İnatla görmezden gelinen organize suç şebekeleri
Kasım 2025'te Hazine ve Maliye Bakanı, "Borsada manipülasyon var, izin vermeyeceğiz" demesine rağmen, önlem alınmamasının sebebine gelince... Büyük olasılıkla bu oyunun içindekilerin siyasî bağlantıları sebebiyle!
* Süleyman Karan
Dün çalışanlarının hemen hepsini tanıdığım mahalledeki süper markete alışveriş yapmaya gittim. Daha kapıdan girer girmez, kasada çalışan, "Ağabey fena battım" diye karşıladı. Biriktirmiş olduğu ne varsa, birilerinden aldığı "Bu hisselere paranı koy, birkaç ayda beşe katlansın" tüyosunu kanmış. Son 'kara çarşamba'da, yani bir gün öncesindeki kaybı 300 bin TL!.. Aldığı hisseler çöp, büyük olasılıkla o para gitti gider... Yatırımının yarısı buhar oldu uçtu yani! Aldığı hisseler çöp, o para geri gelmeyecek.
Bir başka çalışan, zaten bir önceki dalgalanmada, emeklilik tazminatının tümünü benzer spekülatif hisselere yatırmış ve ne var ne yoksa bir 'tüyo'ya gömmüştü. Öğrendim ki o da hâlâ borsada 'oynuyormuş'. Batışından sonra biriktirdiği üç-beş kuruşu bu krizde kaybetmiş. Böyle on binlerce insan var bu ülkede, borsada 'oynuyorlar'. Bu sonu belli hikâyeyi özetleyen sözcük; 'oynamak'; onlar oynadıklarını sanıyorlar ama aslında birileri onlarla çok fena oynuyor!
YILLARDIR SÜREGELEN 'KERİZ SİLKELEMESİ'
Bu ülkede, yaklaşık 7 milyon borsa yatırımcısı var, bu yatırımcıların yarısından fazlası 10,000 TL’nin altında hisse sahibi ya da borsa yatırım fonlarına yatırım yapıyor. 10 milyon TL’nin üzerinde hisseye sahip olan yatırımcı sayısı ise 30-35 binler civarında. Türkiye ekonomisi ölçeğiyle kıyaslandığında bu rakamlar çok zavallı aslına bakarsanız.
1985 yılında kurulan ve 1986’da işlemlere başlayan İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) faaliyete geçtiği günden bu yana, 2013 yılında Borsa İstanbul (BİST) adını aldıktan sonra da, sayısız spekülasyon ve manipülasyonla anıldı. On binlerce yurttaşın elinde avucunda ne varsa bu menkul değerler piyasasında hiç oldu. Bu dolandırıcılğın borsada bir adı var; 'keriz silkelemesi'!
Ve her skandaldan sonra, önlemler alınmış gibi yapıldı, ancak bu kara düzen hep sürdü gitti. 30 bin büyük yatırımcı, toplamda 7 milyon borsa yatırımcısını öyle ya da böyle yönledirdi. Bu sebeple borsa, hep derinliksiz ve kuralsız bir piyasa olmaya devam etti. Büyük olasılıkla, başta serbest fonlar olmak üzere, borsa yatırım fonlarında yaşanan bu kriz de ne ilk ne de son olacak.
Son yıllarda sadece finansal piyasalar, büyük şirketler ve kendinden menkûl, pek çoğu bu kara düzenin bir parçası olan borsa 'uzmanları'nın at oynattığı bir alan... Halka arzlardaki anormal değerlemelerden tutun şişmiş yatırım fonlarına aklınıza gelecek hangi yatırım aracı varsa, bir şekilde toksik... Şişirilmiş bir balon var, ya arada hava kaçırıyor ya da son iki gündür olduğu gibi patlıyor. Şunu söylemek gerek; bu mesele birkaç portföy yönetim şirketiyle sınırlı kalmayacak! İşin kötüsü gidişatın böyle olacağını ekonomi yönetiminden düzenleyici ve denetleyici kurumlara, piyasa aktörlerinden halka açık şirketlerin patronajına herkes biliyordu.
DÜNYA ÂLEM BİLİYOR VE UYARIP DURUYORDU
Sadece onlar değil, tüm dünya biliyordu ve sert uyarılar gelmeye başlamıştı. MSCI (Morgan Stanley Capital International), küresel fonların trilyonlarca dolarını, hangi ülkelere ve hisselere yatıracağını belirleyen dünyanın en büyük endeks sağlayıcısı, yani öyle yabana atılır bir kurum değil!.. MSCI, BİST için yayımladığı raporlarda, Türkiye piyasasını ‘şeffaflık eksikliği’, ‘eşgüdümlü şüpheli işlemler’ ve ‘piyasa kısıtlamaları’ gerekçeleriyle sert bir şekilde uyarıyordu. MSCI, Kasım 2026 tarihine kadar bu alanlarda somut adımlar atılmazsa, Türkiye’nin endeks statüsü ve menkûl kıymetlerinin nasıl ele alınacağına dair ‘küme düşürme’ veya ‘endeksten çıkarma’ risklerini barındıran bir ‘istişare süreci’ başlatabileceğini duyurmuştu.
'AL GÜLÜM VER GÜLÜM'LE FİYAT ŞİŞİRME OPERASYONU
MSCI’ın dikkat çektiği temel sorunlar, aslında BİST'in yapısal hastalıklarını ortaya koyan cinstendi. MSCI, BİST'teki bazı küçük ölçekli halka açık şirketlerle bu şirketlerle yakından bağlantılı belirli fonların eşgüdümlü işlem davranışları sergilediğine dikkat çekiyor, bu durumun, piyasadaki gerçek fiyat oluşumunu bozduğunu belirtiyordu. Bu şüpheli ve eşgüdümlü işlemler nedeniyle, şirketlerin fiilî dolaşımdaki pay oranlarının yapay bir şekilde yüksek gösterildiğini vurguluyordu.
Hepsini tek tek sıralamayacağım ama özellikle bu krize sebep olan başta serbest fonla olmak üzere, borsa yatırım fonlarına ilişkin uyarı, bu krizin sebebini de işaret ediyor. Son dönemde bazı kişi ve grupların, ‘özel fonlar’ kurarak bu fonların içerisine belirli küçük ve orta ölçekli şirketlerin hisselerini doldurduğu tespit edilmişti. Aslına bakarsanız bunu bilmeyen yoktu!
Operasyonun özeti şu: Birkaç farklı fon, eşgüdümlü olarak, aynı anda aynı hisseyi alarak fiyatı yapay bir şekilde yukarı itiyor. Bu işlemlerin arkasındaki gerçek hak sahipleri gizlendiği için MSCI bunu haklı olarak, ‘eşgüdümlü şüpheli işlem ve fiyat manipülasyonu’ olarak tanımlıyor.
Bu uyarılar artık, "Borsa İstanbul'u endksten çıkartırız ha" şeklini alınca, düzenleyici ve denetleyici kurum olan Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) mecburen ve apar topar önalıcı düzenlemelere gitmek zorunda kaldı.
MANİPÜLASYONU GÖRÜP ÖYLECE DURURSAN!..
MSCI olmasa düzenleme falan da olmayacaktı. Zira Maliye ve Hazine Bakanı Mehmet Şimşek ve SPK, borsada manipülasyon olduğunu kabul ediyor ama ona rağmen aksiyon almıyordu. Bu işin buralara gelmesinin baş sorumlusu, bu süreçte bu fonların on-on beş kat şişmesine göz yumanlar. Bundan yetkililerin haberdar olmaması mümkün değil, zira hepsi kayıt altında!..
Neyse ki, MSCI, Türkiye’deki bu borsa manipülasyonunu fark etti ve "Eğer siz bunları düzeltmezseniz, ben de sizi öncü ülke kategorisinden çıkartırım" dedi de, SPK mecburen yeni düzenlemeler yapmak zorunda kaldı. Ama hem geç kaldı, hem de oyunun içindekileri büyük bir paniğe sürükledi.
Mesela Tera Holding'in Pusula Portföy'ü satın alma girişimi, panik içinde bir örtbas operasyonuydu. Yani apar topar işleri kılıfına uydurmaya çalışıyorlardı ki balon patladı!
'MÜKEMMEL FIRTINA' DÜN ÇIKMASA YARIN ÇIKACAKTI
Ve yedi portföy yönetim şirketine el konuldu! Bu portföy yönetim şirketlerinin SPK gözetiminde, İstanbul Takas ve Saklama Bankası A.Ş. (Takasbank) tarafından işletilen merkezi bir platform olan 'Türkiye Elektronik Fon Dağıtım Platformu'nda (TEFAS) işlem gören fonlarında toplam 788 bin bin yatırımcı ve 805.6 milyar TL var. Özellikle TEFAS'ın hangi kurumlara bağlı olduğunu belirttim ki, bu dolabın yetkililer tarafından bilindiği anlaşılsın! Bu paranın önemli bir bölümü, yazının başında sözünü ettiğim, elinde avucundaki birikimi bu fonlara döken küçük yatırımcıya ait...
Bu portföy şirketlerinin temerrüde düşeceği anlaşıldığında, BİST'te çarşamba günü sert satışlar başladı ve peş peşe devre kesicilerle müdahale edildi. Endeksteki kayıp yüzde 5’i aştı. Düşüşün arkasındaki temel dört etkeni sıralayayım: Fon piyasasında temerrüt şokunun sonucunda, katılma payı iadelerindeki aksama ve likidite sıkışıklığı hisse tarafında zorunlu satışları tetikledi. Stop-loss (zararı durdur emri) ve kredili pozisyon baskısı, bu sıkışmanın en önemli sebebi. Kritik desteklerin kırılmasıyla gelen teminat tamamlama çağrıları, satışları hızlandırdı. Yüksek TL mevduat faizleri nedeniyle piyasada bu satışları karşılayacak yerli alıcı desteği zayıf kaldığından, her şey tepetaklak gitti. Küresel likidite ve yabancı yatırımcı eksikliği de nefes alınmasını engelledi; Fed’in sıkı para politikası ve jeopolitik riskler yabancı sermaye girişini sınırlı tuttu. Yani kısa süreli bir 'mükemmel fırtına' yaşandı.
BEDELİ BU MİLLET ÖDEYECEK
SPK, Tera Portföy, Pusula Portföy, Hedef Portföy, Atlas Portföy, A1 Portföy, Pardus Portföy ve Bulls Portföy tarafından kurulan ve TEFAS'ta işlem gören 130 yatırım fonunun alım ve satıma kapatılmasına karar verdi. Ve bu geç kalmış kararı, ekranlarda "Şahane müdahele" diye alkışlayanlar oldu! Zira onların da çoğu bu oyunun içindeydi. Dün akşama doğru, büyük olasılıkla oluşan tepkiler sebebiyle, bu şirketlerin bazılarına baskın yapıldı ve bazı yöneticileri gözaltına alındı.
Peki şimdi tasviye süreciyle birlikte neler yaşanacak? Tasviye demek, fonun kapatılması demek. Fonun içindeki tüm varlıklar satılarak nakde çevrilecek ve yatırımcılara dağıtılacak. Fona para giremeyecek, para çıkışı da olmayacak. Paylar hesapta duracak ama satılamayacak. Bu sürecin yönetimini kimin üstleneceğini SPK belirleyecek, başka bir kuruma da bu görevi verebilir. Hisseler borsada satılacak. Repo ve mevduat gibi kalemler vadesinde nakde dönecek. İşlem komisyonları, saklama ücretleri ve varsa fonun borçları ödenecek. Kalan tutar, paylar oranında yatırımcıların banka ya da aracı kurum hesaplarına yatırılacak. Artık o hisselerin o anki piyasa değeri neyse!.. Unutmayın ki, bu fonların içinde şişirilmiş pek çok çöp hisse var. Buradaki sıkıntı, bu varlıklar satışa konulduğunda alıcı bulup bulunamayacağı...
Peki ya şu Katılımevim ve Birevim meselesi?.. Bu saadet zincirleri de Emlak Katılım'ın bünyesine giriyor. Peki bu kurtarma operasyonundan kaynaklanacak kamu zararını kim karşılayacak? Belki bugüne kadar ne borsada bir hisseye ne de bir fona bir kuruş bile yatırmamış olanlar dahil tüm millet. Peki başta Ziraat Yatırım olmak üzere, kamu bankalarının ve Türkiye Varlık Fonu'nun endeksin düşüşünü önlemek için iki gündür yaptığı müdahalelerin faturası kime çıkacak? Her zamanki gibi hepimize!..
NERESİNDEN BAKARSANIZ BAKIN TEPEDEN TIRNAĞA SUÇ SİLSİLESİ
Kasım 2025'te Hazine ve Maliye Bakanı, "Borsada manipülasyon var, izin vermeyeceğiz" demesine rağmen, önlem alınmamasının sebebine gelince... Büyük olasılıkla bu oyunun içindekilerin siyasî bağlantıları sebebiyle! Şu Tera Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen'in, Pusula Portföy'ü satın alma girişimleri mide bulandırdığında yaptığı açıklamadan, nasıl bir ilişkiler ağı içinde olduğunu anlamak mümkün. Tezmen, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada; Tera Grubu'nun çeyrek asrı aşan kurumsal geçmişiyle sermaye piyasalarında 'millî bir finans gücü inşa etmek, piyasa istikrarını korumak ve yatırımcıların güvenliğini sağlamak' amacıyla hareket ettiğini belirtmişti. Sonrasında iyice sıkışınca, saçmalamaya başladı ve 'dış güçlerin mâlî saldırısı' benzeri iddialar ortaya attı. Sanırım herkes o anda son güven kırıntısını da çöpe atmış oldu!
Aslında yolsuzluk ve dolandırıcılık ortada... Sermaye Piyasası Kanunu'nun 107. maddesinde yapay fiyat oluşumu açıkça şuç olarak tanımlanmışken, onlarca hissede işlem yapanlar ve yüzlerce fonda bunu taşıyan fon yöneticileri hakkında düne kadar hiçbir suç duyurusu yapılmadı. Büyük olasılıkla aynı siyasî sebeplerle! Bu fonların TEFAS'a açılmasını onaylayan, bankaların kredi vermeye bile tenezzül etmediği şirketlere şişirme değerleme raporlarıyla halka arz izni veren, isim ve faaliyet değişikliğiyle milyar dolar değerlere ulaşan kağıt üzerindeki şirketlere göz yuman da SPK değil mi? Bu portföy şirketleriyle bazı bankaların yönetim kademeleri arasında organik bağlantı yok mu? Bankalardaki bireysel müşteri danışmanları, acaba kaç müşterilerini bu toksik fonlara yönlendirdi? Mâlî Suçları Araştırma Kurulu (MASAK), fonları temerrüde düşen ve yatırımcıların parasını ödeyemeyen kişilerin mal varlıklarına ve hesaplarına bloke koydu mu? Bildiğim kadarıyla hayır!
BORSADA 'OYNAMAKTAN' VAZGEÇİP FİNANSAL OKUR-YAZAR OLUN BARİ!..
Bu kötü masal, böyle sürüp gidebilir. Zira düzenleyici ve denetleyici kurumlardan aracı kurumlara, ekonomi medyasından kurumsal ve bireysel yatırımcılara borsayla ilişkisi olan kim varsa bu düzenin böyle gitmesinden sorumlu… Belki de en doğrusu, her yıkımın ardından bu sistemin düzeleceğini beklemek yerine, milyonlarca küçük yatırımcının borsa gurularının yalanlarına, piyasa çakallarının 'şahane kazanç' vaatlerine kulak asmaması... Eğer ki borsaya yatırım yapmakta ısrarlıysanız, bari 'finansal okur-yazarlık'tan nasibinizi alın, oynamaktan vazgeçip 'bilinçli yatırımcı' olun ki, ne siz batın ne de bu millet kümülatif zararı ödemek zorunda kalsın. Olan bize oluyor, birileri kaldırdıkları ganimetle gününü gün ediyor!
Kaynak:Haber Merkezi