NE DAHA UMUTLU NE UMUTSUZ

Hazırlık maçlarını yenilmeden tamamladı Fenerbahçe. Geçen seneye göre ne daha az umutluyuz ne daha çok umutlu… Farklı iki başlangıç. Geçen yıl Erol Bulut, Emre Belözoğlu ve yeni transferlerle sezona çok havalı girmişti Fenerbahçe. Bu yıl her şey daha mütevazi. Parlak transfer yok, yeniden gelen eski hoca pek çok kişi için şüpheli. Ancak oynanan futbol sanki daha anlamlı.
Hazırlık maçları gösterdi ki Pereira’nın kafasında Fenerbahçe’nin ilk 11’i oturmuş… Dinamo Kiev maçının 11’ine çok benzer bir kadro ile çıktı. Tek değişiklik santraforda Serdar’ın yer almasıydı. Muhtemelen ligin ilk maçında Adana Demirspor’un karşısına da benzer 11 ile çıkacak.
Üçlü defansı deneyecek Fenerbahçe bunu anladık, umarız Pereira pişman olmaz bu kararında. Dinamo Kiev karşısında çok açık veren defans Giresun’u çok fazla geriye kaçırmadı ama yenilen gol bir uyarıydı. Eksik yakalanmadığı halde yerleşim hatasıyla gole engel olamadı defans.
Saha içine bakılırsa Mesut, Pelkas, Ferdi, Zajc, Osai gibi Fenerbahçe’nin çok sayıda teknik ayakları var ama oyun planı bu isimlerin yetenekleri üzerine kurulu değil. Tisserand ve Szalai’nin geriden çıkardığı paslarda, orta sahayı tek paslarla çabuk geçmeye çalışıyor Fenerbahçe. Hem kanatları hem de göbeği kullanıyor. Mesut Özil ve Zajc bu sistemin iki önemli dişlisi konumunda.
Dinamo Kiev’le oynanan hazırlık maçından sonra, “yakında Fenerbahçe’nin Mesut Özil sorunsalı yazıları başlarsa şaşmam” demiştim, acele etmişim. Mesut bu takımın liderliğini üstlenmeye her gün bir adım daha yaklaştığını Giresun maçında gösterdi. Aslında Dinamo maçında da bir kaç pozisyonda o eski muhteşem günlerinden örnekler göstermişti ama ötesine geçememişti. Bu kez geçti.
Tek toplarda, ara paslarda gerçek Mesut Özil gibiydi. Akıl ve yeteneğin birleşimini sergiledi ancak henüz o meşhur çalımlarından, şutlarından ve eski hızından söz etmek mümkün değil. Eğer bunları da yaparsa bu yıl Mesut Özil yılı olur.
Pelkas hazırım diyor. Ferdi ile biraz daha anlaşabilseler, birbirlerini öğrenip yardımlaşabilseler, sanki her ikisi de daha etkili olacak gibi. Ancak Ferdi yerine ilk 11’e Valencia girerse hiç şaşırmam.
Altay ısınıyor diyelim. Bir sakatlık, ceza vs olmazsa kale sağlam ellerde.
Serdar Dursun şu an takımdaki forvetler içinde ilk 11’e en yakın isim olarak gözüküyor. Elbette Fenerbahçe tribünleri daha iyi bir santrafor bekleyişini sürdürüyor ancak Serdar da fena işler yapmıyor. Klasik bir santrafor tarzıyla sırtı dönük oynayabiliyor, Mesut ve Pelkas’ın paslarına karşılık verebiliyor, tek vuruşlar yapabiliyor, dahası asist yapıyor. Biraz Vedat Muriç havası var ama ne kadar golcü onu ilerleyen günlerde göreceğiz.
Maç sonunda alınan 3-1’lik galibiyet pek çok kişiyi memnun etti ama akıllarda şu soru da kaldı; “Ozan, İrfan Can, Mert Hakan gibi bir sürü deve dişi isim yedek mi kalacak?”.
Sanki Pereira’nın şimdiki sorunsalı bu gibi…
Hakan Keleş ile Giresun’a da hoşgeldiniz lige diyelim… Henüz takımda ve oyunda oturmayan şeyler var ama Giresun tüm takımlar için zor bir deplasman olacak, şimdiden görünüyor.

Tribünün muhalefet şerhi;
HALA BU VİZYONU ANLAMADIK

Korkuyorum. Pereira’nın adını duyduğum andan itibaren başlayan bir korkudan bahsediyorum. Daha önce geldiğinde oyuncu takıntıları olan, basınla tartışan, agresif bir teknik direktör idi. Benzetmek gibi olmasın ama malum camianın malum hocasını andırıyordu. Herşeyi biliyor ama sonuç alamıyordu. Bu yıl da Ali Koç sınıfta kaldı sanki. “Siz benim vizyonumu anlamamışsınız” sözleri kulaklarımızda, eski hoca Pereira gözümüzün önünde…
Allah aşkına bu kadar dengesiz kadro kaç takımda var? Üç dört takıma yetecek orta saha oyuncusu var ve fakat forvet yok. Şu ana kadar İrfan Can’ı kullanmadı hoca, ikinci yarılarda alıyor oyuna. Halbuki daha 6 ay önce 10M Euro ödendi..Samatta’ya bildiğim kadarıyla 6.5M Euro ödenecek. E tabi ki batacak Fenerbahçe, ben mi batayım? Bakın Perreira’nın tuhaf tercihlerine bir örnek: Valenci otururken, tek maçlık bir oyuncu olduğunu anladığımız Osai Samuel 11 başlıyor. İlk dönemde de vardı böyle tuhaf, açıklanamayan oyuncu tercihleri. İrfan Can varken neden Gustavo? Sahi Gustavo’ya geçen sene ne olduysa resmen Mehmet Topal’a dönüştü. Aklım almıyor. Zajc, Pelkas, Özil kağıt üstünde çok heyecan yaratsa da saha içinde bunu pek göremedik. Umarım tamamen yanılıyorumdur ancak bu takımı her izlediğimde korkularım artıyor… Tahminim garip oyuncu tercihleri, taraftarı çıldırtan değişiklikler ve bilimum benzeri hareketleri Ocak ayına kadar izleriz. Sonra? Sonra “siz benim vizyonumu anlamamışsınız”…

Önceki ve Sonraki Yazılar
Ümit Sezgin Arşivi