Yeni yılda kanserle mücadelede: Kadınlarda 40, erkeklerde 50 yaş kritik
Kanser görülme sıklığının artması, erken tanı ve düzenli taramaların önemini bir kez daha gündeme taşıyor. Uzmanlara göre 2026’da kanserden korunmanın yolu, tarama testlerini ertelememek ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarını kalıcı hâle getirmekten geçiyor.
PENCERE - Yeni bir yıla girilirken sağlık, her zamankinden daha fazla önem kazanıyor. Özellikle kanser, hem artan görülme sıklığı hem de yarattığı kaygı nedeniyle gündemdeki yerini koruyor. Uzmanlar, kanserle mücadelede en etkili yaklaşımın hastalığı beklemek yerine riskleri erken dönemde yönetmek olduğuna dikkat çekiyor.
UZUN YAŞAMAK MI SAĞLIKLI YAŞAMAK MI?
Memorial Göztepe Hastanesi Kanser Merkezi Başkanı Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, kanserin modern çağın bir hastalığı olmadığını, ancak tıptaki gelişmeler sayesinde insan ömrünün uzamasının kanser riskini daha geniş bir zaman dilimine yaydığını belirtiyor. Özdoğan’a göre asıl önemli olan, uzun yaşamdan ziyade sağlıklı geçirilen yılların artırılması.
Birçok kanser türünde erken tanı sayesinde tedavi başarısı önemli ölçüde yükselmiş olsa da tarama programlarına katılım oranlarının hâlâ düşük seviyelerde olduğu vurgulanıyor. Uzmanlar, birçok kişinin kanser olasılığıyla yüzleşmekten kaçındığını ve bu nedenle tarama testlerini ertelediğini belirtiyor. Oysa erken tanı, hastalığın kontrol altına alınmasını ve tedavi sürecinin daha etkili yürütülmesini sağlıyor.
TARAMA TESTLERİNİ İHMAL ETMEYİN
Uzmanlar, kanserin çoğu zaman belirti vermeden ilerlediğini hatırlatarak 2026 yılında tarama testlerinin ihmal edilmemesi gerektiğini vurguluyor. Ailede kanser öyküsü bulunan, açıklanamayan şikâyetler yaşayan ya da yaş itibarıyla risk grubunda yer alan kişilerin “bir şeyim yok” düşüncesiyle hareket etmemesi gerektiği ifade ediliyor.
KADINLARDA 40, ERKEKLERDE 50 YAŞ KRİTİK
Kadınlar için 40 yaş sonrası düzenli mamografi, 21–65 yaş arası smear ve HPV taramaları ile 50 yaş sonrası kolonoskopi veya dışkıda gizli kan testleri öneriliyor. Erkeklerde ise 50 yaş sonrası PSA testi ve prostat muayenesi, kolonoskopi ve uzun süre sigara kullanmış bireylerde düşük doz akciğer tomografisi öne çıkan taramalar arasında yer alıyor. Bunun yanı sıra, her bireyin yılda en az bir kez temel kan ve biyokimya testlerini yaptırmasının genel sağlık takibi açısından önemli olduğu belirtiliyor.
RİSK YALNIZCA GENETİKLE SINIRLI DEĞİL
Kanser riskinin yalnızca genetik faktörlerle sınırlı olmadığına dikkat çeken uzmanlar, hareketsizlik, düzensiz beslenme, aşırı kilo ve kronik stres gibi yaşam tarzı faktörlerinin de belirleyici rol oynadığını vurguluyor. Bu alışkanlıkların yalnızca bireyi değil, aynı yaşam alanını paylaşan tüm aile bireylerini etkilediği ifade ediliyor.
Beslenmede Akdeniz diyetinin benimsenmesi, sebze ve meyve tüketiminin artırılması, zeytinyağı ve balık ağırlıklı beslenme, düzenli fiziksel aktivite, yeterli uyku ve stres yönetimi; kanserden korunmada etkili yaşam tarzı adımları arasında gösteriliyor. Uzmanlar, bu yaklaşımın geçici bir diyet yerine sürdürülebilir bir yaşam biçimi hâline getirilmesinin altını çiziyor.
Kaynak:Haber Merkezi