Resul Emrah Şahan: Ya bu yükü kaldıracağız ya da bu meydanda dara çıkacağız

Gündemdeki sorunlarla ilgili değerlendirmelerde bulunan tutuklu Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, "Bu yük Meclis'in, bütün siyasetin, hepimizin omzunda. Ya bu yükü kaldıracağız ya da hep birlikte bu meydanda dara çıkacağız" dedi.

Resul Emrah Şahan: Ya bu yükü kaldıracağız ya da bu meydanda dara çıkacağız

GAZETE PENCERE - Tutuklu Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, gündemdeki konulara dair değerlendirmelerde bulundu.

Sosyal medya hesabından paylaşılan açıklamasında yoksulluğun büyük bir sorun olduğunu belirten Şahan, "Bir emekli, 'onuru için' canına kıymış. Şişli'de gencecik bir çocuk hayatına son vermiş. Biri onurunu, öbürü geleceğini kaybettiğine yanan iki insan. İki kuşak, iki çaresizlik" dedi.

"Terörsüz Türkiye" adıyla yürütülen çözüm sürecine değinen Şahan, "Bu toprakların belki de en önemli eşiği. Yüz yıllık bir yaranın kapanabileceğine dair bir ihtimal. Bu eşiği iç cephe, ortak gelecek sözleriyle oyalamak… Hâlâ barışa inanan insanların umudunu bir yönetme aracına dönüştürmek… Bu memleket bu umutsuzluğa sığar mı? Görmüyor musunuz, onu taşıyanlar yorgun ama vazgeçmiş değil" ifadelerini kullandı.

Belediyelere yönelik operasyonlara ve AK Parti'ye geçen isimlere tepki gösteren Şahan, "Bir de susturulmaya bile gerek kalmadan susanlar… Hepsi aynı cümleye sığınmış. 'Ben yalnızca kentime hizmet peşindeyim…' Doğrusu, hizmet korkunun kılıfı olmuş. Oysa 'Başıma bir şey gelmesin' diye susan insan her gün biraz daha eksildiğinin farkına bile varmamış" dedi.

Resul Emrah Şahan'ın açıklaması şöyle:

"İNSANLAR TARİHİMİZDE GÖRÜLMEMİŞ ÖLÇEKTE BİR YOLSUZLUKLA, FONLARLA SOYULMUŞ"

"Sığamıyorum… On iki metrekare. Bir sağa yürüyorum, bir sola. Eskiden başım dönerdi, şimdi dönmüyor. Çünkü buradan baktığımda gördüğüm dört duvar değil, memleket.

Bir emekli, 'onuru için' canına kıymış. Şişli'de gencecik bir çocuk hayatına son vermiş. Biri onurunu, öbürü geleceğini kaybettiğine yanan iki insan. İki kuşak, iki çaresizlik.

Tarihimizde görülmemiş ölçekte bir yolsuzlukla, fonlarla soyulmuş. Siyaset de bunun tam ortasında kalmış ama asıl soru sorulmamış. Bu sistem nasıl kurulmuş, nasıl ayakta kalmış? Üç beş isim gözden çıkarılmış, arınıyoruz denmiş. Sanki böyle hesap sorulurmuş gibi..."

"SUSANLAR HER GÜN BİRAZ DAHA EKSİLİYOR"

"Bir milyondan fazla sosyal medya hesabı kapatılmış. Gazeteciler, sanatçılar… Herkes bir torbaya atılmış ve susturulmuş.

Bir de susturulmaya bile gerek kalmadan susanlar… Hepsi aynı cümleye sığınmış. 'Ben yalnızca kentime hizmet peşindeyim…' Doğrusu, hizmet korkunun kılıfı olmuş.

Oysa 'Başıma bir şey gelmesin' diye susan insan her gün biraz daha eksildiğinin farkına bile varmamış. Önce seslerinden, sonra yüzlerinden, en sonunda da onları oraya taşıyan insanların güveninden olduklarının… Gençleri suskun, umutsuz, geleceksiz bıraktıklarının…

Susmayanlarsa tutsak. Onlarla birlikte milletin iradesi de. Sandıktan çıkan umut, seçilmeyenlerin eline geçmiş. Onlar da o koltukları anasının ak sütü gibi helal saymış. Vekil olduklarını çoktan unutmuş, sırtlarını yasladıkları duvarların kendilerini o koltuklara sığdıracağına inanmış."

"BÜTÜN SİYASİ PARTİLERİN İMZASIYLA MİLLETE VERİLMİŞ SÖZ HÂLÂ ORADA DURUYOR"

"Ve hiçbir duvarın ardına sığmayan o umut: Barış… Bu toprakların belki de en önemli eşiği. Yüz yıllık bir yaranın kapanabileceğine dair bir ihtimal.

Bu eşiği iç cephe, ortak gelecek sözleriyle oyalamak… Sakızcı Memo'yu duymamak… Kürt'ü yok sayıp Kürt adına konuşmak… Hâlâ barışa inanan insanların umudunu bir yönetme aracına dönüştürmek… Bu memleket bu umutsuzluğa sığar mı? Görmüyor musunuz, onu taşıyanlar yorgun ama vazgeçmiş değil.

Şimdi Meclis açıldı. Bu milletin en yüce temsil evi kapılarını yeniden açtı. Zamanımızın en önemli sürecinin raporu da orada duruyor. Yedinci madde. İmzalar. Vekillerin, bütün siyasi partilerin imzasıyla millete verilmiş bir söz… O söz hâlâ orada duruyor. "

"ÇÜRÜYENİ ANLATMAK KOLAY, MESELE YERİNE NE KOYACAĞIMIZ"

"Siyaset ise hâlâ eski ezberlerin, eski kavgaların içinde çıkış arıyor. Oysa camın öbür yanında kendine yer arayan koca bir kuşak bekliyor. Peki camın iki yanı nasıl buluşacak? Dar ve eskimiş siyasetin ötesine nasıl geçeceğiz?

Belki önce bu memleketin hiçbirimizin tek başına taşıyamayacağı kadar büyük, hiçbirimizin dışında kalamayacağı kadar ortak olduğunu kabul ederek. Bu düzenin ne kadar çürüdüğünü söylemek artık yetmiyor çünkü. Çürüyeni anlatmak kolay. Mesele, yerine ne koyacağımızda.

Herkesin sığabileceği bir siyaset lazım bize.

Sandıktan çıkan iradenin kapıda bekletilmediği, gençlerin camı kırmadan içeri girebildiği, barışın bir vaat değil ortak bir gelecek olduğu, korkunun değil çokluğun konuştuğu bir siyaset."

"BU DÖNEM HİÇBİR HESABA SIĞMAYACAK KADAR AĞIR BİR YÜK"

"Bu artık hepimiz için demokratik bir düzeni birlikte kurma meselesi. Ama böyle bir düzen kolay kurulmaz. Herkesin kendi mahallesinden, kendi partisinden, kendi ezberinden dışarı çıkmasını ister. Bize anlatılan her hikâyeye razı olmayan, sessizliği sağduyu sanmayan bir cesaret ister…

Kendi alanından çıkmaya korkanlar hâlâ aynı soruyu soruyor. Bu ülkenin çocuklarından, ortak geleceğinden önce ben ne olacağım, partim ne olacak…

Bilsinler ki tarih, bu ülke nefesini tutmuş beklerken siz neredeydiniz diye soracak. Çünkü bu dönem hiçbir hesaba sığmayacak kadar ağır bir yük.

Ali'nin onurunun, Batuhan'ın yarım kalan hayatının, evlatlarımızın hasretinin, Meclis'e gelemeyen Can Atalay'ın, haksız yere tutuklu yargılanan seçilmişlerin ve bürokratların, barışın umuduyla bekleyen Kürt'ün, ortak gelecek sözüyle kandırılıp kandırılmadığını soran milyonların, ailelerimizin, küçük çocuklarımızın ve gerçekten ORTAK GELECEĞİMİZİN yükü…

Bu yük Meclis'in, bütün siyasetin, hepimizin omzunda. Ya bu yükü kaldıracağız ya da hep birlikte bu meydanda dara çıkacağız."

Kaynak:Haber Merkezi

Öne Çıkanlar