Nacho Sanchez'ten Akın Gürlek'e yanıt: Trump'ın rahip Brunson sözlerini hatırlattı

Adalet Bakanı Gürlek, AP raportörü Amor'un İBB Davası'yla ilgili açıklamasına tepki gösterdi. Amor, ABD Başkanı Trump'ın rahip Brunson'ın Erdoğan'ın talimatıyla bırakıldığı sözlerini hatırlattı ve yargının bağımsız olmadığı eleştirisinde bulundu.

Nacho Sanchez'ten Akın Gürlek'e yanıt: Trump'ın rahip Brunson sözlerini hatırlattı

GAZETE PENCERE - AP Türkiye Raportörü Nacho Sanchez, İBB Davası'ndaki açıklamasına tepki gösteren Adalet Bakanı Akın Gürlek'e, ABD Başkanı Trump'ın tutuklanan ve hapis cezası alan rahip Brunson'la ilgili "Cumhurbaşkanı'nı aradım ve derhal serbest bıraktı" sözlerini hatırlatarak yanıt verdi.

"GÜRLEK VE TRUMP'IN AÇIKLAMALARI BİRBİRİYLE ÇELİŞİYOR"

Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor, İlke TV'den Ayşegül Başar'ın sorularını yanıtladı.

Görevden alınıp tutuklanan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP'nin Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu'nun yargılandığı davayı izlemek için 6 Temmuz’da Türkiye'ye gelen Sanchez Amor, Silivri’de yaptığı açıklamalara tepki gösteren Adalet Bakanı Akın Gürlek’e yanıt verdi.

İmamoğlu’nun aynı gün üç ayrı davada birden hakim karşısına çıkarılmasını eleştiren Amor’un açıklamalarına tepki gösteren Gürlek, "Hiç kimse Türk mahkemelerine parmak sallayamaz" demişti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'la görüşen ABD Başkanı Donald Trump'ın rahip Andrew Brunson'la ilgili sözlerini hatırlatan Amor, "Bence Bakan Gürlek’e verilebilecek en iyi ve en aydınlatıcı yanıt bu" dedi.

Trump’ın açıklamalarının, Gürlek’in Türk yargısının bağımsızlığına ilişkin değerlendirmeleriyle çeliştiğini söyleyen Amor, bu tezatın yargının durumu ve bağımsızlığına ilişkin hangi değerlendirmenin daha isabetli olduğu konusunda fikir verdiğini ifade etti.

"AİHM, İBB DAVASI'NDA TÜRKİYE ALEYHİNE KARAR VERECEKTİR"

İBB Davası'nda duruşmaya başkanlık eden hakimin Ekrem İmamoğlu’nun savunma hakkını ihlal ettiği eleştirisinde bulunan Amor, "İmamoğlu, hakkında toplam 2 bin 300 yılı aşkın hapis cezası talep ediliyor ve savunmasını yalnızca birkaç saat içinde yapmak zorunda bırakılıyor. Sonra Türk makamları, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde (AİHM) neden Türkiye aleyhine bu kadar çok ihlal kararı çıktığına şaşırıyor. Büyük olasılıkla, İBB Davası da AİHM’e taşındığında, İmamoğlu hakkında verilecek nihai hüküm ne olursa olsun, yalnızca usule ilişkin gerekçelerle bile Türkiye aleyhine bir ihlal kararı çıkacaktır" diye konuştu.

"HAKİM, SİYASİ KARARLA GÖREVDEN ALINIYORSA YARGI BAĞIMSIZLIĞI OLMAZ"

"Bu davaların yalnızca birinde yaşananlara bakmak bile, Türkiye’de gerçekten bağımsız bir yargıdan söz etmenin ne kadar yanıltıcı olduğunu göstermektedir” diyen Amor, yasalaşan yargı paketlerini de hatırlatarak şunları söyledi:

"Bir hakim, iktidarın hoşuna gitmeyecek bir karar verebileceği düşüncesiyle siyasi kararla görevden alınabiliyorsa, o ülkede yargı bağımsızlığından söz etmek mümkün değildir. Hakimlerin görev güvencesi ve keyfi biçimde görevden alınamaması, yargı bağımsızlığının temel ilkesidir. Görünen o ki iktidar bunu kabul etmek istemiyor. Bugüne kadar 12 Yargı Reformu Paketi hazırladılar ancak ilk paketin ilk sayfasında yer alması gereken bu temel ilke hâlâ hiçbir pakette bulunmuyor."

TÜRKİYE'NİN İÇ İŞLERİNE MÜDAHALE Mİ EDİYOR?

Sanchez Amor, Adalet Bakanı Gürlek’in Türkiye’nin iç işlerine müdahale ettiği yönündeki iddialarına ilişkin de "Ben Türkiye raportörüyüm ve çalışmalarımın temel kapsamı da Türkiye’dir" dedi ve şöyle devam etti:

"Türkiye, Avrupa Birliği üyeliğine aday her ülke gibi, demokrasisinin niteliğinin Avrupa Komisyonu ve Avrupa Parlamentosu gibi AB kurumları tarafından izlenmesini de içeren belirli koşulları kabul etmiş bir ülkedir. Bu meseleleri gündeme getiriyorum çünkü görevimi yapıyorum; aksi takdirde sorumluluklarımı yerine getirmemiş olurum."

"BARIŞ SÜRECİ, DEMOKRATİK ADIMLARLA DESTEKLENMELİ"

"Terörsüz Türkiye" adıyla yürütülen çözüm sürecine de değinen Sanchez Amor, barış süreci ile ülkenin demokratikleşmesi arasında gerçek bir bağ kurulamadığını belirtti.

Sürecin kapsamlı bir demokratikleşme programıyla desteklenmesi gerektiğini söyleyen Amor, son zamanlarda artan baskı ortamını işaret ederek, "Tüm bunlar söz konusu demokratik adımları hayata geçirme konusunda gerçek bir siyasi iradenin bulunmadığını gösteriyor. Herkes gibi ben de bu sürecin başarıya ulaştığını görmek istiyorum" dedi.

"CHP KARARI 48 SAATTE UYGULANDI, DEMİRTAŞ VE KAVALA KARARLARI UYGULANMADI"

Sánchez Amor, CHP kurultayına ilişkin “mutlak butlan” kararının 48 saat içinde uygulanmasını “çifte standart” olarak değerlendirdi. Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala hakkında bekletilen AİHM kararları ile Can Atalay’a ilişkin Anayasa Mahkemesi kararını hatırlatan Amor, “Peki kararların uygulanmasındaki aynı hız, Kavala ya da Demirtaş’ın durumu için neden geçerli değil?” diye sordu.

"GENEL MERKEZE POLİSİN ZOR KULLANARAK GİRMESİ HAFIZALARDAN SİLİNMEYECEK"

Amor, devamında şunları söyledi:

"Son seçimleri kazanan partinin genel merkezine polisin zor kullanarak girdiği görüntüler, Türkiye demokrasisinin durumu açısından Avrupalıların hafızasından silinmeyecektir. Siyasi iktidarın çıkarlarına hizmet eden kararlar uygulanırken, bu çıkarlara aykırı olan kararlar ya uygulanmıyor ya da yok sayılıyor. Bu da Türkiye’de yargının gerçekten bağımsız olmadığını gösteren yüzlerce örnekten yalnızca biridir.”

"LGBTİ+’LAR VE ÇEVRECİLER NASIL BİR TEHDİT?"

NATO zirvesi öncesinde düzenlene operasyonlar, gözaltı işlemleri ve tutuklamalar hakkında konuşan Amor, "Ankara’nın kapsamlı güvenlik önlemleriyle adeta abluka altına alındığı düşünüldüğünde, LGBTİ+ hakları savunucularının ya da çevrecilerin zirveye katılan liderler açısından nasıl bir tehdit olarak görülebileceğini anlayamıyorum” ifadelerini kullandı.

Zirveye katılan liderlerin kendi ülkelerinde protestolarla karşılaşmaya alışkın olduklarını söyleyen Amor, "Kentin daha az hoş görünen bölgelerini gizlemeye yönelik önlemler almak başka bir şey; insanların yalnızca zirve sırasında anayasal barışçıl toplanma haklarını kullanabilecekleri ihtimaliyle önleyici şekilde cezaevine konulmaları ise bambaşka bir şeydir” değerlendirmesinde bulundu.

"NATO AÇISINDAN ULUSLARARASI BİR UTANÇ"

Amor, zirve öncesinde bazı gazetecilerin akreditasyonlarının engellenmesini de eleştirerek sorumluluğun NATO’ya ait olduğunu söyledi.

"NATO, ev sahibi ülkenin eleştirel gazetecileri dışlayacağını bildiği halde, zirveyi hangi gazetecilerin takip edebileceğine ilişkin kararları ev sahibi ülkeye bırakamaz" diyen Amor, bunun “NATO açısından uluslararası bir utanç” olduğunu ifade etti.

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’yi de eleştiren Amor, “Sayın Rutte uluslararası alandaki bu tür utanç verici durumlara artık o kadar alışmış görünüyor ki, bir yenisinin kendisini pek de rahatsız edeceğini sanmıyorum” dedi.

Kaynak:İlke TV

Öne Çıkanlar