İBB Davası’nda rüşvet iddiasında bulunmuştu: Babacan, sahte vatandaşlık satmaktan tutukluymuş
İBB Davası'nın 82'nci gününde, geçtiğimiz ay 72 kişiyle birlikte dev bir operasyonla yakalanan ve yabancılara usulsüz vatandaşlık kazandırdığı iddiasıyla tutuklanan İbrahim Halil Babacan'ın savunma yapması bekleniyor.
GAZETE PENCERE - İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) yönelik davanın ikinci celsesi 18. gününde, tutuksuz sanıkların savunmalarıyla devam ediyor.
Tutuklanarak görevden uzaklaştırılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında olduğu 51’i tutuklu 414 sanıklı davanın duruşması, Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’ne inşa edilen yeni salonda yapılıyor.
Dün, hakim karşısına çıkması beklenen isimlerden biri de Babacan Holding sahibi İbrahim Halil Babacan'dı. Ancak Babacan başka bir dosyadan tutuklu olduğu için duruşmaya gelememişti. Bugün bulunduğu cezaevinden getirilen Babacan, savunmasını yapmak üzere hakim karşısında.
NEDEN TUTUKLANDI?
Babacan Holding ve B Group Yapı gibi inşaat ve gayrimenkul şirketlerinin sahiplerinden olan iş insanı İbrahim Halil Babacan, ağabeyi Mehmet Babacan ile birlikte, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen sahte ekspertiz raporu ve usulsüz vatandaşlık soruşturmasında gözaltına alınmış ve tutuklanmıştı.
'Suç İşlemek Amaçlı Örgüt Kurma' suçlamasıyla, örgüt lideri sıfatıyla tutuklanan Babacan kardeşlere yönelik operasyonu geçtiğimiz ay Adalet Bakanı Akın Gürlek bizzat duyurmuştu.
Babacan kardeşlere yöneltilen suçlama, düşük bedelli gayrimenkulleri, sahte ekspertiz raporuyla yüksek değerli göstererek muvazaalı satış işlemleriyle Türk vatandaşlığı kazandırmaktı ve 5 Ağustos'ta gerçekleşen operasyonda 72 şüphelinin yakalanmıştı.
Soruşturma kapsamında ülkeye 2 buçuk milyar lira para girişi olması gerekirken, bunun yerine gerçeğe aykırı para hareketleri oluşturulduğu, Türk vatandaşlığı kazanmak isteyen yabancı uyruklu kişilerden menfaat temin edildiği tespit edilmişti. Bakanlık ayrıca bu yolla vatandaşlık elde eden 6 bin 134 yabancının vatandaşlık kazanma kararının iptal edildiğini açıklamıştı.
Özetle Babacan kardeşler, kendilerine ait olan gayrimenkullerin değerini olduğundan daha yüksek göstererek yabancı uyruklu kişilere satış gerçekleşmiş gibi bu kişlerin vatandaşlığa hak kazanmasını sağlıyordu. Çek-yatır/yatır-çek yöntemiyle ödeme yapılmış gibi gösteriliyor ve böylelikle bu kişiler Türkiye'den gayrimenkul almış gibi göründüğü için vatandaşlık alabiliyordu. Ancak gerçek bir satış olmadığı için ülkeye girmesi gereken döviz de asla girmiyordu.
BABACAN'IN İBB SORUŞTURMASINA KONU OLAN İDDİALARI NEYDİ?
İbrahim Halil Babacan'ın İBB soruşturması kapsamındaki iddialarıysa tutuklu Beylikdüzü Belediye Başkanı Murat Çalık'la ilgiliydi. Babacan ifadesinde, Ekrem İmamoğlu'nun Beylikdüzü Belediye Başkanı olduğu 2017 yılında, yardımcısı olan tutuklu Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın inşaat ruhsatı karşılığında kendisinden para istediğini iddia etti. Babacan, kendisinden bölgedeki yoğunluk gerekçesiyle sosyal donatı alanı ve kapalı spor tesisi yapılmasının istendiğini, sürecin sonunda ise geçtiğimiz aylarda tahliye edilen etkinlik pişmanlıkçı Adem Soytekin'in firması olan Asoy İnşaat'a yaklaşık 4 milyon TL tutarında çek ile ödeme yaptığını iddia etti. Bu ödemeyi neyin karşılığında yaptığını, paranın nereye harcandığını bilmediğini söyledi.
“RÜŞVET ALDIM, NE İÇİN ALDIM BİLMİYORUM”
İddialara yönelik, etkin pişmanlıktan yararlanan Adem Soytekin, Babacan’ın ifadesini doğruladı. Babacan’ın kendisine ait ASOY İnşaata, toplam değeri 4 milyon lira olan 12 çek verdiğini iddia eden Soytekin, mahkemeye bahsi geçen çekleri sundu, ancak parayı neyin karşılığında aldığını bilmediğini söyledi.
“İKİ ÖZEL ŞİRKET ARASINDAKİ PARA TRAFİĞİNİ NEREDEN BİLEYİM”
Geçtiğimiz Mart ayında İBB Davası kapsamında hakim karşısına çıkan Çalık'a bu iddialar da soruldu. Çalık savunmasında çeklerin rüşvet konusu olduğuna dair somut delillerin olmadığını söyledi ve “İki özel ticari şirket arasında gerçekleşmiş olan işlemleri bilmem de mümkün değildir” dedi. Dosyada maddi menfaat temin ettiğine dair tek bir belge, bir delil veya beyan bulunmadığına dikkat çeken Çalık, suçlamaların soyut ifadelere dayandığını söyledi.
Çalık, iddialara yönelik yaptığı savunmasında şu ifadeleri kullandı:
"İddia makamı, İbrahim Babacan’ın beyanı olmamasına rağmen, yeni bir talep olarak kreş yapılmasının olasılığı üzerinden rüşvet suçunun işlendiğini iddia etmektedir. Bu anlatı gerçeği yansıtmamaktadır. İddia makamı, sanki İbrahim Babacan ile onun planları askıdayken ilave kreş yapmasını talep etmişim; kendisi bana 'Yer gösterin, ben yapayım' demiş, ben de 'Yok, sen bize parayı ver' demişim gibi bir diyalogdan bahsetmektedir. Asla böyle bir diyalog yaşanmamıştır. Bu rüşvet suçunun maddi ve manevi unsuru dosyada somut biçimde ortaya konulamamıştır. İbrahim Halil Babacan’ın beyanı ise soyut niteliktedir; verdiği çeklerin nereye harcandığını bilmediğini açıkça ifade etmektedir. Dosyada şahsımla para arasında doğrudan, kesin ve inandırıcı bir bağlantı kuran hiçbir delil yoktur."
Kaynak:Büşra Cebeci