Femme Fatale’lerin en güzelinden: Lucrezia Borgia

Hayatın seyrini değiştiren kadınları yazmaya başladığımdan beri tarihte pek çok güçlü kadının büyük bir iştah ve afiyetle yaftalandığına, bel altı saldırılara maruz bırakıldığına ve tarihçiler tarafından kötücül bir şekilde entrikacı diye tarif edildiğine tanıklık ettim. Onların biyografilerini araştırırken bu kadınların pek çoğunun haksızlığa uğramış olduğu izlenimi doğmuş olsa da, kimsenin avukatlığına soyunma gibi bir gayem olmadı. Zaten her birimizin içinde hem siyahın hem beyazın hem ying’in hem yang’in bulunduğunu bildiğim için abartılı anlatımlara hiç hürmet etmedim. Bununla beraber, tarihte gerçekten de femme fatale’liğin arketipi olmuş kadınlara gelince insan ister istemez düşünüyor. Bugün sizlere “ölümcül hatunlardan” birini yazacağım ve kararı size bırakacağım.

 

 

Bu hafta size, tablolara, romanlara ve filmlere konu olmuş, çoğu kez hayatının mübalağalarla donatıldığını hissettiğimiz bir kadını anlatacağım. Sahnemiz İtalyan Rönesansı’nın başkentlerinden biri olan Roma. Yıl 1480. Lucrezia Borgia, 1492 yılında Papa VI. Alexander olacak İspanyol Rodrigo de Borja ve uzatmalı metresi Vannozza del Cattanel’in kızı. Teoride Papaların çocuk sahibi olması mümkün değilken Papa VI. Alexander’ın sayısız sevgilisi olduğu gibi evlilik dışı pek çok çocuk yaptığı da biliniyor. Özellikle Vannozza’dan olan dört çocuğu Cesare (d. 1475), Giovanni (1476), Lucrezia (1480) ve Gioffre (1482)’ye çok düşkün. İlk başta bu çocukların yeğeni olduğunu söylese de Alexander’ın bir süre sonra onları kabul ettiği biliniyor. Lucrezia, dizlerinin altına kadar gelen sapsarı saçları ve ela gözleri ile zamanın en güzel kadınlarından biri olarak kabul ediliyor. Kuğu halleri ve bembeyaz dişleri, kralların diş ağrısından kafalarını duvara vurduğu bir çağda, dikkat çekiyor. Çocuklarının hepsi babalarının malikanesinin yanında yaşıyor ve Papa’nın sağ kolu Milanolu Adriana Orsini tarafından iyi bir eğitim görüyorlar. Tek kız olarak Lucrezia Greko-Romen dünyasında sıkça görüldüğü üzere eğitimden mahrum edilmiyor. Velhasıl, Latin ve Grekçenin yanında İspanyolca, Katalanca, İtalyanca ve Fransızcayı mükemmel bir şekilde konuşuyor. Ne kadar iyi bir yazı uzmanı olduğunu, daha sonra Vatikan adına yazdığı mektuplardan biliyoruz ki çağdaşı pek çok harem sakininin mektuplarıyla kıyasladığımızda çok üst düzey bir eğitim aldığı belli. Buna mukabil, Osmanlı haremindeki bazı kadınların basit yazım ve imla hatalarını göz önünde bulundurursak, önemli sosyal bilimi alimlerinden ders alıp hayata karışmaları arasında ciddi bir fark olduğunu anlıyoruz.

Lucrezia’nın hitabetten musikiye bu kadar iyi eğitim alması proto-feminist bir damarla yapılmıyor elbet. Zamanındaki namlı aileler, rakip aileler ve benzer statüdeki oyuncular ile yarış halindeler; aileler, stratejik evlilik aranjmanları yapıyorlar ki güçlerini konsolide edip dizginleri ellerinde tutabilsinler. Nitekim Lucrezia daha 11 yaşındayken Valencia Lorduna veriliyor, iki ay sonra daha avantajlı bir evlilik teklifi gelince bu nişan iptal edilip Procida Kontuyla nikaha gidiliyor. Borja, çeşitli oyunlar ve para yedirmeler sonuncunda Papa seçilmeyi başardıktan sonra, tüm bu nişanlar rafa kaldırılıyor. Elinin çok daha güçlendiğini bilen Alexander, 1493 yılında Lucrezia’yı meşhur Sforza ailesinin Kontu Giovanni Sforza ile evlendiriyor. Diyeceksiniz ki 13 yaşında bir çocuk. Diyeceğim ki eski zamanlarda aristokrat olmak hiç de kolay değil! Antik Yunan ve Roma’da olduğu gibi Rönesans Avrupası’nda halkta kızların evlenme yaşları 17-18 civarı olsa da aristokratların evlilikleri bazen kundakta bağlanıyor, ne de olsa stratejik evlilikler vasıtasıyla savaşı uzakta tutup ticari ilişkileri geliştirmek gibi dertleri var. Bunun sonucunda tekerrür eden genetik hastalıklar, hemofili gibi dertler de yol, su, elektrik olarak mavi kanlılarda çıkıyor. Binaenaleyh, Lucrezia’nın ilk evliliği dört yıl sürüyor. Zira Papa Napoli’deki Aragon hanedanıyla müttefik olup Milano’yu Fransızlara havale edince, Sforza’lara ihtiyacı kalmadığı için evliliği iptal edip kızını daha avantajlı bir aile ile evlendirmeyi tasarlıyor. Giovanni Sforza ise ayrılmak istemiyor. Bu sefer Papa Sforza’ları Milano üzerinden tehdit edince Giovanni kellesini kurtarmak için iktidarsız olduğuna dair kağıtlar imzalayıp Roma’dan kaçıyor. Evlilikleri böylece Papa tarafından geçersiz sayılıyor ve Lucrezia için yeni koca arayışı başlıyor. Giovanni daha sonraları baba-kız arasında ensest ilişki olduğunu dillendirmeye başladığı için Lucrezia’nın dillere destan güzelliği Dorian Gray misali lekeleniyor. Gerçi çoğu tarihçi, siyaset denilen bu entrikalar ve kötülükler silsilesinde Lucrezia’nın sadece bir piyon olduğunu belirtiyor ama kir bir kere bulaştı mı tarihin en ünlü femme fatale’i olarak kalıyorsunuz işte...

Karalama demişken, Lucrezia’nın evliliğinin “evliliğin gerekliliğini yerine getirmeme” yani çocuk yapamama üzerine sonlandırıldığı günlerde Papa’nın mabeyincisi Pedro Calderon’dan hamile kaldığı için bir manastıra kapandığına dair dedikodular yayılıyor. Çok geçmeden Pedro ve hizmetçileri Tiber Nehri’nde boğulmuş olarak bulunuyor. Lucrezia’nın evliliği iptal edildikten bir yıl sonra 1498’te Aragonlu Alfonso ile evlendiriliyor, bir yıl sonra oğulları doğuyor. Fakat bu damat bir önceki kadar şanslı değil, yani hayatını kurtarıp kaçamıyor! İlk kaçış teşebbüsünden sonra Lucrezia onu Roma’ya çağırıyor, adamcağız 1500 yılında öldürülüyor. Roma’daki fısıltı gazetesi, katilin Cesare Borgia olduğunu söylüyor. Kimileri Lucrezia’nın babası ve abisinin entrikalarına alet edildiğini ilan ediyor.

 

Lucrezia, babası tarafından son kocası Ferrera Dükü Alfonso d’Este ile 1501’de evlendiriliyor. Bu arada sekiz tane çocuğu oluyor fakat ne Alfonso ne Lucrezia birbirlerine sadık kalmıyor. Belki de hayatının aşkı diyebileceğimiz, Alfonso’nun kardeşi İsabella d’Este’in kocası, Mantua Markizi II. Francesco Gonzaga ile uzun soluklu bir ilişki yaşıyor. Bu ilişkinin çok tutkulu olduğuna dair pek çok tevatür dolaşıyor. Ama başka bir dedikodu da Francesco’nun frengi hastalığından muzdarip olması. Neyse ki uzuvları düşmeye başlamadan önce Lucrezia ile ayrılıyorlar. Lucrezia bu arada şair Pietro Bembo ile başka bir serüvene giriyor. İkilinin arasındaki aşkın kanıtı olan mektuplar, kendi zamanlarının “kötü çocuğu” olarak nam salmış olan Lord Byron tarafından “dünyanın en güzel aşk mektupları” olarak nitelendiriliyor. Bu fırtınalar Lucrezia’nın onuncu doğumunda sona eriyor. Hastalıklı çocuğunun doğumundan 10 gün sonra 39 yaşında hayata gözlerini kapatan bu inci, ardında pek çok söylenti ve rivayet bırakıyor.

Kimileri Lucrezia’nın Papa babasının ve aşığı abisi Cesare’ın koltuğunu ve zenginliğini elinde tutmak için kukla olduğunu iddia ederken, kimileri elinde zehir saklı yüzüğü ile dilediğini öldürüp Makyavelist bir femme fatale olduğunu söylüyor. Tarihi dizilerden okuyanlardansınız, ikinci şık daha cazip geliyor. Ama ben konu tarih olunca her şeye şüphe ile yaklaşılmasına inanlardanım. Kimseyi bir engizisyon mahkemesi gibi yargılayamayacağımız gibi Sokratik savunmasını da yapmamıza gerek yok. Bize yüzyıllar sonra yılansı hikayeleri kalıyor, biz de onlardan bütüncül bir portre çıkarmaya çalışıyoruz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Pelin Batu Arşivi