Duruşma savcısından İmamoğlu’na gözdağı: Haddinizi bildiririz
İBB Davası'nda 17. günde duruşma savcısı Ekrem İmamoğlu'na gözdağı verdi. İmamoğlu savcıya "yaptığınız kabadayılık" dedi. Gerilimden sonra sorgular devam etti.
GAZETE PENCERE - İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu dün duruşmadan ayrılırken "Bu dosya niye çöktü biliyor musunuz, bu kadar vicdansız bir iddia makamı vardır ve iddia makamı bu dosyadaki tek suç örgütüdür" demişti.
Bu sözlerine Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından bu sabah 'kamu görevlisine hakaret' gerekçesiyle soruşturma başlatıldı.
İBB DAVASI'NDA DURUŞMANIN 17. GÜNÜNDE YAŞANANLAR:
15.30 - IRAZ BAYRAK SAVUNMA YAPTI
Davanın en genç sanığı Yazılım mühendisi Iraz Bayrak'ın sorgusuna geçildi. 1999 doğumlu Iraz Bayrak 2021 yılında işe başladı ama 2019 yılındaki bir projeden suçlanıyor.
Iraz Bayrak şunları söyledi:
2021 yılında mezun oldum ve iş arama sürecine girdim. Bu dönemde özel sektörde çeşitli görüşmeler yaptım ve süreçler olumlu ilerliyordu. Açıkçası kamuda çalışmak gibi bir planım ya da hedefim yoktu. Bu süreçte üniversiteden bölüm başkanım aracılığıyla bir öneri aldım.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde iş analisti pozisyonu için bir ihtiyaç olduğunu ve benim de bu pozisyona uygun olabileceğimi ilettiler. Bunun üzerine başvuru yaptım. Başvuru sürecim tamamen resmi ve çok aşamalı ilerledi. İnsan Kaynakları sürecinde Hande Hanım ile, ardından ilgili birim yöneticileriyle ve sonrasında teknik ekip ile olmak üzere toplam üç ayrı mülakata katıldım. Tüm bu aşamaları başarıyla tamamladıktan sonra, 23 Eylül 2021 tarihinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde Analiz ve Test Grubu’nda iş analisti olarak göreve başladım.
Tutuklandığım tarihe kadar da aynı ekipte, aynı görevde çalışmaya devam ettim. Yaklaşık dört yıldır bu kurumda çalışan bir personelim. Bunu anlatma sebebim hayat hikâyemi paylaşmak değil. Hakkımda, “Naim Erol Özgüner" tarafından işe aldırıldığı” yönünde bir iddia bulunmaktadır ve bu iddianın, örgüt üyeliği isnadına dayanak oluşturmak amacıyla kurgulandığını düşünüyorum.
İddianameyi defalarca okudum. Naim Erol Özgüner’in beyanlarını ve diğer tanık ifadelerini inceledim. Ancak hiçbirinde, beni işe aldırdığına dair somut, gerekçeli veya doğrulanabilir bir ifade yer almamaktadır. Çünkü böyle bir durum gerçekte yoktur. Ben işe başlamadan önce kendisini tanımıyordum. İşe başladıktan sonra da herhangi bir yakınlığım veya birebir ilişkim olmamıştır.
Sadece, daire başkanlığı döneminde üç ayda bir yapılan genel personel toplantılarında kendisini uzaktan görmüşlüğüm vardır. Bunun dışında bir tanışıklığım bulunmamaktadır. Dolayısıyla, bu iddia tamamen asılsız ve dayanaksızdır. Sürecin başından itibaren yaşanan bu yanlış değerlendirmelerin, hem benim belediyede çalışma sürecimin hem de kişisel durumumun doğru anlaşılmasını engellediğini düşünüyorum. Bu nedenle, tüm bu hususları açıkça ifade etme gereği duydum."
13.00 - CEM KÜÇÜK'E YANIT
Emrah Yüksel ifadesini verdikten sonra Cem Küçük isimli gazeteci kalktı dedi ki canlı yayında: 'Emrah Yüksel, İstanbul Büyükşehir Belediyesi kapsamında İstanbulluların verilerinin İngiltere'ye, Amerika'ya, CIA ve FBI'a gittiğini itiraf etti.' Birincisi; Cem Küçük, gizlilik olan dosyada sen bu ifadeye nasıl eriştin? Ya erişmişsin, bir de yanlış anlamışsın. Okumuşsun, yanlış anlamışsın; seni kandırmışlar. Ya savcılıktan sana bir bilgi verilmiş, seni de kandırmışlar, seni de manipüle etmişler ya da sen okumuş anlamışsın, buna rağmen manipüle ediyorsun ortalığı. Niye Emrah Yüksel'i kurtlar sofrasına atıyorsun? Niye Emrah Yüksel'i ailesine karşı mahcup duruma düşürüyorsun? Niye Emrah Yüksel'i çalışma arkadaşlarına karşı mahcup duruma düşürüyorsun? Emrah Yüksel bir anda cadı ilan edildi, düşman ilan edildi. Dediler: 'Aman aman, Emrah Yüksel söylemiş verilerin gittiğini.' Elimizi vicdanımıza koyalım Sayın Savcım ifadelerimizde. Allah aşkına, Emrah Yüksel ifadesinin neresinde verilerin yurt dışına gittiğini söylüyor? Zaten dedim ya size savcımızın sorgu metodunu, herkes biliyor; soru-cevap üzerine gitti. Kendisi sordu, biz cevapladık. Ha, kötü bir muamele mi oldu? Tabii ki de olmadı; aksine sağ olsun suyumuzu da verdi, biraz zorlasa çayımız da gelebilirdi, bilmiyorum. Kendisine burada da bir şey söylemiş olmayalım ama bu söylemediği bir ifade üzerinden söylemiş gibi gösterilerek pazara atılmasından vicdanım el vermiyor. Ailesi bile şüphe etti, eşi bile beni aradı: 'Avukat Bey, Emrah Bey bir şey mi söyledi?' 'Ya yok' dedim, 'söylemedi'. Çalışma arkadaşları beni aradı: 'Emrah benim ismimi mi söyledi?' Hayır, böyle bir şey söylemedi.
İMAMOĞLU'NDAN SAVCIYA YANIT
İmamoğlu: Bu iftiranameyi yazanlar, bu işi kurgulayanlar, altına da iddiananın ana unsuru olarak Türkiye’yi ele geçirme yazan zihniyet, çalışma arkadaşlarım Emrah Yüksel’e soracağım soru bu izahı netleştirecek. Bu iddianame ne yazık ki terfinameye dönüşmüştür. Az önceki harareti ona bağlıyorum
Emrah Yüksel’in suç örgütüne üye olduğunu burada öğrendim. Bu suç örgütü üyesi olarak suçlandığı bu çöp iddianamede; örgüt yöneticisi adlandırılıyor. Arkadaşlarımız ona bağlı o da bana bağlı. Orada örgüt yöneticisi olan Hüseyin Gün’ü tanıyor musunuz?
Emrah Yüksel: Hayır Sayın Başkan Tanımıyorum. 5 yılda 5 baz kaydım var. Bugün salona girse beni tanımaz.
İmamoğlu: Bunun bir izaha ihtiyacı var. Nasıl bir örgüt ki ben örgüt yöneticisini tanımıyorum. Üye yöneticiyi tanımıyor. Şimdi burada iddia makamını kınıyorum. Ne için burada olduğunu biliyorum iddia makamının. Bu çalışma arkadaşımız, 6-7 aydır iddia makamının kararıyla hapis yatıyor. Bu iddia makamının tariflediği şekliyle casusluk iddianamesini kurgulayan yine aynı iddia makamı. Bu bir siyasi davadır. Bu siyasi dava çökmüştür. Ana şemada örgüt yöneticisi diye tarif edilen kişiyi örgüt üyesi tanımıyor. Bu iddianame çökmüştür.
10.45 - SAVCI İMAMOĞLU'NU TEHDİT ETTİ
Duruşma savcısı, Ekrem İmamoğlu'nun dünkü duruşma biterken, "Tek suç örgütü iddia makamıdır" sözlerinin doğru olup olmadığını sordu. Ardından tehditvari sözler savurdu ve "Haddinizi bilin, haddinizi bildiririz" dedi. İmamoğlu ise savcının çıkışına "Kabadayılık bu" sözleriyle yanıt verdi.
Savcı şu ifadeleri kullandı:
"İddia makamınız hakkındaki beyanınıza dikkat edin. İddia makamı olarak bu tarzı kabul etmiyoruz. Yargılamayı gölge düşüren, savcılık makamını baskılamaya çalışan beyanlara dikkat edin. Haddinizi aşarsınız haddinizi bildiririz."
HEYET BAŞKANI ARAYA GİRDİ
Hakim, "savcı bey lütfen, Ekrem bey lütfen, polemiğe girmeyelim" dedi.
İŞTE İMAMOĞLU İLE SAVCI ARASINDAKİ DİYALOG
Savcı: Başkanım, başlamadan İmamoğlu’na bir sorum vardı. Ekrem Bey, buyurun. Sorum var da. Oradan da dinleyebilirsiniz. Dün bir beyanda bulunmuşsunuz sanırım yargılama sonrası; "İddia makamı çöktü" vesaire, doğru mu?
Ekrem İmamoğlu: Birazdan söylerim…
Savcı: Birazdan değil, şu an soruyorum. Yani bize öyle bir beyan olduğu için cevap verirseniz sevinirim o konu hakkında.
Ekrem İmamoğlu: Birazdan arz ederim.
Savcı: Şimdi suç örgütüyle ilgili bir tanım yapmadan önce, iddia makamı hakkındaki beyanınıza dikkat edin. İlk celse de benzer durum yaşandı, hesap sorma tarzında. İddia makamı olarak bu tarz söylemleri kabul etmiyoruz.
Ekrem İmamoğlu: (Mikrofon verilmediği için sesi anlaşılmıyor.) Böyle bir diyalog kurulmaz… Sayın Hâkim böyle kabadayılık…
Savcı: Kabadaylık vesaire durumu söz konusu değil. Bakın burada yargılamayı... Bir dakika, bir şey konuşuyorum. Yargılamaya gölge düşüren, savcılık makamını baskı altına almaya çalışan beyanlardan vazgeçin. Bu doğru bir yaklaşım değil.
Ekrem İmamoğlu: (Sözleri anlaşılmıyor…)
Hâkim: Savcım şöyle yapalım, tamam... Şey yapmayalım... Tamam... Şey yapmayalım... Savcım gerek yok şeye.
Savcı: Bakın haddinizi aşarsanız, haddinizi bildiririz savcılık makamı olarak. Haddinizi aşmayın.
(Ekrem İmamoğlu ve avukatlar bu sözler üzerine itiraz ediyor…)
Hâkim: Savcım... Şöyle... Savcım... Avukat Bey? Tamam Avukat Bey, sakin olun.
Savcı: Müvekkiliniz beyanlarına dikkat etsin, hadden bahsediyor.
Hâkim: Tamam Avukat Bey, tamam Savcım. Savcım kişisel şeye girmeyelim, diyaloğa girmeyelim. Tamam... Tamam... Tamam Avukat Bey, sakin olun. Tamam, gerek yok şeye. Savcım hiç gerek yok bu diyaloğa.
Savcı: Ekrem Bey, beyanlara dikkat edin.
Hâkim: Savcım, Savcım şey yapmayalım... Savcım tamam Avukat Bey... Savcım şey yapmayalım, kişisel şeye girmeyelim. Savcım uzatmayalım.
Avukatlar: Savcı haddini bilsin Sayın Başkanım.
Hâkim: Tamam Avukat Bey. "Had bildirmek" kelimesine tepki gösteriyorsunuz, aynı cümleyi kuruyorsunuz. Değişen bir şey olmuyor. Yani hani şimdi Savcım o tarz bir şeye girmeyelim, diyaloga girmeyelim. Gerek yok şu an için.
Avukatlar: Sizden söz alarak konuşsun. Siz de aynı şeyi yapamazsınız. Aynı şeyi yaparız.
Hâkim: Avukat Bey, tamam.
Ekrem İmamoğlu: Kime bakıyorsun yahu?
Hâkim: Ekrem Bey. Ekrem Bey, müdahale etmeyelim.
Ekrem İmamoğlu: Ekrem Bey değil! Hayırdır, kime bakıyorsun sen?
Hâkim: Ekrem Bey, hiç şeye girmeyelim.
Savcı: Ekrem Bey, bakın şu an... Üslubumu bozmuyorum. Benle 'sen' diye konuşmayın, benimle 'sen' diye hitap etmeyin.
Hâkim: Savcım, şeye girmeyelim. Ekrem Bey, bakın...
Savcı: Benimle 'sen' diye hitap etmeyin! Israrla söylüyorum.
Hâkim: Savcı Bey...
Ekrem İmamoğlu: Israrla mı yazdınız iddianameyi?
Hâkim: Ekrem Bey, iddianameyi yazan savcımız şu an huzurda bulunan savcı değil. Evet, söz hakkı... Söz hakkı vermedim zaten. Söz hakkı vermeden sanık da müdahale ediyor, siz de bağırıyorsunuz. Herkes bağırıyor yani şu an. Sadece Savcı Bey açısından söylüyorsunuz da yani herkes aynı şeyi yapıyor şu an. Savcım, savcım girmeyelim şeye. Tamam.
Avukat: Sayın Başkan, bizim meslektaşımızın mikrofonu kapatılmış, onu da açmanız gerekiyor.
Kaynak:Haber Merkezi