Kaya Türkmen
Sokak
“Kaya, pabucu yarım, çık dışarıya oynayalım.”
Çocukken arkadaşlarım beni sokağa böyle çağırırlardı.
Sokak benim için önce buydu. Oyun alanıydı. Arkadaşlık alanıydı. Mahalleydi. Hayattı.
Sonra büyüdük. Sokağın yalnızca çocukların oyun alanı olmadığını gördük. Sokak aynı zamanda sosyalleşme alanıydı. Kendini ifade alanıydı. İtiraz alanıydı. Protesto alanıydı. İnsanların “yetti artık!” dediği yerdi.
Bugün bu ülkede sokak, insanların kendilerini ifade edebilmesi için bırakılmış son sosyal mecralardan biridir. Gazeteler susturulduğunda, televizyonlar tek sesli hale getirildiğinde, mahkemeler siyasetin sopasına dönüştürüldüğünde, Meclis etkisizleştirildiğinde insanlar en sonunda sokağa çıkar.
Çünkü sokak hâlâ halkındır.
İşte bu yüzden iktidar sokağı sevmez. Çünkü sokak yalanı bozar. Sokak korkunun duvarını deler. Sokak, “herkes sustu” zannedilen yerde birilerinin hâlâ konuştuğunu gösterir.
Tepemizdeki kötücül akıl daha ne kötülükler yapabilir diye düşünüp duruyorum. Benim hayal gücüm bu şeytanlarınkine yetişmez ama sokağı kriminalize etmeye kalkacaklarını seziyordum. Halkın anayasal protesto hakkını “kargaşa”, “provokasyon”, “güvenlik sorunu” diye damgalamaya çalışacaklarını tahmin ediyordum.
Ve öyle oldu.
“Sokaklarımızın karıştırılmasından”, “milleti kutuplaştırmaktan”, “halkla güvenlik görevlilerinin karşı karşıya getirilmesinden” bahsetmeye, buna izin vermeyeceklerini söylemeye başladılar.
“Halkla güvenlik güçlerinin karşı karşıya getirilmesi” ne demektir?
Halk sokağa çıkıp “Tayyip istifa!” diye bağırırsa, bu halkın polisle karşı karşıya gelmesi değildir. Bu yurttaşın anayasal hakkını kullanmasıdır.
Sokağa çıkmak, iktidarı protesto etmek, istifa çağrısı yapmak suç değildir. Olmamalıdır.
Halkla polis ne zaman karşı karşıya gelir?
Siz halkın karşısına polisi dikerseniz gelir.
Siz yurttaşın önüne barikat kurarsanız gelir.
Siz meydana TOMA yığarsanız gelir.
Siz gazla, copla, gözaltıyla, yasakla halkın sesini bastırmaya kalkarsanız gelir.
Yani halk polisi karşısına almıyor. İktidar polisi halkın karşısına çıkarıyor.
Bunun adını doğru koyalım.
Sokağı karıştıran, hakkını arayan yurttaş değildir. Sokağı karıştıran, yurttaşın hakkını tehdit gibi gören iktidardır.
Kutuplaşmayı yaratan, adalet isteyen insanlar değildir. Kutuplaşmayı yaratan, adaletsizliği devlet politikası haline getiren zihniyettir.
Hukuk tanımazlık, meydanda slogan atan gençlerde değildir. Hukuk tanımazlık, mahkemeleri siyasetin aracı yapanlardadır.
Sokak önemlidir.
Sokak, dünyayı değiştirme iddiası taşıyan gençlerin alanıdır. Memleketin nereye gittiğinin barometresidir. Siyasetin pusulasıdır. Bir ülkede sokak ne söylüyorsa, iktidar ona kulak vermek zorundadır.
Eğer gençler sokaktaysa, sorun gençlerde değildir.
Eğer kadınlar, işçiler, emekliler, öğrenciler, çiftçiler, hukukçular, öğretmenler, sanatçılar sokaktaysa, sorun sokakta değil, onları sokağa mecbur bırakan düzendedir.
Ama otoriter akıl bunu kabul etmez. Otoriter akıl halkı yalnızca sandık günü sever. Yurttaş oy verecek, sonra evine dönecek. Haksızlığa uğrarsa susacak. Seçilmiş iradesi gasp edilirse susacak. Partisine kumpas kurulursa da susacak. Mahkemeler siyasetin emrine girerse de.
Yok öyle bir dünya!
Demokrasi sadece sandık değildir. Demokrasi aynı zamanda söz söyleme hakkıdır. Toplanma hakkıdır. Yürüme hakkıdır. İtiraz hakkıdır.
“Yetti artık!” deme hakkıdır.
Sokağı kriminalize etmek, halkı kriminalize etmektir.
Çünkü sokakta halk vardır.
Öğrenci vardır. İşçi vardır. Emekli vardır. Anne vardır. Baba vardır. Genç vardır. Yaşlı vardır. İşsiz vardır. Esnaf vardır. Memleketine sahip çıkan insan vardır.
Sokağı suç mahalli gibi göstermek, bütün bu insanlara “susun” demektir. İktidara itiraz eden herkesi potansiyel suçlu ilan etmektir.
Asıl itirazımız tam da bunadır.
Çünkü sokak halkındır. Meydan halkındır. İktidarın değil, milletin alanıdır.
Polisi halkın karşısına dikmeyin, halk polisle karşı karşıya gelmez.
Meydanı halka kapatmayın, meydan gerilim alanına dönüşmez.
Protestoyu suç saymayın, demokrasi nefes alır.
Ama siz halktan korkarsanız, sokağı suçlaştırırsınız. Gençlerden korkarsanız, sloganı suç sayarsınız. Sandıktan korkarsanız, mahkemeye sarılırsınız. Meydandan korkarsanız, polisi meydana sürersiniz.
Sokak suç değildir.
Sokak demokrasidir.
Sokağa çıkmak halkın hakkıdır.