FUTBOLU SAHADA OYNAYANLAR

Rakiplerinin saha dışı oyunlara ağırlık verdiği dönemde Fenerbahçe iyi futbol oynamaya başladı.
Sezon başından beri bu maçın ilk yarısında oynadığı futbolu sergilese bugün en az 6-7 puan farkla önde olurdu.
Futbolun saha dışına çıktığı dönemdeyiz. Suçlamaların, iftiraların, hakem eleştirilerinin futbolun önüne geçtiği aşamadayız. Yine tadı kaçıyor işin. İtirazlarınızı duyuyorum, “Cüneyt Çakır’ın Beşiktaş lehine verdiği penaltıya bak kardeşim, bunu eleştirmeyip ne yapacağız?” diyorsunuz. Öfkelisiniz, “Hakem Kayseri’yi doğramış, Sergen Yalçın yine bir ergen edasıyla maç sonunda ağlıyor” diyorsunuz. Aklınızda sorular var, “Başkan Çebi demeç vermiş, ‘Biz şampiyonuz kimse boşa umutlanmasın’ demiş, neye güveniyor, kimden garanti, güvence almış”? Fatih Terim’in yaptıklarıyla ilgili serzenişler de bundan aşağıda kalmıyor.
Gelin boş verelim bunlara. Çok yaşadık bu dönemleri, fena halde aşinayız. Ağzımızın tadını bozmak dışında bir işe yaramadığını da biliyoruz. Ne zaman şampiyon olsak, bu tezgahları da bozarak uzandık kupaya. Yine şampiyonluk formülü aynı; rakipleri yenmek+hakemleri yenmek+medyadaki futbol trollerini yenmek…
Bırakın ağlayan ağlasın, bırakın tezgahçılar elinden geleni ardına koymasın. Emre ile Aykut Kocaman’ın maç sonunda yan yana gelmesinden rahatsız olup, ahlaksız teoriler üreten haysiyet cellatlarını ciddiye mi alacağız? Kişi herkesi kendisi gibi bilirmiş. Beyler bu memlekette spor adamının ahlaklısını arıyorsanız, o isim Aykut Kocaman’dır. Karanızı, isinizi, pisinizi gidin başka taraflara çalın, burada tutmaz.
Takılmayalım bunlara. Hiçbir Fenerbahçeli haksız penaltılarla puan almak istemez. Şampiyonluk kupasını kaldırırken “bir ucundan Cüneyt Çakır tutsun hakkıdır” demek mi istiyorsunuz? Allah korusun. Biz oyunumuza bakalım.
Bu bakış açısıyla çıktı sahaya Fenerbahçe… Emre Belözoğlu, son haftalarda başarılı olan formatı bozmadan çıktı Kasımpaşa’nın karşısına. İrfan Can sağ açığa, Valencia santrafora yerleşmiş görünüyor. Gustavo’yu yerinden eden Sosa da takımın beyni oldu.
Fenerbahçe ilk yarıda sahanın her yerine hakim, topun da sahibi oldu. Sağ kanadı ve merkezi kullanarak üst üste ataklar yaptı. İlk 15 dakikada üstüste 5 pozisyon buldu Fenerbahçe, ama Valencia, Ozan, Pelkas yararlanamadılar. Altıncı pozisyonda, Caner’in sağ kanattan ortasında Valencia’nın kafasıyla golü buldu Fenerbahçe.
İlk yarıda göze batan tek aksaklık Serdar’ın geri paslarıydı. Kasımpaşa ilerde doğru dürüst baskı yapmadığı halde tam 10 geri pas yaptı Serdar aynı noktadan. Maçı da kaleciye tam 17 geri pasla tamamladı Serdar ve böyle bir geri pasında Harun topu rakibe ikram edince Kasımpaşa beraberlik golünü buldu.
Gol Fenerbahçe’nin moralini bozmadı, ataklar peş peşe sürdü. Pelkas gol kaçırma rekoru kırarken Kasımpaşa kalecisi Ertuğrul, karşı kalede ki Harun’a nazire yaparcasına “böyle kurtarılır goller” diyordu.
Ama Atilla Szalai Kasımpaşa’nın umutlanmasına izin vermeden şık bir kafa vuruşuyla ikinci golü buldu. Çok geçmeden Valencia ceza sahası içinde düşürülünce, kullandığı penaltıyla 3. Golü attı.
İlk yarının özeti Fenerbahçe, 15 pozisyon üretip 3 gol bulurken, hiç pozisyon vermediği Kasımpaşa’dan bir gol yemeyi başardı. Bir başka deyişle Harun kalesine hiç şut gelmeden gol yerken, Ertuğrul yaklaşık 12-13 pozisyonda kalesini gole kapattı…
Fenerbahçe ikinci yarıda kaldığı yerden devam etti ancak Kasımpaşa topu rakibe bırakmaktan vazgeçip ileri çıkınca oyun biraz daha dengelendi.
Fenerbahçe iki üç pozisyondan yararlanamadı, 57. dakikada Kasımpaşalı Thelin, kenardan gelen ortada düzgün bir vuruşla golü buldu. Aydınus yan hakemine uyarak ofsaytı verdi. VAR incelemesi yaklaşık 3 dakika sürdükten sonra ofsayt kararı bozulmadı. Ancak pozisyon öyle bir ince çizgideydi ki hakem golü verse kimsenin diyecek bir sözü yoktu. Ah o çizgiler

  1. Dakikada Ozan, Mert Hakan, Valencia çıkarken yerlerine Gustavo, Sinan ve Thiam girdi ve sahneye Erol Bulut Fenerbahçesi çıktı adeta.
    Hemen sonra bir kontra atakta Hayradinoviç ceza sahasında Harun’la karşı karşıya kaldı ve penaltıyı aldı. Harun doğru köşeye atladı ama bu kez dokunmasına rağmen çıkaramadı.
  2. dakikada Thiam kaleciyle karşı karşıya kaldı ancak Ertuğrulu geçemedi. Emre’nin her hafta son çeyrekte Valencia’yı çıkarıp Thiam’ı alması işe yarıyor mu tartışılır. Sanki Valencia yorgunken bile daha çok işe yarıyor gibi.
    Sonuçta Fenerbahçe bir üç puan daha aldı, hem de hakkederek ve oyun kalitesini bir adım daha ileri götürerek. Aslında Emre Belözoğlu büyük değişiklikler yapmadı. Sosa’yı doğru yerine koydu, Pelkas’ı kanatlara sürgün etmekten vazgeçip serbest bıraktı. Samatta, Cisse gibi sadece takıma yük olan santraforları taşımaktansa , santraforsuz çıkmayı tercih etti. İlerde oynayan Valencia’nın ilk görevi gol atmak değil, önde baskıyı başlatmak. Zaten gerisi geliyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Ümit Sezgin Arşivi