Abdullah Biricik
İcardi’nin veda şampiyonluğu
Ali Sami Yen Spor Kompleksi'nde şampiyonluk maçına çıktı Galatasaray.
Sezonun taraftarlar önündeki son maçıydı.
Seremonide 50’ye yakın çocuk vardı.
İcardi hayranı çocuklar, İcardi’nin olmadığı kadroda onun gol sevincini yapıyordu.
Yanlış eş seçimi ve yanlış oyun planlamasının getirdiği sakatlık ve olmayan sistem ile kariyerinin son Ali Sami Yen maçında kulübeye hapsolmuştu İcardi.
Kulübede otururken neler hissediyordu acaba?
Galatasaraylı yaptığı milyonlarca çocuğu ve onların bu maçta neler hissettiğini düşünüyor muydu acaba?
Takımının zirveden pozisyon üretemediği noktaya gelmesini nasıl değerlendiriyordu?
Şampiyonluk maçında takım arkadaşlarının sistemsizlik ve çaresizlikten ellerinin ve ayaklarının titremesi ile ilgili ne düşünüyordu acaba?
7 puanlık farkın eritilerek şampiyonluğun Fenerbahçe’ye kaptırılmasına yönelik korkuları var mıydı acaba?
Tüm bu soruları ve aklından geçenleri bir kenara bırakıp Galatasaray’daki son şampiyonluğuna imza atmayı arzulayan bakışlarla izliyordu maçı.
Orta sahası olmayan ama bu konuda Okan Buruk’u hiçbir futbol otoritesinin ikna edemediği takımında Davinson Sanchez ve Abdülkerim Bardakçı yani stoperler oyun kurmaya çabalıyor ancak bu konuda muvaffak olamıyorlardı.
Şampiyonluk maçına çıkan takımı büyük bir çaresizlik içerisinde soyunma odasına mağlup gitmişti.
İkinci yarıda neden oynatıldığı anlaşılamayan, geldiği günden beri katkı sunmak yerine takımını eksik oynatan İlkay Gündoğan’ı kenara çeken teknik direktör Okan Buruk, (büyük bir risk alarak) tabelayı her an değiştirme yetisine sahip olan Leroy Sane’yi de kenara almıştı.
Lang ve Lemina hamleleri doğru ancak Sane değişikliği büyük bir risk taşıyordu.
Sallai oyundan alınıp olmayan oyun sistemi bir nebze toparlanabilirdi.
Antalyaspor tekrar öne geçerek Galatasaray’a defolarını gösterse de kadro kalitesinin yetersizliği sebebiyle bu ispatı sınırlı ölçüler içerisinde yapıyordu.
Kocaelispor, Samsunspor hatta Gençlerbirliği gibi kulüpler bile bu ispatı daha derin yapabilir pekâlâ Galatasaray’ı şampiyonluktan koparabilirdi.
Maçın hakemi Çağdaş Altay’ın cömert penaltı kararı Galatasaray’a umut ışığı olmuş, İcardi’nin son şampiyonluğa ermesi ihtimalini yeşertmişti.
Cömert penaltı diyorum çünkü çok daha sert ve ağır müdahalelerde Galatasaray lehine penaltı çalınmadığı gerçeği ile de yüz yüze olduğumuz sezonlar yaşıyoruz.
Bu penaltının çalınmaması da normalleştirilen hatalı kararlar arasındaki yerini alabilirdi.
Kader artık İcardi’yi çağırıyordu. Kulübedeki deri koltuktan kalkıp, ait olduğu yere, yeşil çimlere doğru yol alması gerekiyordu artık.
3 sene şampiyon yaptığı takımı, 4. şampiyonluğu kaçırmak üzereydi ve yine kendisine ihtiyacı duyuyordu.
Canla başla mücadele etse de sistemi olmayan takımda doğru yer almayı sağlayamayan, istek ve arzusunu öfke sarmalına dönüştüren, ofsayt çizgisi ile başı belada olan takım arkadaşı Osimhen, bu yükü tek başına kaldıramıyordu.
Oyuna girerken, Okan Buruk (şampiyonluğu getirmesine engel olmak istercesine) korner kıvamında taç kullanan, kanat bindirmeleri son derece yerinde olan Jakobs’u da çıkarmış, üretkenlikle uzaktan yakından ilgisi olmayan Eren Elmalı’yı da oyuna almıştı.
Milyonlarca çocuğu Galatasaraylı yapıp Galatasaray’ın oyun ve mantalite olarak eşik atlamasına sebep olan İcardi için bu hataların hiçbir önemi yoktu.
Noa Lang ile birlikte takımın ivmesini zirveye çıkarıp, yarattığı pozisyon zenginliği ile ürkekliği korkuyu ve stresi aldı.
Doğru alan paylaşımı ve diziliş ile sahadaki tüm isimlerin performansını artırarak Galatasaray’ı ilk defa üstünlüğe taşıdı.
Ama ne olur ne olmaz, “bu sistemsiz takım kalan 5 dakikada bu galibiyeti koruyamaz” kaygısı ile yine direksiyona geçti ve Kaan Ayhan’a yoktan var ettirdiği pozisyonda gol attırarak şampiyonluğu getirdi.
Son kez üzerine düşeni yaptı ve Galatasaray’ın son 2 ayda ısrarla istemediği şampiyonluğu getirdi.
Artık gidebilirsin sevgili Mauro İcardi.
Yaşattıkların ve katkıların asla unutulmayacak, Galatasaray ve Türk futbolu seni asla unutmayacak.
Hoşçakal…