“Şampiyonluk geliyor, meşaleleri yakın” demek için gün sayan milyonlarca taraftar var, dün akşam çakmaklar ellere alındı. Acayip bir ortam vardı maçtan önce. Rakibin evinde berabere kalmış, ligin ikinci yarısına puan farkını kapatarak başlama şansı var. Hem de daha yeni rakibi eze eze yenmişsin. Sözün özü inanılmaz motive bir halde başladık maçı seyretmeye, tribünler tek yürek olmuş maça hazırdı.
Lakin, öyle tuhaf goller yedik ve öyle demoralize olduk ki, ilk yarının son 5 dakikasını izlerseniz tamamen dağılmış bir takım görürsünüz. O kadar dağılmıştı ki bizim çocuklar Alanyaspor üst üste 39-40 pas falan yaparken sadece seyrediyorlardı. Anlayacağınız, muazzam hevesle çıkılan maçta ilk yarı hüsranla bitti.
Moraller böyle alt üst iken, Tedesco bence yine sahneye çıktı. Ne yaptıysa, ne dediyse ikinci yarıya bambaşka bir Fenerbahçe başladı ve güzel bir oyunla 3 puanı kaptı. Maçın tabii ki kahramanı Talisca. Geçen sene bir hayli eleştirsem de bu sene bambaşka bir oyuncuya dönüştü Talisca. Dün akşam neredeyse 'prime' Talisca'yı izletti bizlere.
Takımın eksikleri yok değil, Kerem yine sıfır oynadı. Mert Müldür sanki sağda yeteri kadar bize stres yaratmıyormuş gibi bir de solda görünce “Allahım Allahım” dedik. Ama Fenerbahçe'nin geçen sezondan farkı, ortada 11 oyuncu değil bir takım var. Oyuncular maçın her anında birbirine destek oluyor, yardımlaşıyor ve en önemlisi yüzler de gülüyor.
Sözün özü, çok büyük bir başlangıç yaptı Fenerbahçe ligin ikinci yarısına. Şimdi sırada Premier ligin en üst sıralarından Aston Villa maçı var. Çok zor bir maç. O güne kadar nasıl dayanacağız heyecandan orası ayrı. Ama tabiatıyla biz bu akşam çok rahat uyuyoruz, herhalde bazı arkadaşları pek uyku tutmaz.