Sermaye geleneğe karşı: Bayram gazetesine ilk darbe

Türkiye’de gazeteler bayramlarda yayına ara verirdi herkesin uyduğu bir Babıali geleneğiydi bu. Okuyucular bugünlerde bayram gazetesinin sayfalarını okurken çalışan gazeteciler kısa bir süreliğine olsa da dinlenme fırsatı buluyor, işsiz gazetecilere de bir gelir kapısı oluyordu.

Ta ki 1950’de Şeker Bayramı sabahı Yeni Sabah gazetesi matbaasını çalıştırana dek. O dönemde Yeni Sabah’ı diğer gazetelerden ayıran özelliğiyse sermaye yapısıydı. Gazete, Babıali’de sahibi gazeteci olmayan birinin çıkardığı ilk gazete olma özelliğini taşıyordu.

O gün basılan gazete, aslında çok daha büyük kırılmanın da ilk habercisiydi. Bu çatlak DP iktidarının basınla arasını iyi tutma çabasının uzantısı bir yasa ile kapatılabildi. Ancak on yıllar sonra basının neredeyse bütününü ele geçirecek olan holding patronları 1993’te bu geleneğe tamamen son verdi.

“Babıali an’anelerini yıkmıyoruz”

16 Temmuz 1950. İstanbul’da Şeker Bayramı’nın ilk sabahı okuyucuyla buluşan Yeni Sabah gazetesi, sıradan bir yayın değildi. Kimsenin sorgulamadığı bir Babıali geleneğinin açıkça çiğnenmesiydi. Diğer gazeteler matbaalarını kapalı tutmaya hazırlanırken Yeni Sabah yayına devam etti ve neden çıktığını da sayfalarında uzun uzun açıkladı.

Gerekçe, okuyucuya yönelik bir hizmet söylemiyle sunuldu: “Muhterem okuyucuların yıllardır bayram günlerinde havadis alma ve gazete ihtiyacının tatmin edilmemiş olduğunu ehemmiyetle dikkate aldık.” Bayramlarda çıkan gazetelerin kalitesizliği, halkın bu yayınlardan yavaş yavaş soğuması, bir hizmet açığının varlığı — bunlar Yeni Sabah’ın öne sürdüğü argümanlardı. Gazete, bunu somutlaştırmak için rakamlar da verdi. Kızılay Cemiyeti’nin bayramda çıkardığı gazeteden yıllarca binlerce lira kazandığını ancak son yıllarda bu gelirin dramatik biçimde düştüğünü, 1950’de ise gazetenin çok düşük bir tutara ihale edilebildiğini aktardı. Öte yandan okuyucu da bayram gazetesine ilgiyi çoktan kesmişti, Yeni Sabah argümanında bu boşluğun doldurulması gerektiğini savunuyordu.

Gazete ayrıca çalışanların haklarını da gözettiğini ilan etti. Bayramda çalışanlara üç kat maaş ödenecek, bayram sonrası telafi izni verilecek, tüm personel bir kır gazinosunda yemeğe davet edilecekti. Eleştirilere karşı savunması da hazırdı: “Babıali an’anelerini yıkan bir müessese olarak değil, bilakis muharririn ve işçinin yaşama standardını geliştirmek gibi mesleğimizin şimdiye kadar görmediği asil bir reform yaratıyoruz.” Oysa bu söylemin arkasında yatan gerçek çok daha yalındı. Gazetecilik mesleğinin içinden değil dışından gelen, rekabeti ve kârlılığı her şeyin önünde tutan patron Sefeddin Kılıçlıoğlu’nun anlayışıydı bu. Halbuki gazetenin önceki sahibi Cemalettin Saraçoğlu, işsiz gazetecilere destek olabilmek için geleneğin sürdürülmesini savunuyordu.

whatsapp-image-2026-05-29-at-13-27-33

Diğer gazeteler “mecbur kaldı”

Babıali bu hamleye sessiz kalmadı. Gazeteciler Cemiyeti kısa ve sert bir bildiriyle tutumunu ortaya koydu. Yeni Sabah’ın ısrarı yüzünden diğer gazetelerin tatilden vazgeçmek zorunda kaldığını, bu nedenle geleneksel bayram gazetesini çıkarmaya artık gerek kalmadığını duyurdu. Bu bir teslimiyet değil, bir protesto bildirisiydi. Akşam, Cumhuriyet ve Son Posta bildiriyi sayfalarına taşıdılar.

Dönemin gazeteleri de tutumlarını açıkça ortaya koydu. Akşam, tavrını en net belli eden yayın oldu: “Bayram günleri gazetelerin çıkmıyarak çalışanlara tatil vermesi uzun senelerden beri teessüs etmiş bir ananeydi. Bu sene bir gazetenin mevcut teamülü bozarak çıkmakta ısrar etmesi üzerine bütün gazeteler intişar etmeğe mecbur olmuşlar.” Cumhuriyet de “arkadaşlarımızdan birinin mevcut teamülü bozarak intişarda devam hususunda” ifadesiyle aldığı kararı okuyucusuna duyururken sözcüklerini özenle seçti, kınama doğrudan değil ama açıktı. Milliyet, önceki yıllarda Gazeteciler Cemiyeti tarafından çıkarılan gazeteyi hatırlatarak yayına devam edeceğini bildirdi. Son Posta da benzer bir tutumla, zorunluluk çerçevesinde bayramda çıktığını okuyucusuna aktardı. Sahibi gazeteci kimliği taşımayan bir diğer gazete Yeni İstanbul ise sadece yayınlarına devam edeceğini söyledi. Vatan ve Zafer ise hiçbir açıklama yapmaksızın yayınlarını sürdürdü.

Bu tablo dönemin basın anlayışını yansıtıyordu. Gazetecilik kökenli patronların yönettiği yayınların büyük çoğunluğu ve özellikle gazeteciler geleneğe sahip çıkıyor, gerekçelerini kamuoyuyla paylaşıyor, bu kırılmadan duydukları rahatsızlığı dile getiriyordu.

DP ilk döneminde gazetecilerden yana tavır aldı

Bu tartışmanın çözümüyse yasama zemininde oldu. Demokrat Parti’nin özellikle ilk yılları basınla arasının görece iyi olduğu dönemlerdi. Gazetecilere çeşitli haklar da bu yıllarda tanınmıştı. 1952’de çıkarılan 5953 sayılı Basın İş Kanunu, bayramlarda gazetelerin yayınlanmasını açıkça düzenledi. Yeni Sabah iktidara yakın bir yayın politikası izlemesine rağmen DP gazetelerin büyük bölümünün yanında durdu. Kanunun 20. maddesi açıktı. Günlük gazeteler Şeker Bayramı’nın birinci ve ikinci günleri ile Kurban Bayramı’nın ilk üç günü yayınlanamayacaktı. Bayram gazetesi çıkarma hakkı ise gazeteci örgütlerine tanındı. Üstelik kanun, bu günlerde çalışılmadığı gerekçesiyle gazetecilerin ücretinden herhangi bir kesinti yapılamayacağını da güvence altına aldı.

Kanunun gerekçe metni de 1950’deki kırılmayı doğrular nitelikteydi: “Gazete sahipleri arasında mevcut bulunan rekabet, bayram günlerinde neşriyatın tatili mevzuunda tam bir görüş birliği teessüsüne çok zaman imkân vermediğinden mesele bir kanun hükmü ile bütün gazete sahipleri için uyulması mecburi bir şart haline konulmuştur.”

Basın dışı sermayenin artışı geleneği bitirdi

Bayram gazetesi geleneği bu yasal güvenceyle 1990’lara kadar sürdü. ne var ki holdinglerin, inşaat devlerinin ve finans gruplarının Babıali’yi ele geçirmesiyle birlikte, başta Hürriyet, Sabah olmak üzere büyük gazetelerin sermaye gruplarına devredildiği 1980’ler sonrasında bayram gazetesi gazete sahipleri tarafından hep tartışılan bir konu oldu. Bayram gazetesi geleneği 1993’teyse tamamen son buldu.

Bayram gazetesi geleneğinin nasıl son bulduğuyla ilgili Sebla Koçan’ın Journo’daki “Bayram gazetesi: Ne zaman başladı, nasıl bitti?” başlıklı yazısına bakılabilir: https://journo.com.tr/bayram-gazetesi-ne-zaman-basladi-nasil-bitti

Önceki ve Sonraki Yazılar
Erdem Duru Arşivi