemil Tugay şafak baskını hedefindeki Meslek Fabrikası’nı anlattı

İzmir’de bugün şafak baskınıyla el koyma işlemi yürütülen tarihi fabrika alanıyla ilgili dava henüz devam etmesine rağmen tahliye kararı hayata geçiriliyor.

Cemil Tugay şafak baskını hedefindeki Meslek Fabrikası’nı anlattı

GAZETE PENCERE - İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün belediye mülkiyetindeki tarihi un fabrikasındaki İzmir Meslek Fabrikası’na el koymak için 1893 yılında kapatılmış Beyazid Baba Vakfı’nı nasıl hortlak gibi canlandırdığını gündeme taşındı.

Tugay, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün varlığı sona erdirilmiş Beyazid Baba Vakfı gerekçesiyle el koyma işlemi yürüttüğünü işaret ederek, oysa İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 2007 yılında tapudaki mülkiyet için de konulmamasına rağmen Vakıflar’ın şerhini kaldırmak üzere o dönemde genel müdürlüğe ödeme yaptığını aktardı. Tugay, Vakıflar’ın şu anda İzmir’de boş tuttuğu ya da restorasyon işlemine dahi girişmediği mekanları bulunduğunu belirterek, İzmir halkınca her gün kullanılmakta olan Meslek Fabrikası’na el konulmasını art niyetli gördüğünü söyledi. Binaları fiilen işgal suretiyle ellerinde tutmaya çalışacaklarını söyleyen Tugay’ın öngördüğü bu olumsuz hamle ise bugün sabah gerçekleşti.

Tugay, Gazete Pencere’ye görevdeki iki yılında belediyecilik hizmetlerini değerlendirdiği röportajı kapsamında, İzmir Meslek Fabrikası’ndaki gelişmelerine aktarmıştı.

Bugünkü gelişme üzerine Gazete Pencere olarak İzmir Meslek Fabrikası’yla ilgili Cemil Tugay’ın belediye mülkiyetine iktidarca nasıl silkeleme yapıldığını anlattığı bölümü yayımlıyoruz:

“İZMİR’E ATATÜRK’ÜN CUMHURBAŞKANI ONAYIYLAVERİLMİŞ, 1940’TAN BERİ BELEDİYE MÜLKÜ”

GP: İzmir Meslek Fabrikası olarak bilinen yerin mülkiyet süreci tam olarak nedir? Buranın kamulaştırıldığı ve sonrasında el koyma süreci yaşandığı söyleniyor, hangi noktadasınız?

Cemil Tugay: Burası sanki bir vakıf eliyle yapılmış söylemi var. Açıklamalarda özellikle vakıftan söz ediliyor. Oysa burası 1900’lü yılların başlarında bir un fabrikası olarak inşa edilmiş bir yer. İki özel girişimci fabrika olarak inşaa etmiş burayı. Bir un fabrikası olarak hizmet verdikten sonra fabrika olarak kullanımı durmuş. 1926 yılında dönemin Bakanlar Kurulu ve Atatürk’ün de Cumhurbaşkanı olduğu kabine kararıyla burası kamulaştırılıyor. Ve İzmir’e hizmet binası kullanılmak üzere veriyor. Sonrasında 1940 yılında belediyeye tamamı devrediliyor. 1940 yılından beri belediyemiz mülkü durumunda. Ancak 2007 yılında tapuda bir vakfa dahil şerh olduğu görülüyor. Ama bu şerh mülkiyet şerhi değil. “Mukataa Şerhi” dedikleri bir tür şerh. Vakıflar’dan buradaki olası yapılaşma, yol düzenlemesi gibi durumlarda izin alınması gerektiğiyle ilgili bir şerh. Sadece böyle bir şerh. 2007 yılında o zamanki Büyükşehir Belediye Başkanımız Aziz Kocaoğlu, bu şerhin kaldırılması için Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne başvuruyor. Vakıflar, o döneme göre bayağı yüklüce bir para istiyor ve o parayı da ödüyor belediye. Ondan sonra da Vakıflar’ın tapudaki şerhi de kalkıyor. Böylece tamamiyle mülkiyeti İzmir Büyükşehir Belediyesi'nde olan bir mülk haline dönüşüyor.

Şunu önemli bir bilgi olarak söylemek isterim; o para verip şerhi kaldırılan vakıf Bayezid Baba Vakfı diye bir vakıf ve aslında Padişah İkinci Abdülhamit zamanında kapatılmış bir vakıf. Bütün mülkleri devletleştirilmiş bir vakıf. Dolayısıyla aslında böyle bir vakıf da yok. Yani olmayan bir vakfın adına para Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafınca belediyemizden para alınıyor. Ama bu para da ödeniyor ve şerh de tamamen kaldırılıyor. Şimdi geçmişte kaldırılmış, yani bir anlaşmayla bedeli ödenerek kaldırılmış bir şerhi bahane ederek, yani bu şerhe dayanarak buraya el koyuyor Vakıflar Genel Müdürlüğü.

“FİİLEN İŞGAL EDEREK ‘BİZ BURAYA YERLEŞTİK’ SAVUNMASI YAPACAKLAR”

GP: Bu el koyma sürecinde belediye bilgilendirildi mi ve şu an hukuki durum nedir?

Cemil Tugay: Geçtiğimiz Ekim ayında yapıldı ve belediyeye hiçbir şekilde bilgilendirilmedi. Bilgimiz dışında 3 binamıza bu şekilde el konuldu. Biz bunu öğrendikten sonra tabii hemen itiraz ettik. İtirazımız sonucunda yürütmeyi durdurma kararları çıktı. Ancak ne hikmetse bu yürütmeyi durdurma kararları çok hızlı bir şekilde tekrar kaldırıldı. Uzun süre kalamadı. Ancak tabii ki mülkiyet davası devam ediyor. Bu dava henüz sonuçlanmadan ve sonucunu beklemeden alelacele tahliye kararı verildi. Aslında fiili olarak bu binaları bir an önce işgal etmek ve arkasından da o fiili durumu muhtemelen bahane göstererek ellerinde tutmaya çalışacaklar. Hatta mülkiyet davasında bunu gerekçe olarak gösterecekler; ‘Biz buraya yerleştik, biz burada şöyle bir faaliyet yapıyoruz’ falan filan diye. Bugün İzmir Meslek Fabrikası dediğimiz hizmet alanımızda binalar aslında kullanılamaz durumda, tamamen yıkık dökük, harap haldeyken 2017 yılında yine ciddi bir para harcanarak İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafınca restore edilmiş ve arkasından da meslek fabrikası olarak kullanılmaya başlamış.

Büyükşehir Belediyesi, burayı başkalarına devredecek veya özelleştirecek iddiasıyla sanki Vakıflar’ın burayı korumayı amaçladığı iddia ediliyor. Bunun gerekçesi iki konu ileri sürülüyor. Birincisi, 12 Eylül döneminde Devlet Güvenlik Mahkemesi olarak kullanılması. Ancak o dönem geçti ve binalar zaten o zamanda belediyemiz mülkiyetindeydi. İkincisi ise, benden önceki belediye başkanımız bir vakfa vermesiyle ilgili girişimde bulunması. O da bir eğitim vakfıydı. O süreç tamamen Tunç Soyer’in kendi kişisel kararı gibiydi. Benim hiçbir şekilde dahil olmadığım öncesi dönemde verme kararı alındı, sonra da iptal oldu o karar. Dolayısıyla böyle bir karar hiç uygulanmadı. Biz kendi dönemimizde bu binayı ya da diğer binaları hiçbir şekilde başka bir kişiye, kuruma vermeyi düşünmüyoruz. Biz zaten vermeyiz çünkü çok aktif kullanılan binalarımız. Meslek edindirme kursları merkezi olarak İzmirli, kadınlar, gençler burada aldıkları eğitimlerle iş sahibi oldular. Bizim buradan çıkmamız İzmir Meslek Fabrikası hizmetlerimizi verememiz anlamına gelecek dolayısıyla İzmirliler bir anlamda cezalandırılacak, hizmetten yoksun bırakılacak.

“VAKIFLAR’IN İZMİR’DE BOŞ TUTTUĞU MEKANLARI VAR, BİZİMKİNE EL KONULMASI ART NİYETLİ”

GP: Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün İzmir’de hizmet sunabileceği başka mekanlar var mı?

Cemil Tugay: Tam da bu nedenle Meslek Fabrikası’na el konulmasını art niyetli görüyoruz. Vakıflar Genel Müdürlüğü ilanlarında sürekli ellerindeki binaları kiraya veriyorlar. Ellerinde kullanmadıkları çok fazla sayıda bina olduğu halde, restore edilmeyi bekleyen çok fazla sayıda bina olduğu halde, belediye mülküne el koymaya çalışmalarını biz art niyetle görüyoruz. Mesela Kemeraltı’ndaki Salepçioğlu Hanı şu anda vakıflar yüzünden boşaltılmış ve değerlendirilmeyen bir yer durumda. Çok merkezi bir yerde çok önemli bir yer. Eski şifa hastanesi yan sokağında, Basmane’deki Hatuniye Meydanı'ndan oraya çıkarken yol üzerinde pırıl pırıl restore edilmiş mekan da boş duruyor, kullanılmıyor. Burası vakıflara ait ve kapısı kilitli, şu anda bomboş duruyor.

Ayrıca Sayıştay'ın vakıflarla ilgili bir denetim raporuna baktığımızda; Vakıflar’ın bayağı bir binası kiraladığı halde ya da işgal edilmiş olduğu halde buralardan kira gelirlerini toplayamıyor. Bununla ilgili uğraş verilmesi gerekirken Vakıflar’ın bugün İzmir Büyükşehir Belediyesi’yle uğraştığını görüyoruz.

Kaynak:Haber Merkezi

Öne Çıkanlar