Eski MASAK Başkan Yardımcısı Ramazan Başak’tan çağrı: Acil mağdur fonu kurulmalı, eğer ödemeler gecikirse…
Fon krizine ilişkin değerlendirmelerde bulunan eski MASAK Başkan Yardımcısı Ramazan Başak, ana paraların iadesi için TMSF bünyesinde acil bir mağdur fonu kurulması çağrısında bulundu.
GAZETE PENCERE - Fon skandalına ilişkin eski MASAK Başkan Yardımcısı Ramazan Başak, ana paraların iadesi için TMSF bünyesinde acil bir mağdur fonu kurulması çağrısında bulundu.
“Mağdurların çoğu hayatını bu paralara bağlamış insanlar ve çok ağır bir travma yaşıyorlar” diyen eski MASAK Başkan Yardımcısı Ramazan Başak, şu uyarıları yaptı: “Süreç uzadıkça, insanlar birikimlerine erişemedikçe bu durum dalga dalga herkese yansıyacaktır. Süreç eğer iyi yönetilmezse, böyle bir tahribatın ekonomik, siyasal ve sosyal sonuçları çok ağır olacaktır. O nedenle bu süreç hiçbir şeye benzemiyor. Bu olay çok farklı.”
Eski MASAK Başkan Yardımcısı Ramazan Başak, Cumhuriyet’ten İklim Öngel’in sorularını yanıtladı.
- Fon krizi öncesinde yaptığınız uyarılar nedeniyle iki kez gözaltına alındınız. Bakan Şimşek’in 10 ay önce söylemesine rağmen herekete geçilmedi. Neden bu kadar zaman beklendi?
Bu şirketlerin yöneticileri siyasetten büyük destek aldılar. Hiçbir organizasyon, hiçbir şaibeli işlem bu kadar uzun süremez, çok önemli kademelerde, önemli destekler olmadan böyle büyük bir dolandırıcılık sistemi kurulamaz. Destek sağlandığı için bu noktaya gelindi.
- İktidardaki isimlerden mi destek alındı?
İktidardan hatta yargıdan destek almadan sistem bu denli büyümezdi. Hiçbir yönetici normalde bu duruma seyirci kalamaz. Çünkü yargılanmaktan korkar. Siyasi koruma olmadan bu iş yapılamaz. 2021’de TERA Yatırım ile ilgili “şaibeli işlem” gerekçesiyle düzenlenen iddianamede, “kirli para” tespiti yapılıyor. Ama aynı tarihte bu şirket, SPK’dan kapalı fon, 2022’de halka arz, 2023’te de yatırım bankası kurma izni alıyor. Banka kurma izni almak, o şirketin mali güç ve itibarının olduğunu gösterir. Bu şirket korunmasaydı bu önemli izinleri alamazdı.
‘ÖNEMLİ KİŞİLER KORUDU’
Korundukları çok açık çünkü ben uyarılarım yüzünden gözaltına alınırken, geçen ay üçüncü kez ifade vermeye çağrılırken onlara hiçbir şey olmadı. Tüm bunları yan yana koyduğumda bu şirket sahiplerinin önemli kişiler tarafından korunduğu anlaşılıyor. Hiçbir otorite bunlara göz göre göre müdahale etmemezlik yapamaz. Destek aldıkları çok net. Beni gözaltına aldıran, bu adamlara yol veren, ilgili otoritenin elini kolunu bağlayan gizli el, bu ülkeye çok büyük kötülük yaptı.
- Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan habersiz olamayacağı yorumları için ne dersiniz?
Bu sürecin başlangıcında Sayın Erdoğan’ın bilgi sahibi olmadığını düşünüyorum. O nedenle baştan beri özel kalemine, danışmanlarına ulaşmaya çalıştım. Ama benim uyarılarım kendisine iletildi mi bilmiyorum.
- Eski AKP’li bakanlar, mevcut AKP’li yöneticiler, sarayda görev alıp şirketlerde yönetici olanlar, babalar, oğullar, damatlar çok girift bir ilişki zinciri ortaya çıktı. “Sonuna kadar gidilecek” deniyor ama siz ihtimal veriyor musunuz?
Ben bu noktaya gelineceğini bile düşünmüyordum. Bu adımların atılmasını önemsiyorum. Gidebildiği yere kadar gideceğine yönelik umudum yok, belki gerçek suçlu kadro net ortaya çıkmayacak ama nereye kadar giderse orası kardır. Aksi durumda halkın öfkesi dinmez.
- Yıllardır iktidarda siyaset yapanların yolsuzluklara karışmasına rağmen haklarında hiçbir hukuki adım atılmadığını gördük. Bu krizin farkı nedir?
Bu olay daha önce yaşadıklarımızın hiçbirine benzemiyor. Ancak bir düşman Türkiye’ye böyle bir zarar verebilir, bu kadar çok mağdur yaratabilirdi. Mağdurların çoğu hayatını bu paralara bağlamış insanlar ve çok ağır bir travma yaşıyorlar. Sağlıkları, psikolojileri hatta aile bütünlükleri bozuldu. Süreç uzadıkça, insanlar birikimlerine erişemedikçe bu durum dalga dalga herkese yansıyacaktır. Süreç eğer iyi yönetilmezse, böyle bir tahribatın ekonomik, siyasal ve sosyal sonuçları çok ağır olacaktır. O nedenle bu süreç hiçbir şeye benzemiyor. Bu olay çok farklı.
‘EN AZ 5 MİLYON MAĞDUR’
- 500 bine yakın mağdurdan söz ediliyor, borsada işlem yapanlarla birlikte düşündüğünüzde ne kadar kişiyi etkiledi?
Biz hep 131 fonu konuşuyoruz. Bununla birlikte her an satış yapma hakları yasaklanan, her ayın 15’inde belirlenen fiyatlar üzerinden satış yapabilecek, yaklaşık 90 fona yatırım yapanlar var ve paraları gözleri önünde eriyor. Şaibeli işlemlerle şişirilen hisselere yatırım yapanlar var. Diğer hisselere yatırım yapan ve borsanın ciddi bir biçimde düşmesine bağlı olarak zarar eden çok geniş bir yatırımcı grubu var. Bireysel emeklilik fonlarında paralarını değerlendiren ve bu olumsuz durumdan etkilenenler var. Nereden bakarsanız bakın en iyi iyimser tahminle 2 milyonun üzerinde yatırımcı, aileleriyle birlikte ise en az 5 milyon kor mağdur söz konusu. İşin vehametini kamuoyu bilmeli.
- Fonlarda paraları kilitlenmiş şirketler olduğu söyleniyor. Bir zincirleme hasar oluşma ihtimali var mı, kriz banklara uzanır mı?
Banka krizine gitmez ama bireysel yatırımcıların ödeme yapamaması reel sektörde sorun olur. Şirketler de paralarını alamayınca sorun büyür. O nedenle mağduriyetler dalga dalga yayılacak.
- İnsanları, parasını fonlara yatırdığı için finansal okur yazar olmamakla, hatta “saadet zinciri”ne dahil olmakla suçlayan yorumlar var. Ne dersiniz?
Bu insanları suçlamak için, ilgili kurumların görevlerini yapması, piyasa dolandırıcılığı gibi mevzuata aykırı işlemleri önlemesi gerekirdi. Düzgün işleyen bir piyasada insanlar riskli yatırım yapar ve zarar ederse “Sonucuna katlan” denebilir. Ama yetki ve sorumluluk kullanılmadan, şaibeli işlemler engellenmeden vatandaşın dolandırıldığı bir ortamda mağdurlar suçlanamaz. Devlet çözümün parçası olmalı. Eski Ekonomi Bakanı’nın bile şaibeli bir grubun fonunu aldığı bir ortamda, vatandaşın finansal okur yazarlığını tartışamazsınız.
- Borsa İstanbul yönetiminde olan ismin Devlet Denetleme Kurulu’nun (DDK) başına getirilmesi çok tepki çekti. Siz bu atamayla ilgili ne dersiniz?
Ben Mayıs ayında DDK’nın devreye girmesini önermiştim. Gecikildi ama şu an itibariyle devreye girmesi yerinde bir adım.
DDK başkanının Borsa İstanbul’da yönetim kurulunda olması, Sayın Bakan Akın Gürlek’in eşinin de SPK’da üye olması önemli. Bu isimler liyakatlı ve birikimli olabilir ama bazen liyakatli ve birikimli isimler olmalarına rağmen yapılan atamalar oluşan sorunun bir parçası olarak görülebilir. Kamuoyunda DDK başkanıyla ilgili “objektiflik” tartışması yapılıyor. Burada en büyük sorumluluk SPK’da. Bakanın eşi üye iken bu iş yargısal olarak nasıl soruşturulacak diye kamuoyunda tereddütler var. Soruşturmaların selameti açısından ideal olan SPK üyelerinin istifa etmesi ve DDK Başkanının da görevden affını istemesi, uygun bir seçenek oacaktır. Ancak DDK’da son derece deneyimli bürokratlar var. Bu nedenle atanan başkan devam etse de önemli ölçüde bir sakınca yaratacağını düşünmüyorum.
- SPK’nın yaptığı açıklamaları işin uzmanları dahi farklı yorumluyor, yargı Sayan Kaya için harekete geçmiyor, Hayatı Yazıcı’nın oğlunun varlıklarına konan tedbir hızla kaldırıyor. Eski SPK Başkanı hisselerdeki bin kat artış için “halkın teveccühü” diyebiliyor. Tüm bunları göz önüne aldığınızda kriz yönetimini nasıl buluyorsunuz?
Evet bazı uygulamalar çok ciddi tereddütler yaratıyor. Geçen hafta birçok şirket, fon ve kişi için akşam verilen tedbir kararlarının önemli bir bölümü ertesi sabah kaldırılmıştı. Betül Sayan Kaya’nın gördüğü hoşgörü ve Hayati Yazıcı’nın oğluna getirilen tedbir kararının saatler sonrası kaldırılması, doğal olarak kamuoyunda soruşturmanın tarafsızlığı ve etkinliği konusunda çok ciddi soru işaretleri yaratıyor.
‘GERİ DÖNÜŞ YOK’
- SPK 1 milyon altı net yatırımların tümünün, üstünün ise ilk etapta en fazla 1 milyonunun avans olarak verileceğini açıkladı. Bu ne kadar adil ve hukuki?
Bu tahribattan geri dönüş yok. Bugün yapılacak en uygun çözüm ilk aşamada küçük yatırımcının ihtiyaçlarını karşılamasına imkan yaratmak. Temel ilke; kişilerin ana parasının verilmesi olmalı. Ana paradan ne kadar az zarar olursa bu büyük bir şans olur.
- Uzun zamandır bu fonun içinde olanlar var, aylar hatta yıllar önce para yatıran kişilerin ana paraları enflasyonda eridi, yasal faizle birlikte verilmesi gerekmez mi?
İdeali yasal faizle verilmesi ama 131 fonun 820 milyarlık büyüklüğü vardı ve bu değer artık yok. Özellikle hisse senedi fonları taban gidiyor, bu durumda yasal faizle karşılamak mümkün görünmüyor. Geçici likidite sıkıntısını belirli bir düzey belirleyerek sağlayacaklar. İkinci aşamada, kalanın hesabını yapacaklar. Çok hassas bir durum, çok iyi planlanmalı. İlk etapta ana parayı kurtarmak önemli. Dağıtım hakkaniyetli olmalı.
- Bazı fonlarda hukuksuz bir işe karışmadan karını alıp çıkan ya da bu süreçte birkaç kez giriş çıkış yapan yatırımcıdan yüzde 17.5 vergi kesildi. Mağdurların parası verilirken bunlar da kullanılamaz mı?
Amaç, bu tahribat Hazine kaynaklarına başvurmadan çözülmeli. Çünkü Hazine’ye başvurulursa çok daha büyük bir kesim itiraz edecek. Hazine kaynaklarına başvurmadan çözüm üretilebilir. Devlet kurumları görevini yapmadı, yetkililer bilmesine rağmen milyonların dolandırılmasını engellemedi. Bu çok net, bu merkeze alınmalı ve devlet çözümün parçası olmalı.
- Nedir en uygun çözüm?
Yaklaşık bir hafta önce bir mağdur fonu kurulmasını ve bu fona girecek kaynaklara ilişkin önerilerimi paylaşmıştım. TMSF bünyesinde bir mağdur fonu oluşturuldu. Önerdiğim; İlk kaynak, şirketlerin tüm varlıklarına el konulmalı ki bunda yavaş gidiliyor, çok hızlı hareket edilmeli. İki; SPK 107’de söz edilen piyasa dolandırıcılığında neden olunan zararın iki katı fona ödenmeli. Üç; Sayan Kaya gibi kişiler SPK’nın 10 dakikalık işlemiyle tespit edilir. Sayan Kaya bir seferde 2.2 milyar almış. Kim bilir kaç sefer giriş çıktı yaptı, bilmiyoruz. Sayan Kaya buzdağının görünen yüzü oldu, Sayan Kaya benzeri makamını kullanan binlerce kişi olduğuna eminim. Bunların haksız kazançları fona aktarılmalı. Dört, kriminal şirketler ve yöneticileri insanları kandırarak yüz milyarlarca rant elde etti. Bunu da SPK tespit eder. Bunlar fona gelmeli. Fonlardan da az da olsa bir kaynak gelecek. Hepsi birleştiğinde ana paranın ödenmesi esas alınarak mağduriyetler azaltılabilecektir.
- Sürecin iyi yönetilmesi durumunda iktidarın bu vurgunu lehine çevirebileceği yorumları da yapılıyor. Katılır mısınız?
Bu sistemde herkesin ana parasını karşılamak mümkün görünmüyor. Bir kayıp mutlaka olacak. Borsadaki yatırımcı ile birlikte milyonları düşünün, herkes kaybetti. Hangi birinin zararı karşılanacak. Bunun siyasal faturası olacak, zaten olmalı ki bir daha böyle trajediler yaşanmasın.
‘VURGUNUN FATURASI HEPİMİZE KESİLECEK’
- Fon vurgunu Türk ekonomisinde nasıl bir yara/iz bırakacak, ekonomik güven ne kadar zaman alır?
Hiçbir hata yapmamak koşuluyla dahi güveni tekrar sağlamak uzun yıllar alır. Ne kadar iyi yönetilse de tahribat olacak. Bunu azaltmak, kamu vicdanını rahatlatmak önemli. Sorumluların yargı önüne çıkarılması, sağlanan haksız kazançların mağdurlara gitmesinin sağlanması gibi konularda ne kadar başarılı olunursa tahribat o kadar azalır ama korkunç travmalar olacağı açık. Boyutları itibariyle uzun yıllar hem vatandaş, hem ekonomi hem siyasi aktörler bunun bedelini ödeyecek. Bunun faturası hepimize kesilecek.
PORTRE
1961’de Uşak’ta doğdu. Tapu Kadastro Meslek Lisesi’ni, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirdi. Hazine Müsteşarlığı’nda (bugünkü BDDK) Bankalar Yeminli Murakıp Yardımcısı olarak göreve başladı. 1992’de Bankalar Yeminli Murakıplığı’na atandı. Bu görevinde banka ve banka dışı finansal kurumda denetim, soruşturma ve incelemeler yaptı. TC. Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Finansman ve Fon Yönetimi Daire Başkanlığı ve Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) Başkan Yardımcılığı görevlerinde bulundu. 2009’da Finans ve Bankacılık alanında doktora derecesi aldı. Bilgi Üniversitesi Bankacılık ve Finans Yüksek Lisans Bölümü’nde öğretim görevlisi olarak dersler verdi. Halen aynı üniversitenin hukuk yüksek lisans bölümü öğretim görevlisidir.
Kaynak:Haber Merkezi