Cennetten bir köşe! Türkiye'nin antik bölgeleri arasında yer alıyor. Tam bir emekli dostuymuş

Cennetten bir köşe! Türkiye'nin antik bölgeleri arasında yer alıyor. Tam bir emekli dostuymuş
Bursa’nın en zengin antik yerleşim yerlerinden biri olan Uluabat Gölü kıyısındaki Gölyazı, doğa ile tarihin bir arada bulunduğu eşsiz bir güzellik fırsatı sunuyor. Birçok kişi bu bölgeyi ziyaret ettiğinde ayrılmak istemiyor

Gölyazı Türkiye'nin antik bölgeleri arasında özel bir yere sahiptir. Tarihi ve doğal güzellikleriyle herkesi kendine hayran bırakan bu köy, emekliler için de huzurlu bir yaşam sunmaktadır. Eğer siz de tarihi ve doğanın iç içe olduğu bir destinasyonda unutulmaz bir deneyim yaşamak istiyorsanız, Gölyazı'yı mutlaka ziyaret etmelisiniz.

Duvar'daki bilgilere göre; Uluabat Gölü’nün kuzeyinde iki yarımada, içinde de yedi ada bulunuyor. Gölyazı, bu gölün ortasındaki adaya köprü ile bağlı.

Eski bir Rum köyü olan ve bugün daha çok mübadeleyle Selanik’ten göç edenlerin yaşadığı Gölyazı, Osmanlı döneminde Türklerle Rumların bir arada yaşadığı ve Rumların çoğunlukta olduğu bir yerleşim merkeziymiş. 1924 yılında mübadele anlaşması ile gelen Türk göçmenler, Gölyazı ve çevresi ile uyum sağlamışlar.

Tamamı SİT alanı olan ve bağlı olduğu ilçeye adını veren muhteşem nilüfer çiçeklerine ev sahipliği yapan Uluabat Gölü, iki-dört metre arasındaki derinliği ve puslu havasıyla farklı bir görüntü yansıtıyor.

maxresdefault.jpg

Gölyazı halkının geçim kaynağı tarım, balıkçılık ve turizm.

Gölde turna, sazan ve köylüler tarafından “Feki” adı verilen küçük bir balık türü yaşıyor. Uluabat’ın simgesi olan kerevit ise bölge halkının geçim kaynağı olmaktan çoktan çıkmış ve anılardaki yerini almış durumda.

Hem kadınların ve hem erkeklerin balıkçılıkta son derece maharetli olduğu Gölyazı’da sabahları balık mezatı yapılıyor.

İlkbaharda gölün yükselmesiyle su içinde kalan ağaçlar, yine bu sularda süzülen ördekler, çoğu zaman gölü kaplayan sis, sazlık bölgeler, sandallarında avlanan balıkçı kadınlar, Arnavut kaldırımlı sokaklar; Antik Çağ’da Apolyont olarak bilinen bu köyün güzelliklerinden yalnızca birkaçı.

Köye girişte sol yanda kalan tepenin arkasında antik bir kent var. Köy meydanında cami, kahve ve “ağlayan çınar” adıyla da bilinen bir anıt çınar yer alıyor. Meydana girer girmez sizi kollarıyla selamlayan anıt çınar, 750 yaşında ve özel koruma altında. Ağacın “Ağlayan Çınar” adını almasının nedeni, haftanın bazı günlerinde gövdesinden akan kırmızıya yakın sıvı.

Gölyazı köy ekmeği fırınından gelen nefis ekmek kokuları tüm adaya yayılırken, göl kenarındaki küçük balık lokantaları da konuklarını ziyafete davet ediyor.

Gölde balıkçı tekneleriyle ada turu yapmak da mümkün.

Adanın çevresinde sular çekilince kökleri meydana çıkan söğüt ağaçları, sur yıkıntıları göze çarpıyor.

Adadan muhteşem bir günbatımı manzarası izleyebilirsiniz. Bunun için Zambak Tepesi, en uygun mekân.

GÖLYAZI'YA NASIL GİDİLİR?

Gölyazı'ya ulaşmak için Bursa'dan İzmir istikametine giderken Uluabat Gölü'nü gördükten beş kilometre sonra Gölyazı tabelasını takip etmeniz gerekmektedir. Bu tabelayı gördükten sonra sola dönerek zeytin ağaçlarıyla çevrili güzel bir yoldan beş kilometre ilerlediğinizde, Gölyazı köyünün girişine ulaşmış olacaksınız. Bursa istikametinden İzmir'e gidenlerin ise gölü gördükten yaklaşık otuz kilometre sonra tabelaları takip ederek sağa girmeleri gerekmektedir. Gölyazı'ya ulaşım için bu yönlendirmelere dikkat etmeniz, kolayca hedefinize ulaşmanızı sağlayacaktır.

İlgili Haberler