İ. Bülent Çelik

İ. Bülent Çelik

Şerafettin Atalay’ı andık

Anma etkinliği için Samsun istikametinden gelip Amasya'ya girdiğimizde, sağda solda polis ekiplerinin sık aralıklarla pozisyon almış olduğunu görünce, "Yok canım… Bizim etkinlikle alakalı olamaz" dedik.



Hani, bundan 52 yıl önce, Türkiye'nin ilk siyasi cinayetlerinden biri olarak kaydedilen, TİP Amasya İl Başkanı Şerafettin Atalay, Gezi hükümlüsü Can Atalay'ın da amcası olunca durumdan huylanmadık değil.

● ● ●

Kesilmiş yollardan geçerek zor bela otele vasıl olunca öğrendik.

Meğerse bugün Devlet Bahçeli'nin de Amasya'da mitingi varmış.

Çorum'dan Erbaa'ya, Tokat'tan Erzurum' kadar uzak yakın, çevre illerden taşınan gençlerin Amasya meydanını doldurmaya yetmeyeceği düşünülmüş olacak ki, Amasya Belediye Başkanının 15 bin bileti bedava dağıttığı Amasyaspor- Elazıspor maçının bitiş saatine bağlanmış MHP mitingi.

● ● ●

Her neyse,

Biz, Şerafettin Atalay'ın dostları, sevenleri, kardeşleri, Amasya Memi Dede Mezarlığı’nda Şerafettin Atalay'ın andık.

● ● ●

Benim gençlik döneminin efsane önderi, TİP'in gençlik örgütü Genç Öncü'nün Başkanı Abdurrrahman Atalay bir açılış ve teşekkür konuşması yaptı. Amasya Özgürlük Platformu adına Avukat Erdem Türem bir konuşma yaptı.

Atalay ailesinin büyük ağabeyi, aile adına bir konuşma yaptı. Son olarak Can Atalay'ın babası Mustafa Atalay, 52 yıldan buyana yapılan bu anma etkinliğine, kendini bildi bileli her yıl katılan ve bu yıl "mazereti" nedeniyle ilk kez katılamayan Can Atalay'ın, Silivri'den yazdığı, aşağıdaki dokunaklı mektubu yüzün üzerindeki katılımcıya okudu.

Mektup, her şeyi anlattığı için daha fazla ayrıntıya girmiyorum.

● ● ●

Şerafettin Atalay'ın anısı önünde saygıyla eğiliyorum.


Can Atalay’ın Silivri’den mektubu

Sevgili dostlar,

Şerafettin Atalay’ı tanısa da tanımasa da onun vefalı arkadaşları; Adım Şerafettin Can Atalay. 27 Ocak 2023 sabah, henüz gün ağarmadan sesleniyorum size. Sesime ses olanlar sağ olsun, 29 Ocak 2023 günü ulaşacak sesim sizlere…

27 Ocak 2023, 27 Ocak 1971’den tam 52 yıl sonra dahi Şerafettin Atalay’ı anmak Anadolu’nun orta yerinde bir faili belli meçhul cinayeti anımsamak ve anımsatmak yalnızca dün yaşananlara dikkat çekmenin ötesinde memleketin geleceğine sahip çıkmaktır.

Şerafettin Atalay, Artvin Yusufeli’nden savaşlar ve yoksulluk nedeni ile Amasya’ya göç etmiş bir ailenin oğlu. Evin geçimini dindar bir baba sağlıyor, anne henüz bebekken ölenleri dışında 6 çocuk büyütmekle meşgul.

Bu son derece dar gelirli aile, çocuklarını okutmakta çok kararlı.

Cumhuriyetin eşit, parasız ve bilimsel eğitimi ile yoğrulan çocuklar ise okumakta.

Şerafettin’in okuldaki başarısını, kitaplara olan ilgisini ve örneğin resim dersindeki hünerini gayet iyi biliyoruz.

“Okumak” konusunda bu denli istekli Şerafettin’in evin en büyük çocuğu olarak hızlıca çalışma hayatına atılmasını da…

Hakkı da haksızlığı da, hakkın yanında haksızlığın ise tam karşısında olmayı evde öğrenen Şerafettin hem Cumhuriyet’in eğitimi ile ama hem de kendi merakı ile bulduklarıyla artık kendini “sol” da tanımlamaya başlıyor.

TİP Genel Sekreteri Nihat Sargın’ın ifadesiyle 1961 Anayasası ile de açılan kapıdan Anadolu’da bağımsızlık, demokrasi, sosyalizm mücadelesini toplumsallaştırmak için uğraşanlar gelirler Amasya’ya, onu bulurlar ve hazır bulurlar.

Bir yandan evin yüküne de omuz veren Şerafettin Amasya’yı ve giderek tüm bölgeyi eşitlik ve özgürlük mücadelesinin önemli bir odağı haline getirilmesinin önde gelen bir emektarı olur.

Kendisi ile ilgili bir talebi olduğu duyulmamıştır ama siyaseten doğru olan için nasıl ısrarcı olduğunu Nihat Sargın yazar, genel geçer doğruların değil “eylemli tercihlerin” insanı olduğunu okuruz eleştirel satırlarda bile…

Ayrımlarımızı değil müştereklerimizi vurgulayan herkese açıktır hem kapısı hem de ilişkileri, olanakları. Bağımsızlığı, demokrasiyi, sosyalizmi anlatan herkes ama herkes arkadaşlarının ve onun en güçlü dayanışması ile sarılır sarmalanır.

Bağımsızlık için en net tutumu bizzat okullarında, ODTÜ’de gösteren Taylanların barınağının Amasya oluşunu, barınağı Amasya’dan henüz dönen Taylan’ın da güpegündüz Beyazıt Meydanı’nda vurulduğunu anımsayalım.

Önce Demircioğlu Vedat, Battal Mehetoğlu ve Taylan Özgür cinayetleri ise memleketimizi bugünkü karanlığın da önünü açan bir döneme sürüklemiştir…

Bugün burada Şerafettin’in kabri başında o günün acısını hala gözlerinde görebileceğiniz kardeşleri, emmi oğulları, yeğeni ve ailesi ise bu faili belli meçhul cinayeti Türkiye’nin bu karanlığı aşması yolunda bir ısrar olarak korudukları için bulunuyorlar.

Şerafettin’i yahut diğer bir sosyalisti anmak onun mücadelesini bugüne, bugünü ise yarına bağlamaktır. Biz bugün burada bunu yapıyoruz. Çambükü köylülerinin tarımda ısrarı, topraklarına sahip çıkışları bu nedenledir.

Bu memleketin kıymetlisi Gezi Direnişi’nin karalanmasına ilişkin her türlü çabaya karşı duruşumuz bu yüzdendir.

Kendi adıma söyleyeyim; Şerafettin Atalay’a alçakça pusu kuran engerekler ve çıyanlar bir kere daha ve Gezi’de yenilmişlerdir.

Şerafettin Atalay’ın kelamı da eylemi de değil sonlanmak dipdiri ayaktadır.

Şerafettin; onun ustaları ve yoldaşları, bağımsızlık, demokrasi, sosyalizm mücadelesini verdiler. Hiçbir tehdide, baskıya boyun eğmediler, teklife müdana etmediler.

Bugün her hal ve şartta görevlerinin hakkını vermeye çalışanlar onların ruhunu taşıyor. Gezi Ruhu dedikleri bence budur…

Türkiye bir karanlığın içinde; bugün ya dipsiz karanlığa düşmenin ya da o hep selam durduğumuz Türkiye’nin ve Dünya’nın aydınlık geleceğine doğru adımlar atabilmenin eşiğindeyiz.

Bugün; Cumhuriyeti savunabilmek için dahi onu demokratikleştirmek görevini omuzlamalıyız.

Gezi’nin çoğulculuğu ile kazanılacak bir Demokratik Cumhuriyet mümkün; mümkün olmanın da ötesinde zorunludur.

Şerafettin’in de ve bütün emektarların da mücadelesini bugünden yarına taşıyacak budur!

Silivri’den selamlar.

Şerafettin Can Atalay

Önceki ve Sonraki Yazılar
İ. Bülent Çelik Arşivi