Mutlu Hesapçı
‘Yokluğunda’ gelen kavuşma
İnsanın özlediği herhangi bir şeye yeniden kavuşması, üstelik bu kavuşmanın artık olmayacağını düşündüğü bir anda gerçekleşmesi, tarifsiz bir duygu. Hayat her zaman bunu sunmuyor; özellikle giden sevgilinin yokluğunda genelde pek de mümkün olmuyor. Neden yine aşktan girdim? Çünkü en zor kavuşmalar bu özlenen hikâyede yaşanıyor. Nitekim Leyla The Band’in “Yokluğunda” şarkısı da özlediğimiz eski sevgilinin ardından dinlediğimiz şarkılar arasında yer alıyor; en azından benim playlistimde öyle.
‘Leyla The Band’ ile 13 yıl sonra buluşma
İşte bu kavuşma, “Yokluğunda” hikâyesini tam olarak karşılıyor. Çünkü Leyla The Band, 13 yılın ardından müzik grubu olarak yeniden bir araya geldi ve konser verdi. Konser duyurusuna denk geldiğim anda hemen bir bilet ayarladım ve duygusal bir modda, heyecanla cuma akşamı KüçükÇiftlik Park’ta gerçekleşen konsere gittim. Bu, bir müzik grubundan ziyade benim için aslında hepimiz için Leyla ile Mecnun dizisindeki karakterlerle kavuşmaydı bir nevi.

Onur Ünlü'nün adını geniş kitlelere duyuran Leyla ile Mecnun, zamanla bir diziden çok daha fazlasına dönüştü.
Bu müzik grubu aslında, Leyla ile Mecnun dizisi ekibinin yönetmeni Onur Ünlü’nün kanser olması sebebiyle onu teselli etmek adına müzik yapmak için bir araya gelmesiyle ortaya çıktı.
Ali Atay’ın anlatımıyla, dizinin çekimleri sırasında birlikte bir masada oturdukları sırada Onur Ünlü’nün, “Kanser oldum, ölüp gideceğim. Davul çalamadan öleceğim, en çok ona üzülüyorum” demesi üzerine başlamıştı hikâye. Ve böylece Leyla The Band ortaya çıktı.
Sonrasında o kadar çok sevildiler ki Leyla ile Mecnun dizisi kendisinden bir müzik grubu da yaratmış oldu böylece. Leyla The Band, Onur Ünlü’ye iyi geldi. Bir anlamda şifalandırdı ve süreç içinde Onur Ünlü de iyileşti. Ancak sonrasında dizi ekibindeki ayrılıklar, beraberinde müzik grubunun da dağılmasına sebep oldu. O çok sevdiğimiz dizide Leyla karakterinin gitmesi ve sürekli değişmesiyle birlikte dizi devam etse de eski tadı kalmadı ve bitti. Ama dizi, yayınlandığı ilk zamanlarda o kadar özel ve güzeldi ki hafızalarımızdan gitmedi; kalbimizdeki yeri de Leyla karakterinin değişimine rağmen azalmadı.

Leyla ile Mecnun, alışageldiğimiz dizilerden çok farklıydı; kafası değişikti, mizah ve duygusallık aynı anda biz izleyenlere geçiyordu. Yayınlandığı dönem çok ses getirdi, çok sevildi; öyle ki dizinin replikleri ve karakterleri hâlâ günümüzde kendi aramızda yaşamaya devam ediyor. İsmail Abi’nin “O gemi bir gün gelecek” umudu hepimizde kaldı. Erdal Bakkal’ın saflığı ve naifliği içimize işledi. Ve daha bir sürü duygu kaldı Leyla ile Mecnun dizisinden bize…
Leyla The Band konseri “Yokluğunda” şarkısıyla başladı. Sahnede oyuncular Ali Atay, Serkan Keskin, yönetmen Onur Ünlü ve çok sayıda usta müzisyen arkadaşları vardı. Ayrıca gecenin en anlamlı detaylarından biri, Ali Atay’ın oğlu Fikret Ali’nin bütün gece org çalarak babasına eşlik etmesiydi. Ali Atay, “Ne değişti?” diye sohbete girdi; “Serkan ve ben evlendik, çocuklarımız oldu” diyerek değişen zamanı anlamlı bir şekilde özetledi. Diziden de bildiğimiz Ferdi Tayfur şarkıları, Peyk ve Duman’dan parçalar, Serkan Keskin’in seslendirdiği “Arap Saçı” ve Müslüm Gürses’in unutulmaz damarı “Konuşsana Bir Tanem”, oyuncunun kendine has yorumuyla oldukça etkileyiciydi. Ayrıca Ali Atay iki yeni şarkısını da ilk kez bu gecede seslendirdi ve iki şarkı da “Yokluğunda” gibi etki gücü yüksek şarkılar olacağa benziyor.

Mecnun, İsmail Abi ve Erdal Bakkal aynı sahnede…
Konser inanılmaz kalabalıktı ve her yaştan, her kesimden insan vardı. İnsanlar arasında dolaştığımda kimse Ali Atay ya da Serkan Keskin demiyordu; herkes hâlâ Mecnun ve İsmail Abi diye sesleniyordu. Aradan geçen yıllara rağmen kimse karakterlerin isimlerini unutmamıştı. Öyle ki Ali Atay’a dizide giydiği hırka konser sırasında verildi, çay hatırlatması yapıldı. Gözler Erdal Bakkal’ı aradı. Onsuz bu konser, bu buluşma olmaz dediğimiz anda finale yakın Erdal Bakkal, yani Cengiz Bozkurt sahneye geldi ve işte o anda sevgi seli zirveye ulaştı diyebilirim. Fonda ‘Leyla İle Mecnun’ dizisinin jeneriği çalıyordu. Tabii keşke diziden de sahneler gösterilebilseydi. Sanırım telif sorunu buna engel oldu.
Konser sırasında Serkan Keskin’in, namıdiğer İsmail Abi’nin söylediği bir cümle her şeyi özetliyordu: “13 sene sonra bizi hâlâ seviyorlar mı diye heyecanlıydık. Bu gece gördük ki seviyormuşsunuz.” Sevmez olur muyuz İsmail Abi? O karakterin temizliği ve saflığı, eğer bir yerlerde kaldıysa, biraz da sizde kaldığı için hiç unutulmadı. Çok şey değişti İsmail Abi; değişmeyen ise dizide de olsa sizler oldunuz. Onları oyuncu olarak yakından takip eden ve tanıyan bir gazeteci olarak şunu da söyleyebilirim: Serkan Keskin, Ali Atay ve Cengiz Bozkurt da yıllar içinde aynı iyiliği korudular. Üstelik çok başarılı ve yetenekliler.

Belki yıllar geçmişti ama hissettirdikleri şey değişmemişti
O gece KüçükÇiftlik Park’tan ayrılırken aklımda kalan şey sadece bir konser olmadı. Leyla ile Mecnun’un yıllardır içimizde yaşayan o dünyasına kısa da olsa geri dönmüş gibiydik. Mecnun da oradaydı, İsmail Abi de, Erdal Bakkal da… Belki yıllar geçmişti ama hissettirdikleri şey değişmemişti. Eve geldim, Leyla ile Mecnun dizisini açtım ve o gece tekrar eski güzel günleri hatırlamaya devam ettim. “İyi ki varsınız” diyerek gözlerim doldu. Çünkü o günler güzel günlerdi ama bu konser, o güzel günlerin geleceğine umudumu nedense tekrar tazeledi. “Çay Erdal Bakkal’dan içilir” diyerek çayımı yudumladım, Mecnun’un depresyon hırkasına uygun bir hırka giydim, “Eksik bir şey mi var hayatında…” diye şarkı mırıldandım. Ertesi gün İsmail Abi’nin Kireçburnu’ndaki sahiline gidip “O gemi bir gün gelecek” diye hayaller kurmaya başladım.
Bazı hikâyeler gerçekten bitmiyor; sadece yeniden karşılaşacağımız günü bekliyormuş. Ve o gecenin etkisiyle, en azından dünya biraz daha güzel bir yere dönüştü.