İbrahim Ö. Kaboğlu
2017 Kurgusu: Ne Amerikan ne de Türk tipi başkanlık!
OHAL ortam ve koşullarında mühürsüz oy ve zarfların sayılması sonucu 16 Nisan 2017 Anayasa halkoylaması ile kurulan tek kişi iktidarı, tanımı Başlangıç’ta yapılan, görev ve yetkileri ise Genel Esaslar kısmında belirlenen Yasama-Yürütme-Yargı (erkler ayrılığı) organlarına ilişkin Anayasa ilke ve normlarını, Temmuz 2018’den itibaren büyük ölçüde kâğıt üstünde kalan kavramlara indirgedi. Devlet ve Hükûmet yetkilerini kişiliğinde toplayan Cumhurbaşkanı’nın, parti başkanlığı yoluyla yasama ve yargıyı yönlendirici ve güdüleyici uygulaması, Türkiye Cumhuriyeti’nin nitelikleri olarak değiştirilemez anayasal hükümler blokunun içeriğini boşalttı.
Demokratik rejimlerin ortak paydası şudur: Siyasal iktidarın serbest seçimler sonucu el değiştirmesini (siyasal münavebe) sağlayacak ortam ve koşulların süreklilik taşıması. Bunun için erkler ayrılığı bağlamında şu üç kural geçerli: Anayasal denge ve denetim düzenekleri; görev-yetki-sorumluluk ve hesap verebilir hükûmet; bağımsız yargı. 2017 kurgusu (configuration) ise, çoğulcu siyasal rejimlerin değinilen asgari gereklerini ortadan kaldırdı; siyasal iktidarın el değiştirmesini zorlaştırdı.
Nitekim, ulusal ölçekte bu yollarla sağlanan siyasal çoğunluğun, yerel demokrasi ve kurumsal ölçekte demokratik birimlerde ortaya çıkan çoğunlukların yönetimine müdahalesi, hukukta birlik ve demokratik çeşitlilik kuralını silip süpürdü.
Uygulama, üç anayasal hal yarattı: demokratik, otoriter ve fiili/keyfi.
Yürütmeye ilişkin düzenlemeler, Anayasanın görünen başlıca “otoriter hükümleri”.
Parti başkanlığı, fiili ve keyfi uygulamaya açılan kapı işlevi gördü. Siyasal sorumluluk yokluğu, görev+yetki+sorumluluk kuralı gereği, hukuka bağlılık yönünden yöneten ve yönetilenlerin eşitliği ilkesine dayanan hukuk devletinin temel gereğini zedeledi. Hukuk ve yargı araçsallaştırılarak, kitlesel özgürlük ve hak ihlalleri, keyfi uygulamalar ve siyasal sorumluluk yokluğu arasındaki ilişki açık.
EŞİT OLMAYAN KOŞULLARDA SEÇİME GİDİLDİ
Cumhurbaşkanı (CB) Partisi ve ötekiler, eşit olmayan anayasal ve siyasal ortam ve koşullarda yarışarak seçimlere girdi. 2023 seçimlerinde “hukuki ve fiili eşitsizlikler”le yetinilmedi: “sahte montaj videolar” kullanıldı. 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde birincilik CHP’ye geçince, 2028 seçimlerine giden kısmi yarışmacı yolu önceden “tıkamak” için fiili ve keyfi uygulamalar öne çıkarıldı. Bu bağlamda “19 Mart darbesi” (2025) olarak adlandırılan süreç, -7 Haziran 2015 seçimlerinin Anayasa madde 116’ya karşın yinelenmesinden sonra- siyasal ve anayasal tarihimizde bir ilktir.
Anayasa ve hukuk dışı bu süreç, Cumhuriyet’in ilk ve son çeyrekleri arasında şöyle bir karşıtlık riski yarattı: Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), tek parti yönetiminden çok partili siyasal yaşama geçişi sağlayarak Cumhuriyetin ilk çeyreğinde serbest seçimler yoluyla siyasal iktidarın el değiştirmesini (siyasal münavebe) gerçekleştirdi. Bununla birlikte, -dünya genelinde çoğulcu siyasal rejimlerin hayli yaygınlaştığı- ülkemizde ise çok partili demokrasi deneyiminin geriye dönülemez biçimde kökleştiği Cumhuriyet’in son çeyreğinde Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP), siyasal münavebe yollarını sürekli tıkamaya başladı. Bu “tıkama operasyonu”, güncel çok yönlü bunalımın nedenidir. “Ya hep ya hiç”! anlayışını yansıtan Parti Başkanlığı Yoluyla Devlet Başkanlığı ve Yürütme (PBDBY) kurgusu, Kişi+Parti+Devlet füzyonu (birleştirme) yoluyla yerel ve kurumsal ölçekte farklı siyasal eğilimdeki demokratik yönetimleri tasfiye ederek demokratik toplumu da sönümlendirici eylem ve işlemlere ivme kazandırdı.
PBDBY, “hukuksuz Devlet” olduğu kadar “hukuksuz toplum” kapılarını açtı. Bu çifte hukuksuzluk, Türkiye ekosistemini geriye dönülmez biçimde tahrip etme riski yaratan yasal düzenlemeler ve uygulamalar eşliğinde, -neoliberalizm değil sömürüye dayalı kaptıkaçtı vahşi kapitalizmle- “hukuksuz ülke” halkasına uzandı.
(Kişi+Parti+Devlet birleşmesi, devlet + din füzyonu ve devlet + toplum füzyonu halkaları ile tamamlanmak isteniyor. Bunlar, ayrı bir yazı konusu).
Dönemin başat kavramı bilgi kirliliği ve resmi dezenformasyon. Adlandırma bile yanıltıcı.
2017 kurgusuna toplumu alıştırmak için yapılan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi (CBHS) nitelemesi tutmayınca, Başkanlık veya Türk tipi başkanlık nitelemeleri öne çıkarıldı. Oysa, Amerika’da oluşum, işleyiş ve sona erme bakımından Yasama ve Yürütme arasında karşılıklı bağımsızlık kuralı geçerli; yargı erki de bağımsız. Yasama’yı Yürütme güdümüne sokan 2017 kurgusu, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi yönetimlerine de yabancı olduğu için, ABD modeli olmadığı gibi “Türk tipi” olarak da nitelendirilemez.
Bu nedenle, etkili yönetim ve siyasal istikrar vb öne sürülen gerekçelerin hiçbirini doğrulamayan kurguyu kalıcı kılmak için çoğaltılan bilgi kirliliği tuzağına düşmeksizin, “PBDBY ayracı” nasıl kapatılır sorusu üzerinde odaklanmak gerek.
Öncelikle belirtelim ki, birikim olarak normatif kazanımlar oldukça güçlü: İnsan hakları, demokratik sistemin altyapısı olup, Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasal düzeninde genel esaslar ve temel haklar, böyle bir altyapının eksenini sağlamakta.
Asıl kazanım, halkın demokratik toplum ve demokratik devlet gereklerini içselleştirmiş olması. Anayasa ve demokrasi dışı müdahalelere karşın halkın çoğunluğunun demokrasi inancı başlıca umut kaynağı. Eşit olmayan yarış ortamına karşın, gelecek seçimlerde iktidarın eldeğiştirme güçlü olasılığı, toplumun demokratik birikimine işaret etmekte olup, siyasal egemenlik gaspına karşın, toplumsal egemenliği sahiplenme iradesini yansıtmakta.
Bu ortam ve koşullarda hukuk ve demokrasi için acil gündem üçlüsü; siyasal ve anayasal bilgilenme hakkı, hukuka bağlılık ve TBMM önünde sorumlu bir Hükümet için Anayasa değişikliğidir.
-Hukuka bağlılık: “Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır.”(md.11). Bütün yurttaşların, demokratik toplum (md.13) üyeleri olarak Anayasa’ya saygıyı isteme hakkı vardır.
-Bilgilenme hakkı; Anayasa’ya saygı, çok yönlü resmi bilgi kirliliği aşılarak doğru anayasal ve siyasal bilgiler yoluyla sağlanabilir.
-Hesap verebilir yönetim için; erkler ayrılığı çerçevesinde hesapverebilir hükümet olmadıkça yargı bağımsız olamaz. Bu ise, normatif altyapı olarak hak ve özgürlüklerin saygı göreceği bir kurumsal yapılanmayı gerekli kılar. Zira, siyasal sorumluluğun bulunmadığı bir Devlette, -tıpkı günümüzde olduğu üzere- hukuki sorumluluk düzeneği işletilemez.
2017 kurgusu 9. yıl özeti: Halkın güçlü demokratik iradesi karşısında sürdürülemez olan “ya hep”çi kurguyu “her zaman” için geçerli kılma ereğinde yargıyı demokrasiyi sönümlendirme aracı olarak kullanma yılı.