Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir!

Heraklitos’un ünlü sözünü başlık yaptığıma bakmayın! Değişimin dinamiğini anlatmak için kullanılmış bir söz bu! Son üç-dört yıldır Türkiye ekonomisine bakınca Heraklitos mezarında herhalde ters takla atardı. Ben de Heraklitos’u bu azaptan kurtarayım ve sözüne takla attırayım.
Bizim için değişen tek şey değişmeyişimizin kendisidir!
Neden mi? Açıklayayım!
6 Kasım 2020 tarihinde Dolar/TL 8,58 seviyesini gördüğünde özellikle biz ekonomistler çok endişelenmiştik. 2020 yılına 5,90 TL’den başlayan doların yıl içinde neredeyse 2,5 TL artması demekti bu. TCMB Başkanı ve Hazine ve Maliye Bakanı değişti. Kasım ayında 475 baz puan, aralık ayında 200 baz puan artan faiz %17’ye çıktı. Bu artış elbette ki ekonomik büyüme açısından ciddi bir sıkıntı olacaktı ancak kurlar ve dolayısıyla da enflasyonu frenlemek açısından atılabilecek belki de kısa vadeli tek adımı atmış olduk!
Kur tarafında sonuç aldığımızı da söylemem lazım. Şubat ayının ortasına geldiğimizde, tüm dünyada da işlerin lehimize gitmesiyle birlikte doların 6,90’lara geldiğini gördük. Hatta 6,50’lere iner mi tartışması da başlamıştı. Haziran ayında enflasyonda gevşeme ve eylül ayında da faiz indirimlerinin başlaması konuşuluyordu artık. Ancak dünya sadece Türkiye ile sınırlı değil. Finansal piyasalarda ise asıl belirleyici olan gelişmiş ülke piyasaları. Nitekim Ağbal’ın bu dönemde yaşadığı en önemli şanssızlık da bu oldu. Bütün dünya sakin gidiyor derken ABD’de artan enflasyon endişeleri ve beraberinde artan tahvil faizleri bizim gibi gelişmekte olan ülkelere gelen finansal yatırımların bir anda durmasına hatta tersine çıkış yapmasına neden oldu.
Bu gelişme ile birlikte Dolar/TL’de 6,50’leri konuştuğumuz bir süreç, TCMB’nin eksi rezerv endişeleri ile birleşti ve birkaç günde 7,80’lere doğru bir sert hareket gördük.
İşte belki de eski TCMB Başkanı Naci Ağbal’ın en büyük şanssızlığı da bu oldu! 7,60’larda tutunan Dolar/TL’yi yeniden 7,00 seviyesinde dengeleyebilmek için TCMB 200 baz puanlık bir faiz artışına gitmek durumunda kaldı! Sonrası zaten on gün öncesi. Olanları hep birlikte izledik.
Piyasaların sakinlemesini beklediğimiz, faiz artırımına tepki olarak Dolar/TL’nin 7,20’lere geldiği ve belki o Cuma gecesini yaşamasaydık yeniden daha aşağı bir seviyede döviz kurlarının dengelenebileceği bir ortam yerine Türkiye yine verilen bir kararla değişmemeyi tercih etmiş oldu! TCMB Başkanı görevden alındı, her şey allak bullak oldu!
Aradan geçen on günün sonunda yaşanan bu travma bizi yeniden kasım ayındaki kur seviyelerine, çok daha yüksek bir faiz ortamında getirmiş oldu. Öte yandan maalesef dışarıdaki gelişmeler de hala olumsuz gidiyor. Dolar uluslararası piyasalarda neredeyse tüm gelişmekte olan para birimlerine karşı değer kazanmaya devam ediyor. ABD tahvil faizlerinde artış devam ediyor ve bir süre daha devam edecek gibi görünüyor. Bu ortam ise benim adına çok sıcak para dediğim spekülatif işlemlerden para kazanan fon yöneticileri için muazzam bir ortam yaratıyor.
Ve böyle bir ortamda TCMB’nin yeni yönetiminin de maalesef eli kolu bağlı durumda.
Her ne kadar son iki gündür faiz indirimi söz konusu değil, para politikası aynı şekilde devam edecek dense de artık bu söylenenlerin piyasalarda bir karşılığının kolay kolay olması mümkün değil ve maalesef sadece spekülatif işlemler açısından karşılığı olabilecek bir sözlü yönlendirme sürecine girdik!
Bir örneğini de daha dün yaşadık. TCMB Banka Meclisi’nde konuşan TCMB Başkanı’nın verdiği mesajlardan hemen önce 8,46 TL’yi gören Dolar/TL, önce 8,27’ye düştü ve günü 8,37’lerde kapattı. Bu iniş ve çıkışlar esnasında da birileri yine para kazanmayı başarmış oldu. Örneğin konuşmaya başlanırken 8,46’dan 1.000.000 dolar satan bir piyasa profesyoneli, konuşma bittiğinde 8,27’den dolar aldığında, iki saatten az bir sürede 200.000 TL kar yazmış oldu. Ve görünen o ki bundan sonra da bu şekilde piyasadan para kazanmaya çalışan profesyoneller ve sıcak paracıların lehine süreç devam edecek gibi görünüyor!
Ne zamana kadar bu böyle devam edecek derseniz maalesef henüz benim bir yanıtım yok!
İşin bir diğer kötü tarafı buna TCMB’nin de şu aşamada bir cevabı olduğunu sanmıyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Oğuz Demir Arşivi