Gümrük krizi: Bin liralık siparişin maliyeti nasıl 12 bin lira oldu?

E-ticaret sitesinden sipariş edip, ödemesini yaptığınız ürünün size teslim maliyeti bir anda 10 katına çıkabiliyor. Peki bu nasıl oluyor?

Gümrük krizi: Bin liralık siparişin maliyeti nasıl 12 bin lira oldu?

Dicle Baştürk

GAZETE PENCERE - Türkiye'de de faaliyet yürüten e-ticaret sitelerinden verdiğiniz sipariş eğer yurtdışı gönderimli ise kargo mutlaka gümrüğe takılıyor. Bu da gümrük müşavirliği hizmeti, ardiye gibi maliyetlerle kat be kat daha fazla ücret ödemeniz demek. E-ticaret siteleri bu noktada tüketiciyi bilgilendirmediği ve şeffaf davranmadığı için şikayetler çığ gibi artıyor.

E-ticaret sitelerinden alışveriş yapanların önüne sık sık şu mesaj düşüyor: "Gönderiniz için gümrük müşaviri aracılığıyla işlem yapılması zorunludur."

Mesajda ayrıca müşavirlik bedeli, ardiye ve TAREKS gibi kalemlerle ek masraflar oluşacağı belirtiliyor.

Bu mesajların nedeni ise Resmi Gazete'nin 7 Ocak 2026 tarihli sayısında yayınlanan cumhurbaşkanlığı kararıyla, gümrüksüz alışveriş döneminin sona ermiş olması. Daha önce 30 euroya kadar olan gümrük limiti bu düzenlemeyle kaldırıldı. İşte bu düzenleme sonrası, düşük bedelli ürünler dahil tüm siparişler için tüketiciler ek maliyet ve karmaşık işlemlerle karşı karşıya kalmaya başladı. Amazon gibi alışveriş yaptığınız e-ticaret platformları Türkiye'de de faaliyet gösteriyor olsa dahi aldığınız ürün yurtdışı gönderimli ise mutlaka gümrüğe takılıyor. Ancak e-ticaret platformları, siparişi tamamlama aşamasında bu konuda net ve şeffaf bilgilendirme yapmadığı için tüketiciler gümrük aşamasından haberdar olmuyor. Ödemeyi yaptıktan sonra siparişin gelmesini beklerken, bir süre sonra gümrükte bekletildiği mesajını alan tüketiciler, 10-12 katı bulan maliyetlerle karşılaşınca ürünü almaktan vazgeçiyor. Bu durumda da tüketicinin genellikle yaptığı ödeme yanarken, binlerce kargo da geri dönüyor ya da gümrükte kalıyor.

BİN LİRALIK ÜRÜN İÇİN 12 BİN TL MASRAF ÇIKARILDI

Şikayet platformları bu konudaki mağduriyet örnekleriyle dolu. Amazon'dan 664 TL'ye sipariş ettiği ürünün son ödeme maliyetinin 7 bin liraya çıktığını belirten bir tüketici, sikayetvar.com’da başına gelenleri şöyle anlatıyor:

“12 Mart’ta Amazon üzerinden 664 TL ödeyerek bir adet pul delgeç siparişi verdim. Teslimat için uzun süre bekledim ve ürün Başakşehir PTT ambar gümrüğe geldi, ancak 30 Mart’tan bu yana ürün oradan dağıtıma çıkmadı. PTT’den tarafıma bir tebligat geldi ve ürünü teslim alabilmem için bir gümrük müşaviri tutmam, ithalat beyannamesi sunmam ve tüm işlemler için yaklaşık 7 bin TL ödeme yapmam gerektiği belirtildi. Ürünün vergisini ödemeyi kabul ederim ancak ürün bedelinin kat kat üzerinde bir tutarı ödemek mantıklı ve adil değil.”

Bir başka tüketici ise yaşadığı süreci X’te paylaştı: “Çok sevdiğim bir YouTube kanalı özel sınırlı sayıda broş yayınladı. Hatıra kalması için sipariş vermiştim. Ürün 700 TL, kargo ile bin 130 TL tuttu. Gümrük masrafları için benden 12 bin 826 TL İstiyorlar.”

ONLINE ALIŞVERİŞ SİTELERİ GEREKLİ UYARILARI YAPMIYOR

Benzer şikayetleri dile getiren tüketiciler, alışveriş sırasında karşılaşabilecekleri gerçek maliyetleri ve zorunlu işlemleri önceden göremediklerini belirtirken; uzmanlar daha şeffaf ve güncel bilgilendirme yapılması gerektiğine dikkat çekiyor.

Örneğin Amazon’un kullanıcılarına sunduğu gümrük bilgilendirmesinde, süreç “ek işlem gerekebilir” gibi genel ifadelerle geçiştirilirken, birçok tüketicinin karşılaştığı zorunlu müşavirlik ve yüksek ek maliyetlere dair açık bir uyarı bulunmuyor. Bu durum, platformların sunduğu bilgilendirmelerin tüketicinin karşılaşacağı gerçek maliyetleri yansıtmadığı eleştirilerini de beraberinde getiriyor.

‘E-TİCARETTEN ALIŞVERİŞ MALİYETİ ÖNGÖRÜLEMEZ HALE GELDİ’

Peki, tüketicilerin yaşadıkları mağduriyet karşısında ne gibi hakları var?

Tüketici Hakları Derneği Genel Başkanı Ergün Kılıç, bu kapsamdaki tüketici şikayetlerinde artış olduğuna dikkat çekti. Gümrükte yapılan yeni düzenlemelerle birlikte yurtdışı alışverişin öngörülemez hale geldiğini vurgulayan Kılıç, temel sorunun, tüketicinin alışveriş yaparken karşılaşacağı toplam maliyeti bilmemesi olduğunu anlattı. Bu durum da tüketicinin bilgilenme hakkının ihlali anlamına geliyor ve doğal olarak şikayetleri artırıyor.

Tüketicilerin en çok siparişi verdikten sonra ürün Türkiye’ye ulaşıp gümrük aşamasına geldiğinde mağdur olduğuna dikkat çeken Kılıç, yaşanan süreci şöyle anlattı: “Örneğin bir tüketici yaklaşık bin 200 TL değerinde bir elektronik aksesuar sipariş ettiğinde, alışveriş sırasında sadece ürün bedelini ve kargo ücretini görür ve kararını buna göre verir. Yani süreç ilk bakışta basit ve öngörülebilir görünür. Ancak ürün gümrüğe girdiğinde tablo değişiyor. Tüketiciye vergi, sunum ücreti gibi yasal kalemlerin yanında ardiye, müşavirlik ve çeşitli işlem ücretleri de yansıtılabiliyor. Sorun şu ki bu ek maliyetler çoğu zaman alışveriş öncesinde açık ve net şekilde bilinmez. Böylece düşük bedelli bir ürün, gümrükte ek masraflarla birlikte beklenmedik şekilde daha pahalı hale gelebiliyor. Bu aşamada tüketici genellikle iki seçenekle karşı karşıya kalıyor: Ya bu yüksek maliyetleri ödeyip ürünü teslim almak ya da ürünü gümrükte bırakmak. Ürünü almazsa çoğu zaman ödediği ürün bedeli ve kargo ücreti de yanıyor. Alırsa bu kez de önceden bilmediği ek maliyetleri kabul etmek zorunda kalıyor. Sonuç olarak mesele yalnızca teknik bir gümrük işlemi değil, tüketicinin bilinçli karar verme, doğru bilgiye ulaşma ve ekonomik olarak korunma hakkını doğrudan etkileyen yapısal bir sorun haline geliyor.”

‘BİREYSEL TÜKETİCİLERE FİRMA MUAMELESİ YAPILIYOR’

Yeni düzenlemeyle bireysel tüketiciye adeta ticari ithalat yapan firma muamelesi yapıldığını belirten Kılıç, “Tüketici profesyonel bir ithalatçı değil. Ne bu süreci yönetebilecek teknik bilgiye sahiptir ne de gümrük, mevzuat ve prosedürleri takip edecek donanıma sahiptir. Çözüm ise yeni bir sistem kurmak değil; daha önce Türkiye’de örnekleri görülen basitleştirilmiş, erişilebilir ve tüketici odaklı gümrük uygulamalarına yeniden dönmektir” dedi.

‘TÜKETİCİ İTHALATÇI POZİSYONUNA GETİRİLDİ’

Tüketici Birliği Federasyonu Başkanı Mehmet Bülent Deniz de, gümrük limitini kaldıran yeni düzenlemeyle birlikte tüketicilerin ithalatçı pozisyonuna getirildiğine vurgu yaptı.

Tüketicilerin gümrükle ilgili mevzuatın öngördüğü süreci takip etmeleri gerektiğini ifade eden Deniz, “Muafiyetin kaldırılmasından önce zaten tüketicilerin yurt dışından getirdiği ürünler küçük el aletleri, küçük ev aletleri ve benzeri şeylerdi. Yani çok kayda değer bir hacim söz konusu değildi. Kaldı ki zaten yurt dışı online alışverişlerdeki ürünlerin kalite ve fiyat performansı Türkiye'deki tüketiciler açısından daha cazipti. Şimdi bu muafiyet kaldırılınca tüketici yerli üreticinin nispeten kalite sorunu olan fiyatı yüksek ürünlerine mahkum oldu. Bu da serbest piyasa ekonomisi açısından doğru bir uygulama değil. 1980'li yıllardaki ithal ikamesi yasağı dediğimiz kapalı ekonomik sistemin bir benzeri bu aslında” değerlendirmesinde bulundu.

Yeni düzenlemeye en başından beri karşı çıktıklarını hatırlatan Deniz, “Daha önce Türkiye’de satılmayan, üretilmeyen ürünlere erişim imkanı vardı tüketici bakımından. Şimdi ise tüketici ya bu gümrük işlemlerini yaparak bu ürünü alacak ya da ürüne erişemeyecek. Bu durum piyasadaki ürünlerin fiyatında da artışa nedene oldu” dedi.

GÜMRÜK MÜVAŞİRİ: YENİ DÜZENLEME SİSTEMİ ÇOK YORUYOR

Peki, yeni sistem hakkında gümrük müşavirleri ne düşünüyor?

İsmini vermek istemeyen bir gümrük müşaviri, yeni düzenlemenin sistemi çok yorduğunu, süreci uzattığını anlattı. Kendilerini arayanlara mümkünse gümrükteki kargolarını almamalarını tavsiye ettiklerini, hatta sipariş ettikleri ürünü yurt dışına gidip almalarının daha az maliyetli olabileceğini söylediklerini aktardı.

Gümrük müşaviri, yeni sistemin işleyişini ise şöyle anlattı:

"Her yıl açıklanan listeler var. Bu listedeki ürünler TAREKS denetimine tabii. Yani Dış Ticarette Risk Esaslı Kontrol Sistemi. TAREKS sürecinde satın alınan ürünün güvenlik, teknik mevzuat ve standartlara uygunluğu denetleniyor. Mesela ayakkabı bu listede yer alan ürünlerden. Eğer ayakkabı alırsanız, 30-40 bin TL gibi ödemelerle TAREKS sürecinden geçmesi gerekiyor.

Ürünlerin depoda beklemesiyle alınan ardiye ücreti de 100 doları buluyor. Gümrük müşavirlerinin 10 bin TL’ye varan ücretler alması ise normal. Çünkü tüm süreci gümrük müşavirleri yürütüyor, tüm başvuruları onlar yapıyor. Alınan paranın büyük kısmı ise giderlere gidiyor. Zaten çoğu durumda tüketiciler büyük maliyetlerden dolayı sürecin sonucunda parasını ödemiyor ve mağdur olan taraf müşavirler oluyor. Çünkü herhangi bir karşı dava açmak daha maliyetli. Bu nedenle de tüketiciler ürünlerini almaktan imtina ediyorlar."

Sonuç itibariyle yeni düzenleme, tüketiciyi daha pahalı ve karmaşık bir sürecin içine itiyor. Hem vatandaş hem de sektör temsilcileri daha basit ve öngörülebilir bir sistem ihtiyacına işaret ediyor.

Kaynak:Haber Merkezi

Öne Çıkanlar