Mutlu Hesapçı
Bir gün en yakın arkadaşını tanıyamazsan
Bir oyun afişi seni heyecanlandırabilir mi? Heyecanlandırma sebebi elbette çok sevdiğim iki oyuncu Nazlı Bulum ve Görkem Kasal’ın da varlığı ama “Müdahale” oyununun afişi de çok etkileyici. Uzun süredir sahnede izlemek istediğim iki oyuncunun yeni oyunu “Müdahale”nin ilk gösterimine giden davetliler arasında ben de vardım. İki kişilik oyunda onları birlikte izlemek çok özel ve anlamlıydı.

“Ya bir gün yakın arkadaşın sana olduğun kişinin, sosyal ilişkilerinin, var olan arkadaşlığının artık olduğu hâliyle sürdürülemeyeceğini söylerse? Ya arkadaşın bugüne kadar zannettiğin kişi değilse?”
Oyunun tanıtımında yer alan bu paragraf, daha oyunu izlemeden beni içine alan bir duygu yaratmıştı. Çünkü ara ara benim de yaşadığım bir duygunun sorularını sorar nitelikteydi. Değişen ilişkilerdeki çıkmazım buydu. Çok iyi anlaştığım, ortak hikâyeler yazdığımız, acılarımızı ve sevinçlerimizi paylaştığımız, aşklarımızı masaya yatırdığımız o arkadaş, benim olan arkadaşım değildi sanki. Peki ne değişmişti? Dışarıdan bir uyaran gelmişti ki bu, genelde aşk zannettiğimiz kişilerin devreye girmesiyle patlak veren bir durum oluyor. Ardından iletişimsizlik, tanıyamama hâli, memleket meselelerine başka taraftan bakmaya kadar uzanan sorgulamalar başlıyordu. Ama o üçüncü şahıs olmadan biz gayet iyiydik; memleket meselelerine birlikte kafa yoruyor, duyar kasıyor, hatta dünyanın hâllerine çok üzülüyorduk. Ama...
İşte bu “ama”nın arkasından, kendimi de içine katarak bir sorgulama sürecine giriyordum her defasında. Arkadaşımı da bu sorgulamaya ortak ederek aramızdaki bağın gücünü ispatlama ya da kopacaksa kopsun hesaplaşmasını başlatıyordum.
Oyun, “Bir ülkenin bir diğerini kendi iradesine bağlayabilmek için uygulayacağı askerî müdahaleyi protesto etmek üzere şehrin meydanında buluşmaya sözleşen iki arkadaşın, aynı akşam ilerleyen saatlerde birinin evinde buluşmasıyla başlar. İkisinden biri öğlen protestoya gitmemiştir ve üstelik şimdi müdahaleyi desteklediğini de arkadaşına itiraf ediyordur. B’nin ihtimal vermediği yüzünü gören A’nın kafası karışır. Arkadaşı hep böyle miydi, yoksa yeni başlayan ilişkisi onu değiştiriyor mu? B’nin gözü önünde daha dandik birine dönüşmeye başlaması, A’yı bu duruma müdahale etmeye iter. Arkadaşlık adı altında hayatına yapılan müdahale sonrası B, A ile artık görüşmek istemediğini ona söyleyecektir. Müdahale oyunu, askerî müdahalenin izdüşümünde A ve B adlı iki arkadaşın ilişkilenmelerinin süreçle dönüştüğü yere bakıyor. Bu ikilinin arkadaşlıklarını kesitler hâlinde gördüğümüz oyun, bizlere modern dünyanın içinde etrafına uyum sağlayabilmek uğruna kendin olmayı kaybetmeyi göze almayı sorgulatıyor. Oyun; bireyin yalnızlığı, kabul görmeme korkusu ve dayanma/yok olma dürtüsüyle, iki arkadaşın birbirlerine bulundukları müdahaleler sonrası kimin iradesinin yenik düşeceğiyle ilgileniyor.”
Oyunun yazarı Mike Bartlett, çevireni Gükay Gür. Metnin çevirmenleri ve yönetmenleri ise Ceren Koç ile Kerem Arslanoğlu. Beğendiğim afiş tasarımına imza atan isim ise Cem Ekin Erçevik. Dekorundan ışığına kadar güncel ve çağdaş bir oyun “Müdahale”. Nazlı Bulum ve Görkem Kasal çok iyi oynuyor ve ikili olarak birbirlerini çok iyi tamamlıyorlar.

Uzun süre sonra içinde kendimi izleyebildiğim bir oyunla karşılaşmak ve gündemden kopuk olmadan oyunun içine kendimi yerleştirebilmek özel bir durumdu diyebilirim. Çünkü oyun, ilişkileri, kişilerin kendileriyle olan yüzleşmelerini ve dünyanın içinde bulunduğu durumdan bağımsız düşünemeyişimizi çok iyi anlatıyor. Yanı başımızda bombalar patlıyorken, dünya bir yangın yeriyken sen güle oynaya hayatına devam edemezsin, değil mi? İnsan olmak da bunu gerektirmez mi? Nazım’ın “Sen yanmazsan, ben yanmazsam nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa?” sözü aklıma geldi oyun boyunca. Ben kendi yalnızlığıma ağlarken, savaşın yalnızlaştırdığı insanları düşünürken kendimden utanmam gerekmez mi? Ben evimde, güvenli alanımda yalnızlığımı bir savaş yıkımı gibi abartırsam bu duyarsızlık ve şımarıklık olmaz mı?
Kadın karakterimiz öyle duyarlı ki; “Yine yalnızım ve benim cümlelerimden oluşan bir yığınla duruyorum” diyerek hem kendinin hem dünyanın yükünü sırtında taşıyor. Oyun; bir kadın ve gerçeklerden kaçmak için aşk zannettiği bir hikâyenin içinde kendini tutan, değişen ama “değişmedim” diyen en yakın erkek arkadaşının sohbeti üzerinden ilerliyor. Bu sohbet o kadar tadında, o kadar ince bir çizgide ve dengede ki aklınıza bir an bile “Bu kadın en yakın arkadaşını kıskanıyor mu ya da ona âşık mı?” sorularını getirmiyor. Mevzu o kadar basit değil yani...
Biz –bazı– kadınlar fazla duyarlıyız ve kendimizle yüzleşmelerimiz, sorgulamalarımız hiç bitmiyor. Özellikle erkekler, yani yakın erkek arkadaşlarımız, kaçmayı tercih eden taraf oluyorlar genelde. Çünkü belirli bir süre hiçbir şeye bulaşmadan, basit bir hayat isteyebiliyorlar. Bu basit dediğimiz hayat, günü kurtarmaya dayalı; risksiz ve kolay bir alan. Yaşamak için elbette biraz geçiştirmeye ihtiyaç var ama bunu ne kadar sürdüreceksin ki? İşte bu noktada, “en yakınım” dediğin kişiyle birbirine aynalama şeklinde müdahale etme hakkını kendinde görmen kadar doğal ne olabilir? Eninde sonunda aslına döneceksin ve kendin olma yoluna, seni sen yapan özüne tekrar gireceksin.

“Müdahale” oyununu 5 Haziran’da Pax Sahne’de ve 13 Haziran’da DasDas’ta izleyebilirsiniz!
“Müdahale” oyunu yeni sezonda da devam edecek. Şu anda takvimi belli olan iki tarih varken kaçırmayın derim. 5 Haziran’da Pax Sahne’de ve 13 Haziran’da DasDas’ta izleyebilirsiniz. Oyunu izleyin; ardından arkadaş grubunuzla uzun bir sohbetin içinde bulacaksınız kendinizi.
Tabii arkadaşlıklar o kadar kolay harcanmıyor ama biraz sorgulamanın da bir mahsuru yok, değil mi? Belki de mesele arkadaşlıkları korumak değil, değişirken birbirimizi ne kadar tanıyabildiğimiz. Bir arkadaşın seni değiştirmeye çalışması nerede dostluk, nerede müdahaledir? Sevdiğimiz insanların hayatlarına ne kadar dokunma hakkımız var? Bazen karşımızdakinin özüne dönmesine yardım ettiğimizi düşünürüz, bazen de kendi doğrularımızı onun hayatına dayatırız. Belki de en büyük müdahaleler, en büyük sevgilerin içinden çıkar. “Müdahale” oyunu bittiğinde aklımda kalan soru tam olarak buydu: Karşındaki değiştiğinde onu kaybetmiş mi olursun, yoksa ilk kez gerçekten görmeye mi başlarsın?