Memetcan Demiray

Memetcan Demiray

Rakı bulamıyorsanız benzin için!

Dünyanın tüm "normal" ülkelerinde bira, cepteki bozuk paralarla satın alınabilen "sıradan" bir içkiyken bizde litresi için en az 24 lira ödemek gerekiyor. Bu da tam dört litre motorine denk geliyor! Tablo böyle akıl almazken ve bir haftada 51 vatandaşımız "sahte içki"den hayatını kaybederken Garo Paylan dışındaki muhalefetin gıkını bile çıkarmamasına "insan hayret ediyor".

Seküler çevrelerde yetişen birçoğumuz, içki kültürüyle ev ortamında tanıştı. Patlıcan kızartması kokulu salonlarda aile büyüklerimizin cacıklı, piyazlı ve ayşekadın fasulyeli sofraları unutulmazdı. Henüz TRT'nin maç özetleri ve eğlence programları yayınladığı yıllarda, o sofraların başköşesinde muhakkak rakı kadehi de vardı. Düzenli içilmese bile buzdolabında "bir büyük" bulundurmak âdettendi ve bedeli alt tarafı üç otuz paraydı.
Yine birçoğumuz, ilerleyen yıllarda tadını merak edip evdeki rakıdan "aşıracak"tı. Mis gibi anason kokan bir sıvının damakta korkunç "acı" bir tat bırakması her ergen için hayal kırıklığıydı. İyi de babamız bu "meret"te ne bulmaktaydı? 

HİÇ PARAN YOKSA 'ANKARA VİSKİSİ' VAR!


Sorunun cevabı, genellikle üniversite zamanı, bol bol siyaset tartışılan semt meyhanelerinde anlaşılacaktı. Neticede "bir çatal meze, bir yudum rakı" diye bir motto vardı! Öyle ya, tıka basa doymak ya da "kafayı bulmak" için toplanmamıştık ki arkadaşlarla... Adabını da öğrendiğimize göre, tebrikler!.. "Rakı severler kulübü"ne bizim de adımız yazılmıştı!
Elbette aslen bir "aperitif" olan, doğru yemekle çok zor eşleştirilen rakının bunca nazı, bazı âşıkları usandıracaktı. Onlar için de bira gibi pratik ya da şarap gibi çok daha "rafine" iki kadim seçenek vardı. Üstelik 90'ların sonunda, DiaSa ve Şok gibi yeni açılan ucuzluk marketleri sayesinde hesaplı ürünlere ulaşmak da gayet kolaydı. Avanos Vadisi şarabının, Perge birasının rafları süslediği günlerde en ama en parasızların Ankara Viskisi alabilmesi ise bugünden geriye bakınca hayli tuhaftı!

KUTUPLAŞMA MARKETLERDE BAŞLADI

Derken 2000'lerde siyasi iktidarın değişmesiyle alışkanlıklarımız kökten sarsılacaktı. Evet, Tekel özelleşmiş, her şişesi farklı çıkan Yeni Rakı bir standart kazanmıştı. İskoç maltları, "bourbon"lar ve Şili "şiraz"larıyla artık piyasa adeta Batı'yı andırmaktaydı. Ne var ki ufak ufak yapılmaya başlayan vergi zamlarıyla yerli biralar bile giderek ulaşılmaz olacaktı.
Hissettirilmeden, yıllara yayılan bu dönüşümü marketlerin satış politikalarında da görebiliyorduk. "İslami sermaye"nin kontrolü altına alınan ucuzluk zincirlerinin ilk işi, içki reyonunu kapatmaktı. Öyle ki 90'larda kent merkezindeki belli başlı 6 süpermarketten beşi içki satarken, 2010'lara gelindiğinde ağırlık şimdi tamamen "muhafazakâr" firmalardaydı. Bir anlamda "toplumsal kutuplaşma"nın tohumları, ilk olarak marketlerde atılmıştı.
Onun için bugün kimilerimiz rakının yanında iyi gidecek bir pastırmanın 140, şaraba eşlik edecek Kars gravyerinin 100, bira keyfini tamamlayacak iyi bir dana sosisin kilosunun 120 lira olmasını "ekonomik kriz" göstergesi kabul ediyor, "mutfakta isyan" bekliyordu. Oysa 35 liraya "taze peynir", 12 liraya "piliç büfe sucuk" (!) satan "dini bütün" marketler unutuluyordu. Ne güzeldi "milli irade" olmak; "harca harca" para bitmiyordu!

BİR LİTRE MOTORİN 6,
BİR LİTRE BİRA 24 TL...

"Gezi"den sonra daha da hızlanan zam furyasıyla artık bırakalım Boğaz'da "balık - rakı yapma"yı, orijinal "çilingir"i evde kurmak bile hayal haline gelmiş görünüyor. Müdavimler de çareyi hazır etil alkolde buluyor, içinden ne çıkacağı belirsiz bidonlar internette kol geziyor. Neticesinde de bir hafta içinde 51 vatandaşımız, "metil alkol"den yaşama veda ediyor.
Üstelik sadece yurdun ücra köşelerinden, "merdiven altları"ndan değil; kent merkezlerinden ve hatta şık marinalardan bile zehirlenme haberleri geliyor. Vergi uzmanı Dr. Ozan Bingöl'ün "Son 10 yılda alkollü içeceklerden alınan ÖTV rakıda yüzde 443, birada ise yüzde 365 arttı" demeci, bu noktaya nasıl gelindiğini özetliyor.
Daha da tuhafı, "normal" bir ülkede petrol birayla neredeyse eş değerdeyken ülkemizde bir litre motorin 6, bir litre bira 24 liraya satılıyor; kimsenin gıkı çık(a)mıyor.

BUNA DA ŞÜKÜR (!)

Tabii ki bu suskunlukta, iktidarın yıllardır toplumu "taşralaştırma"; film sansürleriyle, reklam yasaklarıyla içkiyi kamusal alanda "görünmez" kılma ve siyasi söylemde "öcüleştirme" çabasının payı büyük... Hatta ülkenin kurucu önderi rakıyla özdeşleştirildiğinden, insanların içki içebilme hakkını savunanlara kolayca "Kemalist" ve "laikçi" damgası vurulabiliyor. Buna bir de muhalefet-miş gibi yapan muhalefetin "İçkinin adını bile ağzıma alsam muhafazakâr oylar kaçar!" gibi modası geçmiş önyargıları eklenince, doğrusu bugün rakının 208 liralık litre fiyatına belki de şükretmek gerekiyor! Böylesi akıl almaz bir tablo karşısında sadece HDP'den Garo Paylan çıkıyor, bir "tweet" ile de olsa gidişata itiraz ediyor.
Ve bu satırların yazıldığı hafta ekrana iki haber düşüyor. İlkinde Münihli bir firma, kentler için akıllı teleferikler tasarladıklarını açıklıyor. Sadece iki elektrik süpürgesi kadar güç harcayan bu araçların sürücüsüz (otonom) çalışacağı ve sabit duraklara ihtiyaç duymadan insanları güzergâh üzerinde diledikleri noktaya güvenle indireceği belirtiliyor.
İkinci haberde TCDD yöneticileri, tren kazalarını önlemek için rayların kenarında kurban kesiyor.

Biz ki daha bu yıl Suriye'de tarihimizin en büyük askeri kayıplarından birini verdik, onun bile üstünü sessizce kapatmayı bildik. Metil alkolden vefat eden vatandaşlarımız da kısa sürede unutulup gidecek gibi görünüyor. Sahi, bir insanın canı kaç lira vergi ediyor?


Resimaltı 1: Almanya'da ortalama market fiyatları... Hamburg'un gözde birası Jever'in şişesi 5, buğday birası klasiği Erdinger'in şişesi 6,5 ve kaliteli bir Fransız şarabının litresi yaklaşık 40 lira!..

Resimaltı 2: Bir başka markette Yeni Rakı 127 TL... Yani "milli içki"miz Avrupa'da bizdekinden çok daha ucuza satılıyor. Hem de 9,3'lük avro kuruyla çarpılmasına rağmen!..

Resimaltı 3: Ve bir şişe Efes Pilsen... Yurt dışında sadece 7 buçuk lira...

Önceki ve Sonraki Yazılar
Memetcan Demiray Arşivi