AKP’de karışık duygular ve korkular: Erdoğan'ın CHP taktiği

Nuray BABACAN

Yerel seçimlerin ardından gün geçmiyor ki iktidara partisinde partiden bakanlıklardan ve bürokrasiden kaynaklı bir sorun çıkmasın. İttifak ortaklarının yanı sıra devlet içindeki gruplaşmaların yarattığı skandallarla uğraşmaktan normal gündeme geçiş yapılamadı. Bu nedenle AKP kulislerindeki duygular çok karışık, endişeler giderek artıyor.

Kulislerde tur atarken, öncelikle ‘normalleşme’ olarak adlandırılan görüşmelerden başlayalım. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in görüşmesini farklı okuyanlar var. Kısa süre önce Özgür Özel’e karşı Kemal Kılıçdaroğlu’nu yücelten, yerel seçimlerden sonra Ekrem İmamoğlu’na karşı Özgür Özel’e dönen Erdoğan’ın ‘taktik hesabını’ en az zarar verecek olandan yana yaptığı anlatılıyor. Amacın, ülkenin geleceğinde alternatif olabilecek üç ismin de CHP’de olması nedeniyle ‘çatlak yaratmak’ olduğunu iddia ediyorlar.

BELEDİYELER GÖZALTINDA

Konu, AKP’lilerin CHP’ye bakışından açılmışken hükümetin ve AKP yönetiminin yerel yönetimlerde büyük varlık gösteren CHP’li belediye başkanlarını yakından izlemeye aldığını da aktaralım. Hata yapmaları dört gözle bekleniyor. Partide, CHP’nin belediyelerdeki başarı ve başarısızlığının geleceği belirleyeceği yorumları yapılıyor. CHP’nin beklediğinden fazla belediye elde etmesinin, iyi yönetme sorunu yaratabileceği, iktidarın ise bunu kullanacağı anlatılıyor. AKP’liler, “Yerel yönetimleri bile yönetemediler, iktidarı nasıl vereceksiniz?” propagandası için malzeme arıyor. Bizden söylemesi…

KAFALAR KARIŞTI

Gelelim, AKP’lilerin karışık duyguları ve korkularına. Son günlerde hem devlette hem de partideki gruplaşmalar, gizli çatışmalar dikkat çekici. Özellikle yargı ve emniyetteki karışık işler, ‘Ne oluyor?’ sorusunun daha fazla sorulmasına neden oldu. Partiye mi, yoksa sadece partideki bazı isimlere mi operasyon çekildiğini anlamaya çalışıyorlar.

KİM, NE YAPIYOR?

Eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun geçtiğimiz günlerde söylediği bir söz, bu karışık gündemde yeniden anımsatıldı. Soylu’nun, “7 yıl İçişleri Bakanlığı yaptım, tüm devlet önümden geçti” sözlerinin, “Benim bilmediğim bir şey yok. Herkes hakkında her türlü bilgiye sahibim” anlamına geldiği anlatılıyor. Bir süre sonra herkesin eteğindeki taşları dökeceği yorumları yapılıyor. Bütün bu hareketliliğin, orta vadede AKP’nin geleceği ve Erdoğan sonrası için mesaj içereceği yorumlar yapanlar da bulunuyor.

KÖTÜ YÖNETİM

İktidardaki sorunları kötü yönetime ve son on yıl içerisinde art arda yapılan yanlışlara bağlayanlar var. Sorunun sadece ekonomik kriz olmadığı, partinin halktan kopmasının asıl sıkıntı olduğunu yazmıştık. Bazı AKP’liler, partideki çözülme ve erimenin asıl nedenin başkanlık sisteminin yanlış kullanılması olduğunu söylüyor.

TEK ADAMLIK DEMESELER DE…

Onlar, ‘tek adamlık’ demese de tarifleri bunu gösteriyor. Dünyadaki başkanlık sistemlerinde, başkan kadar bakan ve bürokratlarında etkin ve yetin olduğu anlatılıyor. Güçlü, inisiyatif kullanan, proje üreten bakanlar ve bürokratların varlığından söz ediliyor. Oysa Türkiye’de sistemin Cumhurbaşkanından talimat bekleyen bakanlar, CV’leri saraya gönderilen bürokratlardan oluştuğu anlatıyorlar.

SANKİ MUHALEFET!

Cumhurbaşkanının tüm yetkileri kendinde toplamasının sistemi zayıflattığı, bu nedenle her makama gelenin de daha kaliteli kadrolar yerine ahbap-çavuş ilişkileriyle görevlendirme yaptığı, sistemin ve devletin zayıflattığı anlatılıyor. AKP kulislerinde son günlerde konuşulan konular sanki muhalefet sözcülerinin eleştirilerine benziyor. Yıllarca, yanlışlara itiraz etmeyip, sessiz kalanların şimdiki hezeyanı pek inandırıcı gelmiyor

Önceki ve Sonraki Yazılar
Nuray Babacan Arşivi