Hakan Cerrahoğlu
Gönülden gönüle, Emel Müftüoğlu...
Global Arts & Entertainment dünyasının kült ismi… Her albümünde harika sesi ve aşk şarkılarıyla hit olan, "mysterious" ve fantastik tarzı, şık giyimi ve de ayrıca değişime açık tavrıyla müzikte ve oyunculukta başarılı bir sanatçı.
Hovarda, Gel Günaha Girelim, Deli Et Beni, Bir Ümit Doğmaz mı? Mucize, Faka Bastın ve Korkuyorum gibi zirveye yükseliş şarkılarıyla ve egzotik danslarıyla, dört kuşağa kendini sevdiren bir ekol…
Ülkemizin tartışmasız en iyi seslerinden biri o, gönülden gönüle taht kuran, EMEL MÜFTÜOĞLU...
Kalp ne ile doluysa dudaklardan o dökülür.
Emel'in şarkılarında da öyle… Yepyeni kalabilen eski bir aşk hikâyesi ya da sevda yüklü kervanlar gibi. Dillere pelesenk olmuş, hafızalardan silinmeyen şarkılar...
Şarkılarının güzelliği bir yana; onun bakışları kelimelerden daha fazla konuşuyor. Daha çok şey ifade ediyor.
İşte şimdi biz de popüler kültürümüzün değerli ismi Sevgili Emel Müftüoğlu'nu, güneşe açılan PENCERE gazetemizin kültür sanat köşemizde ağırladık.

***
* Emel Hanım siz, babanızın asker olması nedeniyle eğitiminizi farklı şehirlerde tamamladınız. Çocukluk anılarından bize biraz bahseder misiniz?
Çocukluk yıllarım sizin de bildiğiniz gibi daha çok doğuda geçti. Yaramaz bir çocuktum. Sürekli okul değiştirerek, gerçekten bir ailenin başına gelecek en büyük felakettim. Her gün bir vukuatım mutlaka olurdu. Bundan dolayı bizim tayinimiz çıktığında insanlar iki gruba ayrılırdı. Annem, babam, ağabeyim için yas tutup ağlayanlar. Ben gidiyorum diye davul zurna çalanlar. Becerikli bir çocuktum. Kendi harçlığımı kendim çıkardım. Çocukluk yıllarında anılarımdan anımsadığım ilginç bir şey anlatayım size. Malatya'da kaldığımız yıllarda, dereden çiviler toplardım. Eski eşyalarla birlikte onları satardım. Bir keresinde hızımı alamayıp evdeki yeni ütüyü sattım. Babamın beni pataklayacağını bildiğimden erkenden yattım. Ancak babam sorgusuz sualsiz bir şeyler yaptığımı hemen anlar, beni pataklardı. Ben hep şaşırırdım. Nereden bildi acaba kim söyledi, diye!
* Müzik hayatına ilk adımınız nasıl oldu?
Müzik hayatına ilk olarak, İstanbul Devlet Konservatuarı şan bölümünü kazanarak başladım. Daha sonra 1985'te Güneş gazetesinin açtığı ses yarışmasında birinci oldum. O heyecanı hâlâ unutamam. Bu birincilikle de albüm yapmaya doğru ilk adımımı atmış oldum. Daha sonra Sevgili Erdal' la birlikte "Hepsi Sana" adlı albümü çıkardım. 1990 yılında da Erdal ile yollarımızı ayırdık. "Karlar Düşer" adlı ilk solo albümü çıkararak yoluma devam ettim.
* Müziğin felsefesini ve estetiğini bize nasıl tanımlarsınız?
Müzik; dil, din, ırk tanımayan çarpıcı bir sanat dalıdır. Öyle ki; dünyanın bir ucunda hiç dilini bile tanımadığınız, bilmediğiniz, parçanın içerisinde anlatılmak istenen temanın ne olduğunu anlamadığınız bir melodiden etkilendiğiniz kadar etkilenirsiniz. Hayatınızda birçok şeyin eksikliğini duymayabilirsiniz belki ama müziksiz bir hayat hiçbir zaman bir hayat olamaz. İnsan ruhu, herkesin de bildiği gibi en çok müzikle beslenir. Bugün ruhsal terapilerin çoğunda müzik yardımı alınmasının yegâne nedeni de budur. Yani kısacası müzik, bambaşka bir olgudur.
* Her şeyin değiştiği, dijital ortamın hızla yayıldığı dünyada, müziğin sunum şekli de değişime uğradı mı sizce?
Günümüzde tabi ki yeni sound’lar yaratılıyor. Bu bir teknolojik gelişme tabi ki. Her şeyde olduğu gibi yaşlar ilerledikçe bizlerin bu sound’lara ayak uyduramıyor olması bir gerçek. Bütün cümleler eskiden ne güzel şeyler anlatırdı. Bütün aşklar müzikle başlardı. Her müziğin içerisinde bir aşk ritminin olduğu gibi. Bence eskiden müzikler daha güzeldi. Belki şimdi de güzel müzikler yapılıyor ama şimdiki jenerasyon da 20 yıl sonra, bizim zamanımızda ne güzel müzikler vardı diye konuşmaya başlayacak. Her şey daha güzeldi diyecek. Yani, doğal bir döngü bu.
* Sizin en çok satan albümlerinizden, Hovarda, Gel Günaha Girelim, Gönülden Gönüle, Korkuyorum, Deli Et Beni, Faka Bastın, Bir Ümit Doğmaz mı? gibi şarkılar listelerden düşmeyen hit olan şarkılarınızdı. Emel hayranlarına 2022 de hit olmaya aday yeni şarkılarınız olacak mı?
Uzun bir süredir bir şey yapmamış olmamın nedeni, müthiş yetenekli arkadaşlarımın çıkmış olmasından. Yeni kuşak olan bu arkadaşlarımı dinlemek, bana çok daha keyif veriyor şimdi. Ben düşünce olarak çok ilerde olduğumu biliyorum zaten. Hep de böyleydim. Çok daha yeni şeyler yapabilirdim ama doğanın bir kanunu var. Yaptığınız şeyin bir şekilde yaşınızla da paralel gitmesi gerektiğini düşünüyorum. Yani bir başka deyişle anlatmak gerekirse, benim biraz geri çekilmem doğru bir karardı. Ayrıca kızım da başarılı bir albüm yaptı. Yine de bir eve bir şarkıcı yeter diye düşünüyorum. Fakat bu sene bir "best of" projem var. Yepyeni bir sound ile. Sosyal medya ve yakın çevrem üzerinden gelen güçlü baskılar, benim de böyle bir karar almama neden oldu. Umarım sevenlerim yine yeniden yepyeni Emel şarkıları dinleyecek.
* Sevgili Emel, Çin filozofu Confucius (Konfüçyüs), "Bir milletin mutlu ve ahlaklı bir şekilde idare edilip edilmediğini anlamak isterseniz, o memleketin müziğini dinleyiniz, müzik devlet kurar-devlet yıkar" der. Bu bağlamda bireyler ve toplumlar üzerinde müziğin olumlu veya olumsuz etkileri nelerdir?
Müziğin, ruhlarımız üzerinde çok ciddi bir etkisi var. Bunu ben söylemiyorum. Çok kanıtlı bir iddia bu. Pesimist, arabesk müzikler insanı intihara sürükleyebilir. Ben müziğin tedavi edici olarak kullanılmasından yanayım. Ruhumuzu rahatlatan, besleyen, keyiflendirecek olan melodileri ve müzikleri dinlemekte fayda var.
* Ulusal kültürümüzden yola çıkarsak; evrensel sanata ulaşmak için gerçek sanatçının görevi ve hedefleri ne olmalıdır?
Gerçek sanatçının hedefi olabilir ama, görevi diye bir sorumluluk yüklenmemeli. Bence insan olarak hepimizin sorumlulukları olduğunu düşünüyorum. Bu sorumlulukların da çocuklarımıza karşı öneminin daha çok olduğunu düşünüyorum. Şöyle bir örnek vermek gerekirse eğer, sağlığına zarar verecek şekilde yaşayan ve bunu göz önünde bulunduran star olmamalı. Çünkü ona hayran olan binlerce genç, çoluk çocuk imrenmeli, yaptığı yanlışları doğru sanmamalı.
* Dizi sektöründe bugünkü konjonktür daha aksiyoner. Yapımcılar ihtiyaca cevap vermek telaşı içerisinde. Cinsellik ve gerilim daha çok ön plana çıkmış gibi. Bu durumun sanatı bir güç olmaktan çıkarıp sadece bir zevk unsuru olduğunu düşünüyor musunuz?
Evet dizi sektöründe gerilim ve cinsellik daha çok işleniyor. Gayet tabi ki, hal böyle olunca gerçek sanat da sanat olmaktan çıkıyor. Diziler günü kurtaracak cinsten. Aslında bu durum benim ilgi alanıma giren bir konu değil. Çok fazla ilgilenmiyorum. Ama buna rağmen bir şey söylemek gerekirse, dünyaya rakip olacak kadar bu sektörde iyiyiz. Göreceli bir kavram. Bu durum da gurur verici olsa gerek.
* Sevgili Emel Müftüoğlu'ndan geçmiş yıllarda olduğu gibi, Emelce, Emel İçgüdü, Emelce Sabahlar, Çifte Kavrulmuş, gibi yeni bir talk show programı izleyecek miyiz?
Televizyonu çok seviyorum. Birçok TV programı yaptım. Ama şimdiki hedefim eğer olursa çocuklara yönelik bir program yapmak. Onu da zaman gösterecek. Yeni şarkılarımla EMELseverlerin karşısında olmak en büyük dileğim. Umarım geçmiş yıllarda olduğu gibi, İnşallah güzel programlar yaparım.
* Sizi heyecanlandıran yeni bir projeniz var mı?
Kızım ve genç arkadaşlarımızla yaptığımız müzik çalışmaları beni çok heyecanlandırıyor. Onlarla çalışmak, onlara bilgilerimi aktarmak beni çok mutlu ediyor. Yenileniyor insan. Böyle içi kıpır kıpır olan insanlarla müzik yapmak, yeni bir renk, yepyeni bir ahenk.
* Kuralları yıkıp kendi şerefinize efkârlı oldunuz mu hiç?
"Ah benim sevdalı başım" diyerek kendi şerefime kadeh kaldırmışımdır, herhalde...
Müzik dünyamıza "Mucize" gibi doğan kadın, Emel Müftüoğlu;
Yoluna halı Sersem, Altına Araba Çeksem Bir Ümit doğmaz mı yar" gibi yepyeni Hit şarkılarıyla "Bu aşk burada bitmez" demeye devam edecek...
Değerli Emel Müftüoğlu'na GAZETE PENCERE’den sonsuz teşekkürler...
****
Ve ben de diyorum ki…
Onun başarısının sırrı, müziğe ve oyunculuğa olan sadakati. Aşkları da öyle... Güneşin doğduğu ve battığı gibi bir gerçek...
O, hayatta öğrendiği her şeyi, üç kelimeyle ifade ediyor:
"Life goes on" (Hayat devam ediyor)...
Emel'in elindeki aşk kitabında ve onun güzel şarkılarında GÖNÜLDEN GÖNÜLE "her zaman bir ümit var", olacak...
Hakan Cerrahoğlu