İbrahim Hacıosmanoğlu'nun meşhur villalarının perde arkası

TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, Türkiye milli futbol takımı oyuncularına birer villa vereceğine dair sözleri eleştiri konusu oldu. Bahsedilen villaların, Mandalya Körfezi çevresinde yıllardır tartışılan devasa bir proje alanı olduğu ortaya çıktı.

İbrahim Hacıosmanoğlu'nun meşhur villalarının perde arkası

GAZETE PENCERE - Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, 2026 Dünya Kupası’na katılma hakkı kazanan Türkiye milli futbol takımı oyuncularına birer villa vereceğine dair sözleri üzerine gelen eleştirilere yanıt olarak ödemeleri şahsi bütçesinden karşılayacağını söyledi.

Hacıosmanoğlu, "Çocukları en ufak motive edebildiysek ne mutlu bize. Yoksa parayı mezara götürmeyeceğiz. Kimse merak etmesin biz kendi paramızdan, kendi sermayemizden çocuklara veriyoruz” dedi.

Birgün'den Eren Tutel ise konuyla ilgili dikkat çeken bir yazı yazdı. Tutel'in yazısı şöyle:

"İbrahim Hacıosmanoğlu’nun “Dünya Kupası’na gidersek futbolculara Bodrum’da villa vereceğim” sözü tam olarak böyle bir cümle. İlk duyulduğunda kulağa büyük, iddialı ve hatta “motive edici” gelebilir.

Ama Türkiye'de yaşayan herkesin içgüdüsel olarak hissettiği bir şey var: Cümle yerinde değil, zamanı değil. Hatta belki de gerçekliği yok.

Çünkü cümle, bir ödül vaadinden çok daha fazlasını söylüyor. Bu söz, Türkiye’de gerçekliğin nasıl yer değiştirdiğini gösteriyor.

Bugün bu ülkede milyonlarca insan için en temel mesele barınma. Büyük şehirlerde kira fiyatları, maaşların önüne geçmiş durumda. İnsanlar artık sadece daralmıyor, çözülüyor.

VİLLANIN GERÇEK KONUMU

Üstelik bu “villa” meselesi sadece bir söylem değil arkasında bir coğrafya, bir proje ve bir ilişki ağı var. Kamuoyuna Bodrum diye sunulan bu hayalin gerçek adresi, Milas sınırları içinde. Mandalya Körfezi çevresinde yıllardır tartışılan devasa bir proje alanı. Bu alan, basit bir konut projesi değil, milyonlarca metrekarelik bir turizm kenti planı. Oteller, sosyal donatılar, yapay göller ve binlerce konut…

Projenin adı geçtiğinde birlikte anılan iki temel aktör var: Net Holding ve Ali Ağaoğlu. Yani ortada bir Bodrum villası değil, Türkiye’de uzun süredir alışık olduğumuz türden, büyük ölçekli, sermaye yoğun bir proje var ve bu projenin en kritik özelliği, sadece büyüklüğü değil, bulunduğu yer.

TARTIŞMALI PROJE

Çünkü bu alanın hemen yanı başında, Bargilya Tuzla Sulak Alanı bulunuyor. Kuş göç yolları, biyolojik çeşitlilik ve ekosistem açısından kritik bir bölge. Yıllardır çevrecilerin, meslek odalarının ve yerel örgütlerin itiraz ettiği bir alan. ÇED raporları, mahkeme süreçleri, iptaller, yeniden başvurular… Bu proje hiçbir zaman düz bir yatırım olmadı hep tartışmalı kaldı.

Tam da bu yüzden, villa vaadi bu projeye bağlandığı anda mesele değişiyor. Bu artık sadece bir prim meselesi değil, bir tercih meselesi haline geliyor. Doğa mı, yapılaşma mı? Kamu yararı mı, proje ölçeği mi? Ve en önemlisi: Bu projeden kim ne kazanacak?

İşin daha da çarpıcı tarafı ise şu: Bu kadar büyük bir vaat olmasına rağmen, ortada hâlâ somut, parsel bazında netleşmiş bir tablo yok. Açık kaynaklara bakıldığında, proje alanı “çoklu parseller” üzerinden anlatılıyor ama tek tek taşınmazlara inildiğinde veri neredeyse yok. Malik bilgileri, tapu takyidatları, imar plan notları, koordinatlar… Bunların hiçbiri şeffaf biçimde ortaya konmuş değil.

Somut olarak elimizde duran tek kırıntı, 6501 numaralı parsel ve onun için alınmış bir inşaat ruhsatı bilgisi. O da tek başına bir proje bütününü açıklamaya yetmiyor. Yani ortada binlerce villadan söz ediliyor ama bu villaların hangi taşınmazlarda, hangi hukuki zeminle, hangi plan kararlarıyla üretileceği belirsiz.

Bu belirsizlik, Türkiye’de çok tanıdık. Önce proje anlatılır, sonra detaylar gelir. Hatta çoğu zaman detaylar hiç gelmez. Ama söylem büyüktür, iddia büyüktür, etki büyüktür.

Hacıosmanoğlu’nun “Kendi cebimden vereceğim” ifadesi de bu bağlamda okunmalı. Bu cümle ilk bakışta kişisel bir fedakârlık gibi duruyor. Ama Türkiye’de “kişisel” olan ile “kamusal” olan arasındaki çizgi uzun süredir bulanık. Özellikle de iş dünyası ile kamu ihaleleri arasındaki ilişkiler söz konusu olduğunda."

Kaynak:Haber Merkezi

Öne Çıkanlar