Mehmet Şandır
"Artık Yeter!" Yorulduk...
Gündemin altında ezildik, bunaldık...
Yolsuzluk haberlerinin işgal ettiği gündem, insanımıza kendi derdini unutturdu; gündelik sorunlar ile uzaktan yakından ilgisi olmayan konuların günlerce tartışılması hepimizi yordu, bıktırdı.
Yoksulluk sınırının altında bir gelirle yaşamaya çalışan en az 70 milyon vatandaşın; çiftçiler, işçiler, memurlar, emekliler, esnaflar, sanayiciler, gençler, kadınlar, yaşlılar; sorunlarını ve beklentilerini konuşan, tartışan, çözüm öneren bir 'gündem' kalmadı.
Siyasetin; hatta muhalefetin bile böyle bir gündemi yok...
Gündemde; gazetelerde, sosyal medyada, televizyonlarda hatta siyasette konuşulan, tartışılan varsa yoksa yolsuzluklar, suç örgütleri, suçlular, operasyonlar, gözaltılar, tutuklamalar...
Ve karşılıklı nutuklar; suçlamalar, savunmalar ve 'sonuna kadar gidilecek' nutukları...
Bu sahnede oynayan kaç kişi?
Milleti dolandıran hırsızlar, yancıları, koruyucuları, yöneticileri ve bu soygunda parasını çaldıranlar; toplasan yüz bin kişi olur mu? Bir milyon olsun, geride kalan milyonlarca vatandaş kendi derdini unutmuş; gözü, kulağı, beyni bu kuru gürültüye esir olmuş, burnundan soluyor!
İtiraz edecek mecali de yok...
"Artık yeter!" demeye kalksa “halkı yanıltıcı bilgiyi yayma” yani TCK’nın 217 A maddesinde tanımlanan “Sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yaymak" suçu işlemekten bir ile üç yıla arası cezalandırılmak" talebiyle polisleri ve savcıları kapısında bulur...
Yaklaşık bir aydan bu yana fon soygunundan kimin ne kadar kazandığını veya kimlerin ne kadar para kaybettiğini konuşmaktan, dinlemekten başımız döndü.
"Zenginin malı züğürdün çenesini yorar" demiş atalarımız; bize ne diyeceğiz de...
İşkenceye dönüştü; her akşam televizyonların haber ve özel programlarında fon tartışılıyor, gazetelerin köşe yazıları buna tahsisli, siyasetin dilinde sakız; adeta esir alındık...
SPK, 131 fonu tasfiye etti; rakamlar muhtelif ancak tasfiye edilen fonlarda bir trilyon Türk Lirası olduğu yani yaklaşık 20 milyar doların buharlaştığı anlatılıyor. Bu buharlaşan paralar kimin hesaplarına geçti, hangi ülkelerdeki hesaplara aktarıldı, bilinmiyor veya bilenler açıklamıyor...
Adalet Bakanı, Tera, Pusula ve Hedef fonlarından 13-16 Eylül tarihlerinde 141 kişi ile 73 şirketin 187 milyar 653 milyon lira çekerek kazanç sağladığını açıkladı; soyguna bak...
Vatandaş soruyor; daha önceki soygunlarda olduğu gibi bu defa da fonda kaybedilen paralar Hazineden/kamu kaynaklarından mı karşılanacak, yani yırtılan yine vatandaşın yakası mı olacak?
Ümit ederiz ki öyle olmaz!
Ancak daha önce öyle oldu...
Ekonomistlerin hesaplamalarına göre Devlet Hazinesine yani Millete 60 milyar dolara mal olan Kur Korumalı Mevduat (KKM) sisteminin en azından siyasi sorumlularından hesap soruldu mu?
AHBAP Derneği, Çiftlikbank ve kripto para borsası Thodex üzerinden yapılan soygunların zararı nasıl karşılandı?
Zehra Taşkesenlioğlu ve eşi Prof Dr. Ünsal Ban'ın nasıl kazanıldığı açıklanamayan maddi varlığının kaynağı sorgulanabildi mi?
Milyonlarca vatandaşımızın yaşadığı yoğun yoksullukla yolsuzlukla kazanılmış bu azgın zenginliğin bir arada yaşatılması mümkün değil; veba salgını gibi hızla toplumu çürümeye sürüklüyor.
Bu sebeple huzurlu ve mutlu değiliz;
İstanbul Politikalar Merkezi’nin 2025 Türkiye Toplumsal Psikolojik Esenlik Raporu'na göre yedi uluslararası endeks ve üç ulusal veri kaynağının sistematik analizinde, Türkiye’de psikolojik esenliğin, tüm ölçümlerde düşük düzeyde olduğunu ve 2017’den sonra düşme eğiliminin hızlandığını söylüyor.
Ayrıca, Türkiye, Dünya Mutluluk Raporu’nda 147 ülke içinde 92’nci, OECD yaşam memnuniyetinde 41 ülke içinde 38’nci sırada...
Aile içi şiddet, sokak çatışmaları, intiharlar, cinnet geçirmeler had safhada... Alınan tüm tedbirlere rağmen okul çocuklarının saldırganlığı, akran cinayetleri tsunaminin yaklaştığını gösteriyor.
Maddi ölçülerde rakamlar bizi yanıltmasın Bizi biz yapan değerlerde çürüme yaşıyoruz korkarım ki çökmenin eşiğindeyiz(!) En acısı da; Sevgisiz bir toplum olduk; başta kendimizi sevmiyoruz, insanları, canlıları, çevreyi sevmez olduk...
Sevgi, yaratılıştan gelen bir duygudur; Yaratıcının her canlı varlığa (İnsana, hayvana, bitkiye) verdiği bir enerji/yaşam kaynağıdır; sevgi ile yaşam başlar ve gelişir.
Her geçen gün yaşama enerjimizi kaybediyoruz!
Gerçekten çok yorulduk...