Cengiz Erdil
Akbelen direnişi
Türkiye artık eski Türkiye değil… İktidarın bu söylemine tersten bakın; bazı şeylerin ne kadar değiştiğini görürsünüz. Ülkemiz artık gerçekten çok farklı… İnsanlar yaşadıkları çevreye, toprağına kısaca doğasına sahip çıkıyor. Yakın dönem tarihimizde artık ağacı, suyu, yeşili için evinden çıkan insanların direnişlerini görüyoruz.
Geleceğin tarihçileri, Gezi Parkı ve Kazdağı eylemlerini, Karadeniz’de HES karşıtı direnişleri, maden ve taş ocaklarına karşı yürüyüşleri, Ankara’daki çadırlı gece nöbetlerini sayfalarına yazmazlarsa tarih eksik kalır.
Ve Akbelen Direnişi… Muğla’da yok oluşa giden vadi ve ormanları için verilen mücadelenin direniş tarihinde ayrı bir yeri olacak. Yağma, çökme, zorla el koyma ne ararsan var bu devlet-sermaye operasyonunda.
İktidara yakın holdinge adeta peşkeş çekilen Akbelen Ormanlarının yağmalaması için hızlı kamulaştırmalarla şirkete bırakılan geniş alanlar, yıllar önce termik santrallerin kurulmasıyla başlayan büyük hataların bir sonucu.
Yeryüzü cenneti köşeye kurulan Yeniköy ve Kemerköy santralleri, doğaya zarar vermesinin yanı sıra bölgedeki insanlar için akciğer hastalıkları ve kanserlerin önemli bir nedeni.
Akbelen ormanları için İkizköy köylülerinin yağmacı şirkete karşı ormanlarını, köylerini ve yaşam alanlarını savunmak için başlattıkları direniş; jandarmanın şirketi koruyup kollama barikatıyla karşılaşıyor. Bu karşılamada biber gazı, cop ve gözaltılar var.
Seslerini duyurmak için direnen köylüler, geçtiğimiz yaz aylarında Ankara’ya da geldiler ve direniş çadırı kurdular. Köylerinin yok edilmemesi için sokaklarda yattılar. Ormanlarının kalitesiz kömür için yakılıp yıkılmasını demokratik yollarla protesto eden köylüler, Ankara’dan köylerine dönünce de direnişlerini sürdürdü. Direnişin öncü isimlerinden Esra Işık sırf köyünü ve toprağını savunduğu için cezaevine gönderildi.
AKBELEN ISRARININ NEDENİ
Akbelen Ormanı üzerinden yaşanan tartışma aslında Türkiye’de son yılların en büyük çevre–enerji gerilimlerinden biri. Buradaki kömürün santrallerin elektrik üretimi için zorunlu olduğu su götürür. Dünya kömürden vazgeçip güneş ve rüzgar enerjisine dönerken, biz gemiyi ters rotaya çeviriyoruz.
Akbelen Ormanları çevresinde iki yıldır geniş çaplı acele(!) kamulaştırma faaliyeti var. Danıştay şimdilik yürütmeyi durdurma kararı verdi ama 10 Ocak 2026’da yayımlanan kararla bölgede yaklaşık 6,2 milyon metrekare alan ve 679 parsel kapsama alındı. Birden fazla köy bu sürecin içinde. Yani bu artık küçük bir proje değil, çok büyük bir alanı kapsayan bir müdahaleden söz ediliyor.
Köylülere göre; arazilerine resmen çökülüyor, şirket habersiz ölçüm yapıyor, ardından acele kamulaştırma geliyor. Mahkemeler sürüyor ama nafile… Zeytinlikler, bağ ve bahçeler yok olup gidiyor. Peki; zaman gelecek kömür bitecek, santraller ömrünü tamamlayacak. Köylülere göre, Milas ile Ören arasında bu kez arazi savaşları başlayacak, bölge betonla kaplanıp saçma sapan bir kent yükselecek. Ardında ise yüzlerce yıllık zeytin ağaçları için gözyaşı döken ESRA IŞIK’ların direnen el izleri kalacak.