PEREIRA HELALLEŞMEK İSTİYOR BELLİ Kİ…

Sorun Göztepe ile deplasmanda berabere kalmak değil. Hele böyle kora kor bir mücadeleden sonra tek puana normalde itiraz etmezsin. Ama önceki haftalarda saçma puanlar kaybedip liderin 10 puan gerisine düşmüşsen, bu beraberlik yenilmekten beter olur. Öyle de oldu. Pereira düşünsün şimdi.

İlk 11’e bakıldığında iki farklı yorum yapmak mümkün. Sosa, Berisha, Gustavo, Szalai, Pelkas yedek. “Zengin yedek kulübesinin avantajı” diyen de olabilir, benim gibi “kardeşim bu takım 3 günde bir maç yapmaya niye alışamıyor” diye soran da…

Pereira dörtlü defansa döndüğünden beri Szalai’yi yedek başlatıyor. Üçlü defansın değişmezi Szalai’nin galiba dörtlü defans oynayamadığını düşünüyor Pereira. Maç öncesi Serdar Aziz’in oyun sitilinin bu maç için daha uygun olduğu gerekçesiyle tercih ettiğini söyledi. Muhtemelen Jahoviç’le birebir oynasın diye Serdar’ı tercih etti. Vardır bir bildiği demek lazım. Ama maç içinde geriden oyun kurma görevinin Serdar Aziz’e kaldığını gördükçe, Pereira’nın bir bildiği olduğundan şüphe etmemek mümkün değildi.

Maç başladığında her iki takım da üç puanı istediğini ortaya koydu. Her iki takım da orta sahada oyalanmadan rakip ceza sahasına yönelirken, iki takım da önde baskı kurmaya çalıştı.

Ferdi ve Novak sık sık kanat beki gibi ileri çıkarken, top rakibe geçtiğinde İrfan Can dahil orta saha oyuncuları da defansa destek vermeye çalıştı.

Her iki takım da fırsatlar bulurken daha net pozisyonlar yaratan takım Göztepe’ydi. Ancak Berke’yi geçmeyi başaramadılar. Taa ki Mesut Özil takım çıkarken dönüp hatalı geri pas verene kadar. Topu kapan Jahoviç, Berke de çıkmakta gecikince topu filelere gönderdi. Mesut Özil profesyonel hayatında böyle bir hatalı pas vermiş midir bilmem…
Fenerbahçe ise Mesut ve İrfan Can’la birlikte kalabalık Göztepe defansını merkezden geçmeye çalıştı. Serdar Dursun’un bu ikiliyle anlaşabildiğini söylemek zor. Ancak Serdar Dursun’un ceza sahasında topla buluşturulabildiği de söylenemez. Görünün o ki Valencia dönmeden Fenerbahçe ilerde istediği kadar etkili olamayacak.

İkinci yarı Göztepe’nin direkten dönen topuyla başladı ama golü bulan Fenerbahçe oldu. Kale önünde topla buluşturulduğu ilk pozisyonda Serdar Dursun beraberlik golünü atmayı başardı.

Sonrasında Göztepe önde baskı kurmayı başardı. Fenerbahçe çıkmakta zorlanınca 63’te Zajc’ın yerine Sosa’nın girişi Pereira’nın doğrusuydu ama gecikmiş hamlesiydi.

Hakem Kalkavan kolay düdük çalmamak için uğraştı, büyük oranda da başarılı oldu. 75’te Göztepeli Soner itti ama faulü İrfan Can aleyhine verdi. Ardından itiraza da iki sarı kart. Zaten hakemler artık hakemler Fenerbahçeli futbolculara sopayla vurmaya başladı. Daha 4. Dakikada yan hakem yanından hızla geçen İrfan Can’ı yüzüne bayrağıyla vurarak durdurdu. Şaka bir yana futbol tarihinde az rastlanır bir kazaydı.

Maçın kalanına Pereira’nın kararları damga vurdu. Galiba İrfan Can’ın performansını yeterli bulmuyor Pereira, bu nedenle genellikle ikinci yarının ortalarında oyundan alıyor. Belli ki İrfan Can’a 90 dakika yasağı var. Yine 77. Dakikada çıkarıp Rossi’yi oyuna aldı. Rossi bir işe yarasa kimse bir şey diyemeyecek ama sonuç ortada.

Maçın son bölümünde Mesut’u çıkarıp Szalai’yi oyuna alması Pereira’nın derdinin artık galibiyet değil yenilmemek olduğunun göstergesiydi.

Maçı kusursuz oynayanlar Ferdi ve Crespo’ydu, ama Kim kurtardı maçı. Koreli olmasa Göztepe ikinci hatta üçüncü golü rahat bulabilirdi. Bu arada Göztepeli oyuncuları ve maçtan önce “ya bu maçı alacağız ya öleceğiz” diyen teknik direktör Maestro’yu da tebrik etmek lazım.

Pereira ise bize aynı hikayeyi anlatıp duruyor. İnadı, takıntıları, ezberleri puan kaybettirmeye devam ediyor.

Tribünün muhalefet şerhi; TAKIMINA İNANMAYAN HOCA… / İbrahim CAN

Problem Pereira'nın gönderilmemesi değil baştan getirilmesiydi. Aslında taraftarın büyük çoğunluğu belki de tamamı bu ismi duyduklarında zaten tepki göstermişti. Fakat devamında birkaç maç üst üste kazanınca “acaba değişmiş mi?” dedik fakat geldiğimiz noktada anlıyoruz ki, hiç ama hiç değişmemiş ve o kazanılan maçlar şans/tesadüf imiş.

Pereira önceki gelişinde yaptığı iki temel hatayı ısrarla yapmaya devam ediyor;

Bir; Neredeyse hiçbir oyuncuyu en iyi olabileceği mevkide oynatmıyor. Mesut kanat oynuyor, İrfan Can kanat oynuyor. Ama kanat oyuncuları yedek soyunuyor. Son 4 maçında gol atamamış takıma tam 3 tane defansif yönü ağır basan orta saha oyuncusu ile çıkıyor. Benzer sebeple geçen seneki yıldızımız kanatta oynamaktan futbolu unuttu. 3’lü defansı değiştirip 4’lüye geçince hatalarından vazgeçmedi Vitor. Sadece eski hatalarının yerine yenilerini yapmaya başladı.

İki; Asla akla mantığa yatan değişiklikler yapmıyor. Neredeyse her zaman çıkarmaması gereken oyuncuyu çıkarıyor ve yetmezmiş gibi yerine aldığı oyuncuları da yine kendi yerlerinde oynatmıyor. Bu maçta herkesi oyundan çıkarabilirsin ama takımın oyununu yöneten İrfan Can’ı çıkaramazsın. Her maç çıkarıyor, ezberi bu. Szalaiyi 1-1 giden oyunda ne sebeple olursa olsun alamazsın. Bu ben beraberliğe razıyım demek. Göztepe’ye yenilsen ne fark eder berabere kalsan ne fark eder? İşin özü: tek bir doğrusu yok Pereira'nın. Aslında belki de geldiği günden beri böyle ama şans bazen yanında oldu. Kendisi aleni kötü bir teknik direktör. Yoksa bu kadro bu ligde bence çok rahat zirveye oynar. Bu saatten sonra ister istifa etsin ister kovulsun isterse de devam etsin, iş işten geçti artık. Bu takımın Avrupa şampiyonu olacağını düşünen mi var, diyordu belli ki bu takımın Türkiye’de şampiyon olacağına hiç inanmamış Pereira. Dediğim gibi asıl problem böyle bir hocanın Fenerbahçe'ye kurtarıcı olarak sene başında getirilmesiydi. Ali Koç harikalar yarattı başkan olduğundan beri. Görünen o ki Fenerbahçe dışında herkesi şampiyon yapmayı başaracak.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Ümit Sezgin Arşivi