ATİLLA DORSAY’DAN: “TARTIŞMALAR, POLEMİKLER, KAVGALAR”

Ülkemizinsinema literatürünü oluşturan ilk yayınlar, sinema yazarları tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu yazarlar arasında öncelikle Nijat Özön ve Atilla Dorsay, ön sıralarda yer alır. Bugüne kadar  60  kitaba imza atan yazar; aynı zamanda ülkemiz sinema literatürüne önemli katkıda bulunmuş, yazdığı kitaplar sinema akademisyenleri ve öğrencileri için de kaynak niteliği taşımıştır.

DUAYEN SİNEMA YAZARI

Türkiye’de sinema yazarlığı söz konusu olduğunda Atilla Dorsay, akla gelen isimlerin başında gelir. Geniş ilgi alanları (mimarlık, müzik, profesyonel rehberlik, şehircilik, yemek kültürü) entelektüel birikimi ve 50 yılı aşan süreye yayılan meslek yaşamıyla; O, ülkemizin ve sinemamızın önemli dönemlerine tanıklık etmiş, aynı zamanda son kitabının isminden de anlaşılabileceği gibi sanat ve kültür dünyamızın pek çok önemli simasıyla bazen polemiğe, hatta kendi tanımıyla kavgaya da dönüşen ilişkileri yaşamış ve ülkemizin sinema eleştirisi alanındaki önemli sivil toplum örgütü “Sinema Yazarları Derneği”ni (SİYAD), 12 Eylül İhtilali döneminde kapatılması sonrasında yeniden kurmuş bir sinema emekçisidir.

GECİKEN SİNEMA EĞİTİMİ VE İLK YAYINLAR

Ülkemizde sinematografik üretim süreci gecikerek başlamış, sinemamız hakkındaki kuramsal çalışmaların üretilmesi de bu durumdan nasibini almıştır. 1970’lerin başında önce Ankara Üniversitesi Basın ve Yayın Yüksek Okulu’nda ve eş zamanlı olarak Dil, Tarih ve Coğrafya Fakültesi’nde sinema dersleri verilmeye başlamıştı. Akademik bir disiplin olarak sinema sanatı eğitiminin başlaması ise 1970’lerin ortasından itibaren gerçekleşmiştir.

Ülkemizinsinema literatürünü oluşturan ilk yayınlar, sinema yazarları tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu yazarlar arasında öncelikle Nijat Özön ve Atilla Dorsay, ön sıralarda yer alır. Bu güne kadar  60 kitaba imza atan yazar; ülkemiz sinema literatürüne önemli katkıda bulunduğu kadar, yazdığı kitaplar sinema akademisyenleri ve öğrencileri için de kaynak niteliği taşımıştır.

50 YILA YAKLAŞAN YAZARLIK YAŞAMI

Atilla Dorsay’ın “Tartışmalar, Polomikler ve Kavgalar” kitabı, O’nun akıcı kalemiyle sinema alanında var olmaya başladığı 1960’lardan, günümüze kadar ulaşıyor. Kendisini tanıyanlar bilir: Atilla Bey doğru bildiğini eğip bükmeden savunur ve lafını esirgemez! Kişiliğinin bu özelikleri de anılarından beslenen kitabının yol haritası olmuş. Dorsay, “Tartışmalar, Polomikler ve Kavgalar” isimli son kitabıyla, sinefiller kadar sinema tutkunlarını da, Türkiye’nin demokrasi mücadelesiyle paralel yol alan  ülkemizin sanat ve kültür alanındaki  gelişmelerine olduğu kadar, çekişmelerine de tanıklık yapmaya davet ediyor.

Bir solukta okunan bu kitap, yıllar içinde polemik, tartışmalar ve hatta kavgalar yaşadığı kişileri de içeren bir fotoğraf albümü de barındırıyor. Dorsay’ın kitabı, günümüzde dijital dünyanın temel unsurları olan internet, bilgisayar, cep telefonu; Facebook, YouTube, Instagram ve Tik Tok gibi sanal ortamlara olan ilgilerini; değil Atilla Dorsay’ın sinema yazarlığına başladığı yıllara, üç beş sene öncesinin olgularına dahi çevirmeyen gençler ve özellikle sinema televizyon eğitimi alan üniversite öğrencileri için de ilgi çekici nitelikler taşıyor.

TARTIŞMALAR, POLEMİKLER, KAVGALAR !

Dorsay’ın kitabına anılarından seçtiği nice olay yansımış ve damgasını vurmuş. Bunların arasında neler ve kimler yok ki!.. 1960’larda çok popüler olan MTTB Açık Oturumları, Ulusal Sinemacılar ve Sinematekçiler arasındaki çekişme ve kavgalar, Ulusal ve Halk Sineması tartışmaları, sinemamızın bütün zamanlarının önemli isimlerinin başında gelen Yılmaz Güney’le anılar, önemli yönetmenler Metin Erksan, Halit Refiğ, Atıf Yılmaz, Lütfi Ö. Akad ve sinemamızın star oyuncuları Hülya Koçyiğit, Türkan Şoray, Fatma Girik; sinema ve kültür dünyamızın önemli ismi Onat Kutlar’la ilişkileri; basın dünyasından özellikle Hıncal Uluç ile kimi zaman gerilimden beslenen kimi zaman da dostane atışmaları ve ayrıca sinema meslek örgütü temsilcileriyle yaşananlar da Dorsay’ın kitabında yer bulmuş. Ayrıca sinema yazarı ve yönetmen Engin Ayça ve sinema yazarı Nezih Çoş ile çıkardığı “Yedinci Sanat” hakkındaki dergicilik döneminden de Dorsay kitabında bahsetmiş.

AZİZ NESİN, ATİLLA İLHAN, VEDAT TÜRKALİ İLE POLEMİKLER

Diğer yandan Dorsay, kitabında cesur bir tavır sergileyerek, bizim alanımızdaki üretken pek çok kişi, kendileri haklarında yapılan acımasız ve sert eleştirileri kolay hazmedemezken -kimi zaman bu eleştiriler kendi yazdıklarına yönelik bir tepki olsa da- önemli sanatçı ve entelektüeller Aziz Nesin, Atilla İlhan, Vedat Türkali, Metin Erksan, Nijat Özön ve başka pek çok isimle yaşadığı tartışmalara, polemiklere ve hatta kavgalara; kimi zaman bu kişilerin kendisi hakkındaki eleştiri sınırlarını aşan sert görüşlerine de yer vermekten kaçınmamış.

Diğer yandan medyanın değişmesine paralel olarak kendi kuşağından olmayan kimi yazarların üsluplarını, kendi üslubuyla mizah katarak taklit eden yazılar yazması sonrasında Ayşe Arman, Serdar Turgut, Savaş Ay ve Murat Birsel’in tepkilerini çekerken; Dorsay’ın kitabına maço erkek dünyasının kadınlara yönelik eşitsiz yaklaşımlarına yönelik eleştirileri ve kadınlara desteği de yansımış: Hatırlıyorum da bir dönemde, uygar, çağdaş, kadınsever ve de ‘maço olmayan’ bir erkek yazar olarak kadınları, kadın filmlerini ve de basınımızdaki kadın kalemleri nasıl özel bir dikkatle izler, yeri geldiğinde ön plana çıkarır, savunur ve desteklerdim... Diğer yandan basınımızda yazar kimliklerinin farklı nitelikleriyle dikkati çeken başta Perihan Mağden ve Nuriye Akman’la, O’nun arasında oluşan nefret ilişkisi Dorsay’ın sayfalarında belgeleriyle yer bulurken; özellikle yaşı tutan okurlar açısından toplumsal yaşamımızdaki değişimin kılcal damarlarının izinin sürülmesine de katkıda bulunduğunu vurgulayalım.

Şüphesiz gerek yazar ve gerekse de muhataplarının sözlerini yorumlamak okuyuculara kalıyor. Diğer yandan Atilla Dorsay egosuna yenik düşmeyen bir aydın olduğunu, polemikler ve sert tartışmalar yaşadığı Aziz Nesin, Atilla İlhan ve Vedat Türkali hakkında saygı sınırlarını koruyarak, ülkemizin kültür yaşamının bu büyük isimlerinin önemine atıfta bulunup; onlarla polemikler içeren yazılara kitabında yer vermiş. Bu bağlamda şu yorumu da satırlarına yansımış: Türkali genelde eleştirilmeyi sevmiyor. Oysa yaşlanmak, insanlara hoşgörüyü, ‘tahammül’ü getirdiği ölçüde saygıya değer bir insanlık durumu değil mi?

GEÇMİŞİ GÜNÜMÜZE TAŞIYAN BİR PANORAMA !

Günümüzde her şeyin magazinleştiği, görünür olmanın var olmaktan önemli olduğu ülkemizde; 1960’ların, 1970’lerin kültürel ortamının zenginliği; 12 Eylül’ün karanlık günlerine karşın 1980’lerin; neo-liberalizme eklemlenme sürecindeki 1990’lar ve bu dönemlerin içerdiği kültürel çeşitlilik ve tartışma ortamlarının zenginliği de, Dorsay’ın “Tartışmalar, Polemikler, Kavgalar” isimli kitabının satır aralarından okuyucuya  yansıyor.

Sinemamızın rüştünü ispatladığı dönemlerden başlamak üzere günümüze kadar yaşadığı gelişmelere tanık olan ve içeriden de katkısı bulunan Atilla Dorsay kitabında, sinemamızın 1990 sonrasındaki radikal değişimlerinin başlangıcını oluşturan ve “Amerikan Majörlerinin” ülkemiz sinemasındaki dağıtım ve gösterim ağındaki egemenlikleriyle oluşan süreçten bahsetse de, bu dönem hakkındaki görüşlerine ve tanıklıklarına yer vermediği dikkati çekiyor. Bu dönemin ve ilişkilerinin yazarın sonraki kitabında okuyucu ile buluşması dileğiyle...

Önceki ve Sonraki Yazılar
Bülent Vardar Arşivi