TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan'dan Süleymancılar mesajı
TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, Süleymancılar tarikatına yönelik operasyonu değerlendirdi. Okuyan “Partilere yönetim atandıktan sonra tarikatlara yönetim atanmasına şaşırmamak gerekiyor” dedi.
GAZETE PENCERE - Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından çıkar amaçlı suç örgüt kurma ve örgüte üye olma gibi suçlamalarla gözaltına alınan Alihan Kuriş 16 Ağustos'ta tutuklandı.
Süleymancılar olarak bilinen cemaatin liderliğini yapan Kuriş'e "çıkar amaçlı suç örgütü yöneticiliği, nitelikli dolandırıcılık, Vergi Usul Kanunu'na muhalefet ve suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" suçlamaları yöneltiliyor.
Önceki gün eski AK Parti Milletvekili ve Ahmet Arif Denizolgun’un yeğeni Fatih Süleyman Denizolgun, amcasının ölümünün aydınlatılması için Adalet Bakanlığı Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı’na başvurdu. Başvurunun ardından, dosyaya ilişkin bir ifade ortaya çıktı.
Doğduğundan beri tüm akrabalarıyla birlikte cemaat içinde bulunduğunu belirten Rüstem Şahin ifade verdi. Şahin, tarikatın asıl lideri Kemal Kaçar’ın ölümünden sonra başa geçen Ahmet Arif Denizolgun’un öldürüldüğünü iddia etti.
8 Eylül 2016’da İstanbul Beykoz’daki çiftlikte rahatsızlanan Denizolgun’dan 36 saat haber alınamadığı, sonrasında hastaneye kaldırıldığı ve burada beyin kanaması sonucu öldüğü belirtiliyor.
KEMAL OKUYAN’DAN MESAJ
Süleymancılar tarikatına ilişkin gelişmeler üzerine Türkiye Komünist Partisi Genel Sekreteri Kemal Okuyan değerlendirmede bulundu.
Kemal Okuyan “Partilere yönetim atandıktan sonra tarikatlara yönetim atanmasına şaşırmamak gerekiyor” dedi.
TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan’ın mesajı şöyle:
“Partilere yönetim atandıktan sonra tarikatlara yönetim atanmasına şaşırmamak gerekiyor. “Tabana dokunmayacağız” diye açıklama yaptı bakan. Suç işleyenden temizleyeceklermiş.
CHP’de de buna arınma diyorlardı.
Siyasi partilerin içine müdahale etmek, hiçbir biçimde meşru olamaz. Siyasi partilerin üye ya da yöneticilerinin suç işlemesi durumunda yapılacak bellidir. Suç kavramının her ülkede içerdiği ideolojik ve sınıfsal karakteri bilmeme rağmen söylüyorum.
Bunun dışında bütün süreçler siyasi partilerin iç dinamiklerine bırakılmalıdır. Tersi, siyasetin ve parti denen yapının tanımına aykırıdır.
Bir tarikatın iç işlerine müdahale etmek ise oldukça tuhaf bir durumdur. Çünkü tarikatlar için hiçbir yerde henüz siyasi partiler gibi “demokrasinin en temel ve vazgeçilmez unsurlarındandır” diye yazmamaktadır. Çünkü yasal dayanakları bulunmamaktadır. Liberal tayfa yıllar önce tarikatları “sivil toplum örgütü” olarak ilan etmiş olsa da…
Lakin “sol”dan şimdi de “hükümet muhalif tarikatlara müdahale ediyor” türünden yorumlar geldiğine göre bu “sivil toplum” öyküsü tutmuş demektir.
Fazlasıyla doğrudur, evet iktidar “muhalefet”le de hemhal olan bir tarikatı yeniden tasarlamaktadır ama ortada mümkün olan bütün hukuk yorumlarına göre bir dizi suç var mıdır, vardır!
Muhtemelen daha fazlası da dökülecek ortaya.
Dahası, “muhalif tarikat” türünden bir kodlama ile zaten her şey berbat olmamakta mıdır? Tarikatlar her taraftan fışkırırken denecek laf mıdır “muhalif tarikat”? Birileri çıkıp “sen işine bak, bu alan bizim alanımız, severiz de döveriz de” derse, “ama sivil toplum filan ne olacak” diye itiraz mı edilecek?
Pardon pardon, “Cumhuriyet dışlayarak hata yapmıştı” değil mi, öyle diyordunuz. Gerçekten özür…”
Kaynak:Haber Merkezi