Ayıplı iktidar

Pazarda günün sonunda tezgâhların kenarına itilen o kasaları bilirsiniz… Ezik domates, berelenmiş elma, yumuşamış mandalina… Eskiden “ayıplanırdı” bunlara el uzatmak. Artık ayıp olan başka: Bu ülkede insanlar akşam karanlığında pazarın artığına göz dikiyorsa, bunun adı yoksulluğun giderek derinleşmesidir. Ayıp olan budur.

Ve bu ayıbın faili de “hava şartları”, “dış güçler”, “fırsatçılar” filan değil, yönetme sorumluluğunu taşıyan iktidardır.

Kimse “piyasa böyle” diye akıl vermesin. Piyasa dediğiniz şey, kurallarını devletin koyduğu, denetimini devletin yaptığı, vergisini devletin aldığı, parasını devletin yönettiği bir düzendir. Eğer bu düzende, vatandaş pazarda “çürük çarık” toplamaya mahkûm oluyorsa, ortada bireysel bir talihsizlik değil, siyasi bir tercih vardır. Yoksulluğu kader gibi anlatanlar, o kaderi bizzat yazanlardır.

Sokağın dili artık tek kelime: “Yetmiyor.”
“Elmayı taneyle alıyorum.”

“Eti en son geçen Kurban’da yedim”
“Peynir, zeytin, yumurta… Hepsi lüks oldu.”


Bu cümleleri muhalefet uydurmuyor. Pazar yerinde, kasap önünde, market kasasında kuruluyor bu cümleler. Ve vatandaşın erişmeye çalıştığı gıdalar her geçen gün daha pahalanıyor, daha uzaklaşıyor. Gıda fiyatlarının Ocak 2026’da %6.59 arttığını açıkladı TÜİK. Yani Aralık ayında alabildiğiniz her şeyden %6.59 kadar daha azına yetti Ocak ayında alım gücünüz. Şubat’ta onu da alamayacaksınız. İzleyen her ay durum daha da kötü olacak.

En düşük emekli maaşını 20 bin, asgari ücreti de 28.075 liraya yükseltmiş olmakla övünen ve bunu insanımıza “vatandaşı yine enflasyona ezdirmedik” diye yalana bulayarak, müjde diye sunan iktidar artık vatandaşı aptal yerine koymayı ve onunla alay etmeyi bırakmalıdır.

İktidar, 23 yıldır kesintisiz bir şekilde yönettiği bu ülkede, çalışmış, prim ödemiş, devletin güvencesine sığınmış emeklisine sabır öğütlüyor. Ve ekliyor. “Gabar’da petrol çıkacak, oradan elde edilecek gelir refaha katkı yapacak, o da size refah farkı olarak yansıyacak.”

Yani diyor ki “Bugün bir şey beklemeyin, yarın petrol olursa bakarız.”


Bu, ekonomi filan değil, vicdanı zedeleyen bir dildir. İnsanlar pazarda çürükleri toplarken, karşılarına “bir gün petrol…” masalıyla çıkmak, halkın aklıyla alay etmektir. Üstelik petrol olsa bile refahın adil bölüşümü diye bir şey var. Türkiye’de bilinmeyen, görülmeyen, duyulmayan bir şey. “Kaynak bulundu” diye otomatikman herkesin sofrası zenginleşmiyor. Zenginleşseydi, yıllardır “büyüme” masalı anlatılan ülkede bu pazar sahneleri yaşanmazdı.

Ama iktidar kolayını bulmuş. Kabahat hep başka yerde. Sorumluluk hep başkasında: “Dışarıda savaş var”, “havalar bozdu”, “kuraklık”, “zirai don”, “esnaf fırsatçı”, “küresel şartlar”…


Bunların hepsi gerçekten de birer etken olabilir. Ama yönetmek, etkenleri saymak değil, etkenlere rağmen vatandaşı koruyacak düzeni kurmaktır. Devlet dediğiniz şey, vatandaşı “hayat pahalılığına karşı tek başına bırakmamak” için vardır. Siz bunu yapmayıp, sonra da çıkıp vatandaşa “sabredin” derseniz, bu sabır bir gün sandıkta hesaba dönüşür.

Eğer insanlar pazarda çürük topluyorsa, bunun siyasi sorumlusu iktidardır.


Çünkü iktidar, sadece “yönetme yetkisi” değil, yönetememenin sonuçlarından doğan sorumluluğu da taşır. Bu sorumluluktan kaçamazsınız. “Gabar’ı bekleyin” diyemezsiniz. “Sabır” diyemezsiniz. “Nasip” diyemezsiniz.

Bu ülkede vatandaş lüks istemiyor. İsviçre’de yaşamadığının farkında. Kuzu pirzoladan çoktan vazgeçti. Et yüzü görmek istiyor. Kasa kasa meyve şöyle dursun, çocuğuna bir elma alabilmek istiyor. “Refah payı” vaadi değil, bugün, şimdi yaşayabilmek istiyor.

Devletin görevi, vatandaşa masal anlatmak değil, vatandaşın sofrasını masal olmaktan çıkarmaktır.

Madem ekonomi sizin alanınız, bu manzara da sizin eseriniz işte!

Önceki ve Sonraki Yazılar
Kaya Türkmen Arşivi

CHP ve dış politika

16/01/2026 07:00

23 yılın muhasebesi

31 Aralık 2025 Çarşamba 07:00

28.075

25 Aralık 2025 Perşembe 07:00

Gülşah Durbay’ın ardından

17 Aralık 2025 Çarşamba 07:00

Kurultayın ardından

02 Aralık 2025 Salı 07:00

Yerinde bir karar

25 Kasım 2025 Salı 06:59

“İddianame”

17 Kasım 2025 Pazartesi 07:00