Soğuk hava kalbi zorluyor: 12 derecenin altına dikkat

Uzmanlara göre özellikle 12 derecenin altındaki havalarda kalp krizi riski artabiliyor. Soğuk hem tansiyonu yükseltiyor hem de kalbin oksijen ihtiyacını artırıyor.

Soğuk hava kalbi zorluyor: 12 derecenin altına dikkat

GAZETE PENCERE - Hava sıcaklığı düştükçe kalbin yükü artıyor. Özellikle kalp hastalığı olanlar için soğuk günler, sıradan bir mevsim değişikliğinden fazlası anlamına geliyor.

Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, kalp hastaları için net bir sıcaklık ya da süre sınırı olmadığını söylüyor. Çünkü risk, kişinin genel sağlık durumuna ve hastalığın derecesine göre değişiyor. Ancak kalp sağlığı için en konforlu aralığın 18–24 derece olduğunu vurguluyor.

Özellikle 12 derecenin altındaki havalarda ise kalp krizi riskinin artabileceğine dikkat çekiyor. Üstelik sadece termometrede görülen değer değil, rüzgârın düşürdüğü hissedilen sıcaklık da önemli. Dışarıda ne kadar kalınacağı buna göre planlanmalı.

SOĞUKTA DAMARLAR DARALIYOR, KALP DAHA ÇOK ÇALIŞIYOR

Soğuk hava, vücudun ısı kaybetmemesi için damarları daraltmasına neden oluyor. Damarlar daraldığında tansiyon yükselebiliyor. Bu durumda kalp, kanı dolaştırabilmek için daha fazla çalışmak zorunda kalıyor.

Artan efor, kalbin oksijen ihtiyacını yükseltiyor. Ancak daralmış damarlar bu ihtiyacın karşılanmasını zorlaştırabiliyor. Sonuçta kalp üzerinde ek bir yük oluşuyor.

Özellikle 40 yaş üzerindeki kişilerde damar esnekliğinin azalması ve koroner arter hastalığı riskinin daha sık görülmesi nedeniyle tablo daha da ağırlaşabiliyor. Göğüs ağrısı, kalp krizi ve inme riski bu koşullarda artış gösterebiliyor.

SOĞUKTA SUSUZLUK FARK EDİLMİYOR

Koylan’ın dikkat çektiği bir diğer nokta ise susuzluk. Soğuk havada susama hissi belirgin şekilde azalabiliyor. Ancak bu, vücudun daha az sıvıya ihtiyaç duyduğu anlamına gelmiyor.

Daralan damarlar, beynin susuzluk sinyalini yüzde 40’a kadar azaltabiliyor. Buna rağmen solunumla oluşan buharlaşma ve fark edilmeyen terleme nedeniyle sıvı kaybı devam ediyor. Yetersiz sıvı alımı ise dolaşım sistemini zorlayarak kalbin iş yükünü artırabiliyor.

Bu nedenle özellikle risk grubundakilerin susamayı beklemeden düzenli aralıklarla su içmesi öneriliyor. Dışarıda uzun süre kalınacaksa 20–30 dakikada bir birkaç yudum sıvı almak faydalı olabilir. İdrar renginin açık sarı olması, yeterli sıvı alımının pratik bir göstergesi olarak kabul ediliyor.

SOĞUKTA ÖLÇÜMLER YANILTABİLİR

Soğuk hava sadece kalbi değil, ölçüm cihazlarını da etkileyebiliyor. Özellikle bilekten ölçüm yapan optik nabız sensörleri, düşük sıcaklıklarda yanıltıcı sonuçlar verebiliyor.

Vücut ısısını korumak için cilde yakın damarların daralması, bilek gibi uç noktalara giden kan akışını azaltıyor. Bu durum, kan akışındaki değişimi okuyarak çalışan sensörlerin nabzı olduğundan daha düşük ya da düzensiz göstermesine yol açabiliyor.

Uzmanlara göre soğuk havada daha doğru ölçüm için kalp atışını elektriksel sinyaller üzerinden değerlendiren göğüs bantları daha güvenilir kabul ediliyor.

Kısacası, soğuk hava hafife alınacak bir durum değil. Özellikle kalp hastaları için dışarıda geçirilen süre, giyilen kıyafet ve sıvı tüketimi hayati önem taşıyor. Herkes için geçerli tek bir sınır yok; en doğru yol, kişisel riskleri doktora danışarak öğrenmek.

Kaynak:Haber Merkezi

Öne Çıkanlar