İşte gazeteci Yavuz Oğhan'ın savunmasının tam metni

Gazete Pencere İmtiya Sahibimiz Gazeteci Yavuz Oğhan, İBB Duruşması'nda savunma yaptı. Oğhan, "Bu iftiradan beraatimi talep ederim" dedi. İşte Yavuz Oğhan'ın savunmasının tam metni...

İşte gazeteci Yavuz Oğhan'ın savunmasının tam metni

GAZETE PENCERE - İstanbul Büyükşehir Belediyesi davasının ikinci celsenin altıncı gününde gazeteciler savunma yaptı. Gazeteciliğin yargılandığı bu duruşmada Gazete Pencere İmtiyaz Sahibi Yavuz Oğhan konuştu.

İşte gazeteci Yavuz Oğhan'ın savunmasının tam metni:

'RENCİDE EDİCİ BİR SUÇLAMAYLA KARŞI KARŞIYAYIZ...'

"Ben de burada yargılanıyorum. Aslında benim sanıyorum bu ilk deneyimim. Yani yaklaşık bir 9 ay önce, Kasım'dan geriye gidersek Ekim, Eylül gibi böyle bir yola gireceğimizin ilk işaretlerini almıştık. Bir gazetede, “İmamoğlu Medya A.Ş.” diye bir yayın yapıldı. O yayında ismimiz geçti, birçok gazeteciyle birlikte... Siz de sonrasını biliyorsunuz. Bir takım sosyal medya hesaplarında, aslında bizim elimizde olmayan bir takım baz kayıtları ve bu kayıtlar üzerine ciddi suçlamalar yapıldı.

Sonradan yapanların 'gözaltı' demediği ama gözaltında değilsem ayrılabilir miyim diye sorduğumda hayır yanıtını verdikleri bir şekilde ifademiz alındı, ardından serbest bırakıldık. Gerçekten çok rencide edici bir suçlamayla karşı karşıya olduğumuzu bilmenizi isterim. Çünkü yaklaşık 35 yıldır gazetecilik yapıyorum. Suçlama ne? Suçlama para karşılığında haber yapmak, bir örgüte yardımda bulunmak bilerek ve isteyerek.

İlk kısmı çok rencide edici. 35 yıldır farklı basın kuruluşlarında çalıştım. Farklı haberlerin altına imza attım. Son dönemlerde birtakım analizlerin altına imza attım. Sosyal medya paylaşımlarım var ve bu suçlama karşıma geldiğinde ben de ifademi verirken emniyette birtakım deliller olabileceğini düşünerek sorulan sorulara baktım. Maalesef ortada gerçekten bir delil yoktu, bunu öncelikle söylemek isterim. Yani bana birkaç paylaşımım soruldu. O paylaşımlardan birisi Cumhuriyet Halk Partisi'nde İletişim Koordinatörlüğü’ne başlamamla ilgiliydi. Bunu bir yanıltıcı bilgi, örgüte yardım gibi sunulmasını anlamakta güçlük çektim.

Karşımda da bir muhatap bulamadım bu nasıl bir şeydir, niye bunlar buraya yazıldı diye. Ama sorularınıza yanıt verdik. Şimdi ben neyle suçlanıyorum? Somut olarak bir öncelikle gizli tanık ifadesi var ortada. Önce ismi Meşe idi, sonra İlke oldu. Onlar nasıl değişti, nasıl gitti çok fazla üzerinde durmayacağım ama o ben dahi şu anda burada yargılanan gazetecilerin de ötesinde Türkiye'nin bildiği, birtakım uygulamalara itiraz eden gazetecileri Murat Ongun'un talimatıyla Emrah Bağdatlı'dan para almakla suçluyor.

Peki buna ilişkin bir delil var mı? Gerçekten baktım böyle bir delil yok. Delil olarak önümüze konulan şeyse baz kayıtları. Yani benim bir yerde bulunduğumda orada kesitler yapılmış. Tam olarak teknik nasıl yürüyor onu bilmiyorum ama orada Murat Ongun'la benim buluştuğu, aynı zamanda Emrah Bağdatlı'yla bir araya geldiğim gibi bir iddia var. Birçok insan söyledi, ben ifademde de söyledim, burada tanıyanlar tanımayanlar vardır. Emrah Bağdatlı'yı gerçekten tanımıyorum. Hiç görmedim. Hiç bir diyaloğum da olmadı kendisiyle. Ama iddianameye bakıyorum bu sözlerim inandırıcı bulunmuyor. Emrah Bağdatlı'yla siz diyor baz kayıtlarını koymuşlar, 100'ün üzerinde baz kaydı var ve bunların çok büyük bir bölümü de Beşiktaş'ta. benim Beşiktaş'ta ofisim var, evim Beşiktaş'ta. Eren Sokak 26 diye ağırlıklı olarak da orada görünüyor. Eren Sokak nerede diye baktım, benim ofisimin hemen bir üstü. Arka pencereyi açtığımda karşımda görüyorum binayı ve ben orada her seferinde yani her ofise gittiğimde Emrah Bağdatlı'yla konuşmuşum gibi algılanıyor.

'KONUŞMADIM... TANIMIYORUM... İNANDIRICI BULUNMUYOR!!

Yani konuşsam konuştum diyeceğim. Konuşmadım, tanımıyorum diyorum, inandırıcı bulunmuyor. Baz kayıtları deniyor benim ofisimin orada olduğu, evimin hemen arkada olduğuna ilişkin bir tespit de yapılıyor. Yani bu bir lehime şüphe olarak bile değerlendirilmiyor. Çok ağrıma giden bir şeydir. Yani inandırıcı bulunmamak, kendini böyle izah etmek zorunda kalmak.

Murat Ongun, 30 yıldır arkadaşım. Hem özel hayatımda konuşurum hem de işle ilgili Ekrem İmamoğlu'nun danışmanı olduğu için zaten konuşmak mecburiyetindesiniz. Onunla konuşmazsanız olacak bir meslek değildir yani bu mesleği doğru yürütemezsiniz. Kendisi de söyledi zaten özel hayatında da oturup bir yerde yemişliğimİz, içmişliğimiz vardır. Ama o baz kayıtlarındaki kadar bir görüşmemiz yok, keşke olsaydı. Her dostunuzla o kadar konuşabilseydiniz. Onların her kesiştiği noktada bir görüşme koyabilecek bir mantığı gerçekten anlamakta güçlük çekiyorum. Çok da ağırama gittiğini söylemem lazım.

'HAYATIM BOYUNCA BÖYLE BİR ŞEYİN İÇİNE GİRMEDİM'

Şimdi bütün bunlar oldu. Bunlarla ilgili ifadelerimizi verdik. Tabi çok ağır da bir süreç. İnsanı çok rencide eden bir şey. 35 yıldır gazetecilik yapmışsınız. Burada kamuya karşı bir sorumluluğunuz var, size güvenen insanlar var ve bu insanlara karşı bir bir iddia ortaya atılıyor 'para karşılığı haber yaptı' diye. Ben gerçekten bunun büyük bir hadsizlik olduğunu düşünüyorum kendi açımdan. Hayatım boyunca böyle bir şeyin içine girmedim. Birçok medya kuruluşunda çalıştım. Şu anda kendi gazetem var onu çıkartıyorum. Ama para karşılığı haber yapma iddiası bir gazeteci için yapılabilecek en büyük iftiradır eğer doğru değilse.

Ve bu iftira ortaya atılıyorsa mutlaka altının doldurulması lazım. Benim görebildiğim kadarıyla iddianamede böyle bir delil de yok. Bu iddianın altını doldurabilecek herhangi bir belge, baz kayıtlarının dışında herhangi bir şey de yok. İşte baz kayıtları deniyor, şunlar... Benim Emrah Bağdatlı'yla bir telefon görüşmem yok ama Murat Ongun'la var elbette. Baktığım zaman da az görüştüğümüzü fark ettim. Keşke biraz daha fazla görüşebilseymişiz. Çünkü şu anda o imkana pek sahip olamadığımız için de üzgünüm. Örgüte bilerek yardım etmek. Ben gerçekten karşıdan baktığımda bir örgüt görmedim, hala da görmüyorum. O dönemde de görmedim. Yardım diye ortaya atılan iddia ise nedir? Birkaç tane sosyal medya paylaşımı. Az önce söyledim ya size onlardan birisi Cumhuriyet Halk Partisi'nde iletişim koordinatörlüğü görevine gelmemle ilgili kendi duyurum.

'ANALİZLERİMİ PAYLAŞTIĞIM TWEEETLERİM ÖRGÜTE YARDIM OLARAK ALGILANMIŞ'

Yani 35 yılın 20 yılını Ankara'da geçirdim, 15 yılını İstanbul'da geçirdim. Siyaset takip ettim. Siyasetle ilgili birtakım analizlerim var elbette. O analizlerimi paylaştığım tweetlerim örgüte yardım olarak algılanmış. Gerçekten bunun bir ölçüsü yok. Yani bir metreyle ölçülecek bir şey değil. Bu nasıl yapılmış anlamakta güçlük çektim. Çok can sıkıcı. Bütün hayatınızı etkiliyor. Gözaltı haberleri çıkıyor. Eşiniz, dostunuz kaygılanıyor. Yani çok uzun zamandır cezaevinde olan insanların önünde bunu söylemek doğru değil belki ama size güvenen, kamuda sizi tanıyan insanlar var. Onlar kaygılanıyorlar, kafalarında soru işaretleri kalıyor.

Ben çok rahatsız edici bir süreci kendi adıma yaşadığımı sizlerle paylaşmak isterim. Bunları anlattıktan sonra başka söyleyeceğim bir şey var mı diye notlarıma da bir bakayım. Yok, bu kadar. Bu şartlarda tabii süratle bu iftiradan kurtulmayı da talep ederim."

Kaynak:Haber Merkezi

Öne Çıkanlar