“ÜLKER’İN MİHMANDARLIĞI DAHA UZUN SÜRSÜN İSTEDİM”

Sibel, Reyhan, Ayşe, Nergis, Elif, Leyla, Ülker Abla… Koca dayağından kaçan, tacize uğrayan, şiddet gören kadınlar… Yazar Seray Şahiner her gün bir yenisine tanık olduğumuz kadın cinayetlerini, erkek şiddetini kitaplarında farklı kadın hikayeleriyle gözler önüne seriyor. Sadece erkekler tarafından uygulanan şiddeti değil, toplumun kadına bakışını da irdeliyor. Yani okuyucuyu kendi gerçekliğiyle baş başa bırakıyor. Son yayınlanan Ülker Abla kitabında da koca şiddetinden kaçıp hastaneye sığınan, orayı evi belleyen bir kadının hikayesini okuyoruz. Ülker Abla kıvrak zekâsı ve mizah duygusuyla bazen bir psikolog bazen bir sosyolog kimi zaman bir doktor kimi zaman da bir bilge olarak çıkıyor karşımıza. Şahiner’in Antabus isimli kitabında Leyla’nın hastane bahçesinde sohbet ettiği daha sonra koca dayağından, yaşamından bıkan kadını kendine getiren Ülker Abla bu kez kendi hikâyesini anlatmak üzere okuyucuyla buluşuyor. “Kimsesizlerin kimsesi” haline gelen, “Ben filmin sonu gelmeden hayatımın arka kapısını aramaya başladım. O kapıdan çıkınca kendimi burda buldum” diyenÜlker Abla’yla ilgili merak ettiklerimizi biz sorduk Seray Şahiner yanıtladı:

/
Merhaba Sayın Gazete Pencere okuyucusu.
Bu içeriğin devamını görebilmeniz için sitemize abone olup yapmanız gerekmektedir.
Eğer abone değilseniz
BİZE KATILIN !