Abdullah Biricik
Üç perdelik hakikat
Başakşehir deplasmanı, Galatasaray için sadece üç puanlık bir eşikten ibaret değildi; adeta modern futbolun tüm çelişkilerini, inatlaşmalarını ve mucizelerini tek bir 90 dakikaya sığdıran bir trajedi-komedi sahnesiydi.
O halde perdeyi kaldırıp, bu zorlu virajı üç ayrı perdede, hem kör bir sistemin eleştirisiyle hem de oyunun ruhuna inen derin bir tahlille masaya yatıralım.
BİRİNCİ PERDE: OSİMHEN'İN HÜKÜMRANLIĞI
Maçın ilk bölümü, futbolun sadece taktik tahtasından ibaret olmadığının, sahaya ayak basan bir "mitolojik kahramanın" oyuna nasıl tek başına hükmedebileceğinin kanıtıydı.
Victor Osimhen sahada olduğunda Galatasaray; rakiplerini zihnen ve fiziken ezen, durdurulamaz bir takım kimliği ile oynuyor. O varken takım, rakip kaleye giden yolda sadece hücum etmiyor, adeta bir mental üstünlük kuruyor.
Osimhen, varlığıyla bu takımın hem oksijeni hem de kalbi.
Oynadığı futbol olağanüstü, seyri ise büyüleyiciydi.
Bir futbolcunun sahada varlığıyla yarattığı bu devrimsel etki, futbolda takım olmanın bireysellik ile nasıl doğrudan ilintili olduğunu ispatlar nitelikte!
İKİNCİ PERDE: YÖNETİM ZAAFİYETİ
Osimhen’in sakatlanıp oyundan çıkması sarı-kırmızılı ekip için tökezlemenin, hatta kaybolmanın trajikomik bir ruhla sahnelenmesiydi. Sahada üretkenlikten uzak, ne yaptığını bilmeyen, yetersiz ve basmakalıp bir oyun anlayışı türedi.
Bu tablo, Galatasaray yönetiminin aylardır üzerine ölü toprağı serpilmiş gibi izlediği kadro planlamasının acı faturasından başka bir şey değildi.
Bir takım, tek bir adamın sakatlığıyla bu kadar sarsılıyor, oyun aklını tamamen yitiriyorsa, orada bir plansızlık ve "sistem çürümesi" var demektir.
Galatasaray taraftarının yönetime aylardır bas bas bağırdığı, orta saha transferi feryadının haklılığı işte bu dakikalarda kendisini gösterdi.
Gabriel Sara’nın duran toplardaki ustalığı, attığı harika frikik ve yaptığı asist ve direkten dönen topu ile bir orta saha oyuncusunun oyuna ve skora ne kadar direkt etki edebileceğinin somut kanıtıydı.
Sara her maçta bu performans ile oynamayacak!
Ama Galatasaray’ın bu performans ile oynayacak bir orta saha transferine ihtiyacı vardı.
Galatasaray’a seviye atlatabilecek, maç zora girdiğinde ağırlığını koyup maç kazandırabilecek bir oyuncu alınmalıydı.
Leao’nun oyuna girmesiyle birlikte Galatasaray, hücum hattının nasıl yeniden şekillendiğini, sol kanadın nasıl adeta bir otobana çevrildiğini ve oyunun seyrinin rüzgar gibi nasıl değiştiğini gördük.
Bir yıldız çıkıp takımın oyununu bu denli değiştirebiliyorsa ve siz orta sahayı bu yıldızlardan mahrum edip kulübeye transfer yapıyorsanız, şapkanızı önünüze koyup düşünmeniz lazım.
Transferler sahaya yapılır kulübeye değil!
Transfer ettiğiniz oyuncular (bırakın fark yaratmayı) kulübede oturuyor (Nhaga-Ogochukwu)!
Şampiyonlar Ligi hedefleri olan bir kulüp için affedilmez bir plansızlık bu.
ÜÇÜNCÜ PERDE: YAYINCI KURULUŞ VE VAR MÜDAHALESİ
Son perde, futbolun içindeki reel değerler ile dışındaki yanlışların çakışması şeklinde sahnelendi.
Yayıncı kuruluş Bein Sports’un tavrı, tarafsızlık ilkesinin nasıl ayaklar altına alındığının açık bir tezahürü oldu. Başakşehir’in kazandığı penaltı pozisyonu (haklı ya da haksız); defalarca, farklı açılardan, yavaş çekimlerle kusursuz bir titizlikle ekrana getirildi.
Peki ya gol öncesinde Davinson Sanchez’e yapılan açık faul?
Galatasaraylı futbolcuların haklı isyanına rağmen o pozisyon neden bir kez bile tekrar edilmedi?
Bu, basit bir "yayın kazası" ya da ihmal olarak geçiştirilemez. Bu, bilinçli bir körleştirme, futbol kamuoyunun gözünün içine baka baka hakikatin üstünü örtme çabasıdır. Tarafsız olması gereken bir kurumun, yayın ilkelerini ihlal etmesi kabul edilebilir bir durum değil!
VAR hakemi Avusturyalı Manuel Schüttengruber 5 dakika inceleme yapıp Galatasaray’ın golünü ofsayt gerekeçesi ile iptal etti.
Net bir ofsayt varsa golü iptal eder, hakemin şüphesi varsa orta hakemi incelemeye çağırır.
VAR hakemi 5 dakika inceleme yapıp hakemi izlemeye çağırmadan golü iptal edemez.
Eğer bunu yaparsanız kafalarda soru işareti bırakırsınız!
Galatasaray bu zorlu deplasmandan 3 puanla döndü ancak içerideki eksikler, yönetimin vizyonsuzluğu, VAR müdahalesi, yayıncı kuruluşun tavrı ve en önemlisi Osimhen’in sağlığına dair derin endişeler, en az bu galibiyet kadar önemli.