Ümit Sezgin
Futboldan 6-0’ı atalım
Hala zaman zaman umutlanıyordum; ”Her şeye rağmen Türkiye’de oynanan futbol A klasmanındadır” diyordum. Ancaaak, Milli takımın önce Dünya sonra Avrupa Uluslar Kupası’nda aldığı sonuçlar, ardından Galatasaray’ın Barcelona karşısında düştüğü durum büyük oranda umutlarımı kırmıştı. Tek umut Fenerbahçe’ydi, o da tarihinin en büyük yenilgilerinden birini yaşadı. Ben de artık ikna oldum; “Türkiye’de oynanan futbol A klasmanında değil. Ne Milli Takım seviyesinde ne de projeler”…
Şampiyonlar Ligi’nde yenilmek bir şey değil, hele deplasmandaysanız normal bile karşılanabilir, tıpkı Galatasaray’ın Barcelona karşısında aldığı yenilgi gibi. Ancaak Fenerbahçe’nin Villa’dan 6 yemesi ise başka bir açıklama istiyor.
Kimse sakatlardan,bahsetmesin; Lukaku zaten henüz hesaba girememişti, Asensio’suzluğu da artık kabullendik, galiba, ameliyat ettirmemekle hata ettiler. En büyük sorun orta sahada Kante’nin eksikliğiydi. “İsmail varken Kante’ye o paralar verilir mi?” diyen arkadaşlar herhalde artık susmuştur.
Aslında İsmail Kartal’ın başlangıç planı doğruydu. Önde baskıyı iyi yapan, defansif zaaflarını böyle kapatan Villa’dan ilk 15 dakika gol yememek önemliydi. Neredeyse tam kadro kapandı Fenerbahçe kendi sahasına. Ama ah o Kante’sizlik yok mu, orta sahada gedik üstüne gedik verdirdi. Bir de Fenerbahçe’nin malum ve meşhur şanssızlığı, bahtsızlığı. Kaleci Ederson’un kucağına giden topun Skriniar’a çarpıp kaleye girmesi, şanssızlık bal gibi. Tıpkı tam bir dakika sonra Oğuz’un şutunda kaleye giden topun rakibe çarpıp dışarı çıkması gibi ya da yine Oğuz’un çaprazdan şutunun direğe çarpıp çıkması gibi…
Şanssızlıktan yakınmak işin kolayı. İsmail’in kaptırdığı toplardan gelen goller nedeniyle İsmail’i eleştirmek işin daha da kolayı. Adı Hıdır elinden gelen budur. Her sene İsmail Yüksek’in böyle bir iki maçı olur. Kenara almasalar bu maçta kendi kalesine de bir golü rahatlıkla atardı.
İrfan Can Kahveci’ye kızanları anlamıyorum, çünkü elinden fazlası geliyor da yapmıyor mu? Ya Greenwood’a ne demeli? Eğer Şampiyonlar Ligi karşılaşmasında da oynamayacaksan, nerede, ne zaman oynayacaksın?
İsmail Kartal’ın hocalığına da yüklenmek anlamlı değil, o da yapabileceğinin en in iyisini yapmaya çalışıyor ama olmuyor, çünkü A klasmanında bir takım çalıştırmaya, Şampiyonlar Ligi’nde takım sürüklemeye ne gücü yetiyor ne kabiliyeti.
Umutlar Greenwood’a kalmıştı, bir de Oğuz Aydın’a… Greenwood malum hiçbir işe yaramadı ama Oğuz günün ayakta kalan tek oyuncusuydu. Bu haliyle iki Greenwood ederdi Oğuz ama yarın ne yapacağını kestirmek zor.
Kısaca ne Milli Takım ne Galatasaray ne de Fenerbahçe uluslararası arenada A klasmanında değil. Bunu böyle kabul eder, ikna olursanız bu yenilgileri sükunetle karşılayabilirsiniz. Aksi halde çıldırmak işten değil.