Anıl Özgüç
Ya son isminiz John/Jane Doe olursa?
Bugün adli tıbbın en tanıdık iki ismi, Jane ve John Doe, aslında hiçbir zaman yaşamamış iki insan. Buna rağmen yüzyıllardır mahkeme salonlarında, morglarda ve kayıp dosyalarında varlıklarını sürdürüyorlar. Bu haftanın “tekinsiz” yazısı, adıyla ve varlığıyla yok olurken, dünyanın en geniş ailesi olan “Doe”lara katılmak hakkında.
1995’in son günü, Florida North Port’ta bir köpeğin, sahibine bir insan kafatası getirmesi; kafatası hariç, neredeyse eksiksiz bir iskeletin bulunmasıyla sonuçlanan bir aramaya yol açtı. Kalıntılar, muhtemelen beyaz ve Kafkas kökenli 30 – 50 yaşlarında bir erkeğe ait gibi görünüyordu. Yaklaşık 1.85 – 1.88 boylarında ve oldukça kaslı olduğu düşünülen adamın burun kemiğinde iyileşmiş bir kırık vardı ki bu da hayattayken burnunun kırık olduğunu gösteriyordu. Ne yazık ki dişleri çok kötü durumdaydı, dişten kimliklendirme yapılması olası değildi.
Soruşturmacılar, dişlerin durumu ve kişisel eşya ve giysilerin olmaması nedeniyle, adamın evsiz veya geçici olarak ikamet eden biri olabileceğini düşündü. Kalıntılar, Plamondan Caddesi yakınlarındaki ıssız ormanlık alandan çıkarılmıştı. Adamın, 1990’larda bölgedeki erkekleri öldüren ve seri katil olduğundan şüphelenilen Daniel Conahan’ın kurbanı olabileceği yönünde spekülasyonlar vardı. FBI Ağustos 2024’te, adamın nasıl görünebileceğine dair adli bir çizim yayınladı, yapılan ilk DNA analizleri Virginia'daki Mattaponi Kızılderili Kabilesi'nin soyundan geldiğini gösterdiğini duyurdu.
Yaklaşık 30 yıllık bir soruşturmaya rağmen, bu kişinin kimliği hala bilinmiyor. Davanın ayrıntıları, Ulusal Kayıp ve Kimliği Belirsiz Kişiler Sistemi’nde (NamUs) John Doe/UP60596 vaka numarasıyla kayıtlı olarak duruyor.

KİM BU JOHN DOE?
John Doe (erkek), Jane Doe (kadın) veya J. Doe (cinsiyeti bilinmeyen), İngiltere, Kanada ve Amerika Birleşik Devletleri hukuk sistemlerinde, bir kişinin gerçek adı bilinmediğinde veya bilinçli olarak gizlenmek istendiğinde kullanılan çok amaçlı isimler olarak karşımıza çıkıyor.
Roma hukuku terminolojisinde, varsayımsal davalılar ve davacılar için kullanılan iki isim var: “Numerius Negidius ve Aulus Agerius” “Aulus Agerius” davacı (alacaklı) tarafı temsil ediyor. Terim, Latince “dava açmak” veya “harekete geçmek” anlamına gelen “ago” fiilinden türemiş. “Numerius Nedidius” ise davalı (borçlu) tarafı temsil ediyor. Latince ödemek anlamına gelen "numerare" ve reddetmek anlamına gelen "nego" sözcüklerinin birleşiminden oluşuyor; yani "ödemeyi reddeden kişi" demek.
İngiltere Kralı III. Richard’ın hüküm sürdüğü dönemden başlayarak, İngiliz hukuk belgelerinde karşımıza dava açabilme ve yargı yetkisini düzenleyen gereklilikleri karşılamak amacıyla “John Doe” ve “Richard Roe” isimleri çıkmaya başlıyor. “Doe” ve “Roe” isimleri arasındaki seçimin mantığı tam olarak hala bilinmiyor, büyük olasılıkla ardında halk etimolojisi var. Diğer kurgusal isimler ise “John Nokaes” ve “John – a –Stiles”.
John Doe ve Richard Roe isimlerinin İngiltere'de neden ortaya çıktığı bilinmiyor. “Doe” dişi geyik anlamını taşıyor, “roe” ise İngiltere'de ve soğuk iklimlerde yaygın olan küçük bir geyik türü. John ve Richard muhtemelen o dönemde Britanya'da en yaygın isimler ve Jane, John'a benzer bir isim.
Dava süreçleri dışında John Doe, uzun zamandır özellikle tıp, adli tıp ve kolluk pratikleri içinde, kimliği belirsiz veya ölmüş erkekler için kullanılıyor. Kadın karşılığının “Jane Doe” olduğundan bahsetmiştik, ayrıca ek varyasyonlar arasında John Roe, Richard Roe, Jane Roe, Baby Doe, Jannie Doe ve Johnny Doe (genellikle bebek ve çocuklar için) bulunuyor.
Zamanla hukuk pratiği geliştikçe John Doe ve Richard isimleri gözden düşüyor. Günümüzde, bilinmeyen veya sıradan bir kişiyi belirtmek için çeşitli isimler kullanılıyor: Joe Schmo, Joe Sixpack ve John Q. Public; ancak John Doe ve Richard Roe en az 800 yaşında ve yakın gelecekte yok olacaklarına dair hiçbir işaret göstermiyorlar.

AMERİKA’NIN ÜNLÜ “JANE DOE”LARI
Kamuoyunun ilgisini çeken, öldürülme şekli ve kurbanın muhtemel yaşı nedeniyle medyada geniş yer bulan en bilindik Jane Doe, 28 Şubat 1983’te, go-kartlarını tamir etmek için bir boru arayan iki adam tarafından St. Louis, Missouri'deki 5635 Clemens Caddesi'nde bulunan “Hope”, “Precious Hope” ve “Little Jane Doe” takma adları da verilmiş olan kimliği belirsiz bir kız. Öldürüldüğü sırada 8-10 yaşlarında olduğu sanılıyor, boğularak öldürüldüğü düşünülüyor. Tecavüze uğramış ve başı kesilmiş olduğundan, yeniden yüzlendirme (facial reconstruction) yapılması mümkün olmamış.

17 Temmuz 1980'de elektrik işçileri, Alaska Eklutna’da, elektrik hattında gömülü bir kadının iskelet kalıntılarını keşfediyorlar. Ceset, Alaska Adli Tıp Ofisi’ne getiriliyor, kurban cesedinin bulunmasından bir yıl kadar önce öldürülmüş gibi. Ölüm nedeni sırtına aldığı bir bıçak darbesi ve kimliği belirlenemiyor. 18-25 yaşlarında, saçları uzun ve kahverengi, 1.50 m. boyunda, Amerikan yerlisi kökenli olduğu sanılıyor. Üzerinde kimlik yok ve eşkâli, mevcut kayıp şahıs raporlarındaki verilerle örtüşmüyor. Polis şu anda Alaska’daki Jane Doe'nun ölümünün bir cinayet sonucu olduğuna ve seri katil Robert Hansen'in kurbanı olduğuna inanıyor.

Gilgo Beach seri katilinin kurbanları arasında, 1997’de Hempstead Gölü Eyalet Parkı’nda bulunan parçalanmış bir kadın gövdesi de var. Kadının kimliğine dair tek somut ipucu, sol göğsünde bulunan şeftali dövmesi. Polis, o dönem yerel gazetelerde bu dövmenin adli tıp fotoğrafını ve çizimini paylaşarak dövmecilerden yardım istemiş. Bu olgu adli tıp literatürüne dövmesi nedeniyle doğrudan “Peaches (Şeftali) Jane Doe” kupürleriyle geçmiş.
19 Nisan 1980’de Troy Ohio’da üzerinde geyik derisinden (buckskin), püsküllü ve el yapımı bir ceket olan bir kadın cesedi bulunuyor. Dövülerek öldürüldüğü düşünülen kadının kimliği, 2018’de adli genetik kimliklendirme yöntemleri kullanılarak saptanıyor ve böylelikle 38 yıllık gizem çözülüyor.

Elbette buraya sığdıramayacağım sayıda Jane ve John Doe var dünya üzerinde. Ama yüzyılın deccali Epstein ve onun dava dosyalarına yansıyan “Doe”lardan bahsetmemek olmaz.
ABD Bölge Hakimi Loretta Preska, Epstein Davası kapsamında kayıtlarda adı geçen ve bugüne kadar yalnızca “John ve Jane Doe” olarak bilinen yaklaşık 200 ismin gizlenmesinin yasal gerekçesi olmadığına karar verince, dosya içeriğindeki isimler kamuoyuna açıklanır.
Söz gelimi “Doe 36”nın kim olduğunu biliyor musunuz? Ben söyleyeyim, Bill Clinton. Uzun liste (müşteri değil suç ortağı listesi) ünlüler geçidini andırıyor.
BAHTSIZ BAZI “JOHN DOE”LAR
Otuz yılı aşkın süre önce Güney Kore’den ABD’ye gelen Jang Do, tüm göçmenlerle aynı şeyi istiyordu: Bir an önce uyum sağlamak ve Amerikalı olmak. Henüz 11 yaşındayken ve gündelik dile pek de hakim değilken tuhaf bir şey yaptı. Önce Jang’ı John’a çevirdi, ardından da ailesini soyadlarına bir “e” eklemek için ikna etti. O zamandan beri de “kimliği belirsiz” bir kişi.
Havaalanı güvenliği onu her uçuşundan önce sorgu odasına alıyor, ev sahipleri ve seçim yetkilileri ona şüpheyle bakıyorlar. Potansiyel sevgililerinin ise onun karanlık bir geçmişi saklamadığından emin olmak için fazladan güvenceye ihtiyaçları oluyor. “İsmimin “John Doe” olduğunu söylüyorum. Hayır, gerçek isminiz ne? diyorlar. O zaman kimliğimi çıkarıyorum” diyor bir röportajında.

Jang Do, yani John Doe yalnız değil gibi görünüyor.
New York Kayıtlar Dairesi, 1885'te Frances P. Worth ile evlenen Brooklyn'li bir John Doe'yu kayıt altına almış. Seçmen kayıtları Demokrat Bay John Doe’nun yanı sıra, New York seçmen listelerinde yedi adet John Doe daha olduğunu gösteriyor.
Bir John Doe ile flört etmek de bazı riskleri barındırıyor olmalı. Özellikle insanların potansiyel partnerlerini Google aramasından geçirdikleri çağımızda, kim kimliği bilinmez biriyle sevgili olmak ister ki?
SİNEMANIN EN ÜNLÜ JOHN DOE’SU
David Fincher’ın 1995 yapımı şahane filmi Se7en, (Yedi) kurbanlarını yedi ölümcül günah (oburluk, açgözlülük, tembellik, kıskançlık, öfke, kibir ve şehvet) üzerinden seçen fanatik seri katil John Doe’nun öyküsü mü? Yoksa John Doe’nun peşine düşmüş, insan ruhunun iki farklı yansımasını yüzümüze çarpan dedektiflerin (bilge Somerset ve egosuyla idi arasında savrulan genç ve dürtüsel Mills) öyküsü mü? Cevap her ne olursa olsun, film seyirciyi sinemanın en filozof seri katili John Doe ile tanıştırıyor.
John Doe, bu ikili yapının ortasına adeta sızıyor, ne idi, ne de süperegoyu temsil ediyor. Adeta sistemin dışına fırlatılmış bir “üst bilinç” gibi... Bir seri katilden çok, yozlaşmış bir dünyaya gönderilmiş hastalıklı bir peygamber. Kurbanları (cezalandırılanlar) ise sıradan karakterler, Fincher böylelikle izleyicinin yüzüne de bir ayna tutuyor. “Se7en” kendi kötülüğümüzle yüzleşmemiz için çarpıcı bir deneyime dönüşüyor.
Fincher, ana karakteri olan seri katile “John Doe” adını vererek “Kötülük her yerde ve isimsiz, ama en çok da kendi içimizde” diyor olabilir mi?
Pek mümkün...

Cevap her ne olursa olsun, Fincher’ın (ve elbette Kevin Spacey’nin) John Doe’su, sinemanın en ünlü isimsizi olmayı hak ediyor.
Peki ya biz bir gün Jane veya John Doe olursak... Hayatın kırılganlığı karşısında bunun garantisini verebilmemiz mümkün mü? Elbette hayır.
Bizi Jane veya John Doe olmaktan koruyan şeyin kimlik kartları değil, merak eden, arayan, bizden vazgeçmeyen insanlar ve gerçeğin peşinden sabırla yürüyen bilim olduğunu unutmamamız dileğiyle.
- Alison Leigh Cowan, Meet John Doe. No, Really!, The New York Times, 2009.
- John Doe, Legal Information Institute, Cornell Law School, 2025.
- John A. Lupton, Illinois Supreme Court history: John Doe and Richard Roe,