Her 10 orman yangınından 9’u insan kaynaklı
Orman Genel Müdürlüğü verilerine göre her 10 orman yangınından 9’u insan kaynaklı. Buğday Derneği, iklim krizinin büyüttüğü yangın riskine karşı yalnızca söndürmeye değil, yangın çıkmadan alınacak önlemlere odaklanılması gerektiğini de vurguluyor.
GAZETE PENCERE- Yaz aylarıyla birlikte dünyanın birçok bölgesinden gelen orman yangını haberleri artarken, Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği yangınların nedenleri ve alınabilecek önlemlere ilişkin değerlendirmelerini paylaştı. Dernek, fosil yakıt kullanımının sürmesi, doğal ekosistemlerin yeterince onarılmaması ve önleyici tedbirlerin alınmamasının iklim krizinin etkilerini ağırlaştırdığına dikkat çekti.
Orman Genel Müdürlüğü kayıtlarına göre her 10 yangından 9’u doğrudan veya dolaylı biçimde insanlardan kaynaklanıyor. Anız yakılması, kontrolsüz mangal ve kamp ateşleri, sönmemiş sigara izmaritleri, cam şişeler, bakımsız elektrik hatları, kontrolsüz yakılan çöpler ve araç egzozlarından çıkan kıvılcımlar yangınların nedenleri arasında gösteriliyor.

İKLİM KRİZİ YANGINLARIN ŞİDDETİNİ ARTIRIYOR
İnsan faaliyetlerinden kaynaklanan sera gazı emisyonları küresel sıcaklıkları yükseltirken kuraklık sürelerini uzatıyor, toprak ve bitkilerdeki nemi azaltıyor. Böylece küçük bir kıvılcımın büyük bir yangına dönüşmesi kolaylaşıyor.
Kırsal nüfusun azalması da başka bir risk oluşturuyor. Orman içindeki otlatma ve odun toplama faaliyetlerinin azalmasıyla zeminde kuru dal, yaprak ve çalı gibi “yanıcı yük” birikiyor. Bu malzemeler yüzeyde başlayan yangının ağaçların tepelerine sıçramasını kolaylaştırıyor.
Ormanlık alanlara doğru genişleyen yerleşimler, yazlıklar, oteller ve turistik tesisler de insan ile ormanın temasını artırıyor. Tek tip ve çam gibi daha kolay yanabilen türlerle oluşturulan genç ormanların ise yaşlı ve karışık ormanlara göre yangına karşı daha dirençsiz olduğu belirtiliyor.
SÖNDÜRMEKTEN ÖNCE ÖNLEMEK GEREKİYOR
Yaklaşık 20 yıldır orman yangınlarını belgeleyen orman mühendisi ve fotoğrafçı Aykut İnce, Ormandaki Ateş kitabında temel sorunun yalnızca yangınların nasıl söndürüleceği olmadığını belirtiyor. İnce, önceliğin yangınların çıkmasını engelleyecek ve insanların yangından zarar görmeyeceği bir yaşam sisteminin kurulması olması gerektiğine dikkat çekiyor.
Bültende, yalnızca yangın başladıktan sonra müdahaleye dayanan “saldırgan söndürme” anlayışı yerine, yanıcı madde yönetimi ve halkın katılımını kapsayan ekolojik temelli bir “yangın yönetimi” modeline geçilmesi öneriliyor.

KONTROLLÜ YAKMA RİSKİ YÜZDE 76 AZALTABİLİYOR
Önerilen yöntemlerden biri orman tabanında biriken kuru ibre, dal ve yaprakların azaltılması. Bültende aktarılan bilgiye göre denetimli yakma yöntemiyle yanıcı madde yükü yüzde 76 oranında azaltılabiliyor.
Kurutucu rüzgârlara açık bölgelerde yavaş yanan ağaç türlerinden rüzgâr perdeleri oluşturulmasının da rüzgâr hızını yüzde 50-60 oranında azaltarak yangının şiddetini düşürebileceği belirtiliyor. Ağaçların alt dallarının budanması ve orman içinde aralama yapılması da yüzey yangınlarının tepe yangınına dönüşmesini zorlaştırabilecek önlemler arasında sıralanıyor.
RİSKLİ GÜNLERDE DENETİM ARTIRILMALI
Bağıl nemin yüzde 10’un altına düştüğü ve rüzgârın şiddetlendiği dönemler yangın açısından en riskli zamanlar olarak gösteriliyor. Bu günlerde meteorolojik izlemenin, denetimlerin ve devriyelerin artırılması öneriliyor.
Anız yakma, sigara izmariti ve kontrolsüz piknik ateşi gibi ihmallere karşı ağır yaptırımlar uygulanması, çiftçi ve çobanlardan çocuklara kadar toplumun farklı kesimlerine düzenli yangın eğitimi verilmesi de öneriler arasında. Ayrıca küçükbaş hayvanlarla kontrollü otlatmanın, ormanlardaki ot ve kısa çalı miktarını doğal yoldan azaltabileceğine dikkat çekiliyor.
Bültende, tüm bu önlemlerin birlikte uygulanması halinde ormanların yangınlara karşı daha dirençli hale getirilebileceği ve olası afetlerin boyutlarının küçültülebileceği vurgulanıyor.
Kaynak:Haber Merkezi