Mehmet Yaşin
Kavga çıkartan yemekler
Mutfağımız çok zengin. Bu zenginliğin nedeni de aynı yemeğin her şehirde hatta mahallede değişik malzeme ve metotlarla yapılması. Onun için mutfak kavgası pek eksik olmuyor!
İşe herkesin sevgilisi köfteyle başlayalım: Çok çeşit var ve her yöre en lezzetli köftenin kendileri tarafından yapıldığını iddia ediyor. Örneğin, Adapazarlılar Islama Köftelerini yere göğe sığdıramıyorlar. Ödemişliler ise onların karşısına Yağlı Köfte ile çıkıyorlar. Aslında ikisi de hemen hemen aynı. Arada ekmeğin yağlanma meselesi var. Köfte deyince esas kavga Tekirdağ ile Akhisar arasında çıkıyor. Bana sorarsanız ikisi de çok lezzetli. Keşan civarının Satır Köftesi de yabana atılacak bir lezzet değil. Tabii Salihli’nin Odun Köftesini de unutmamak gerek. Bursa’da İskender Kebabın rakibi olan Kayhan Köfte de damakları çatlatacak cinsten. Bursalı esnaflar bu köfteyi tek geçiyorlar!
KÖFTE KAVGASI KIRAN KIRANA
Trakya, köfte çeşidi bakımından oldukça zengin. Köfte kavgası kıran kırana. Neredeyse her kentin (her köyün de diyebiliriz) ayrı bir köftesi var. Ve hiç kimse kendi yöresinin (kasabasının) köftesine toz kondurmuyor.
Sivas’ta, Kirli Ahmet’in yaptığı Sivas Köftesi dillere destan! Trabzon’un Akçaabat ilçesinde yapılan, hafif sarımsaklı köfte de damakları bayram yerine çeviriyor. Bursa’nın İnegöl Köftesi de insanın aklını başından alıyor!
Yukarıda yazdıklarım, benim bildiklerim. Mutlaka köşede bucakta, gözümden kaçanlar olmuştur. Bu yarışta sizin favorileriniz hangileri? Bildirirseniz sevinirim.
URFALILARIN KEBAPLARINA ACISIZ DEMEYİN
Bir başka önemli kavga da kebap konusunda çıkıyor.
Bursalı’ya sorarsanız, İskender, kebapların şahı. Döneri, pidesi, bonfile dilimleri, salçası, yoğurdu, mis gibi tereyağı ile damakların sevgilisi. Yer yüzünde eşi benzeri yok! Hele yanında buz gibi şıra varsa.
Adanalı ise Adana Kebap’ın üstüne kebap tanımaz, bu muhteşem yemeğe asla toz kondurmaz. Antepliler de Simit Kebabı ile övünürler. Bilmeyenlere not: Antepliler çok ince bulgura simit derler. Yani bir nevi bulgurlu kebap.
Urfalılara göre ise Urfa Kebabından başkasına kebap denmez. Şişten çıkartılırken bulgur bulgur dökülmesi gerekiyormuş. Urfalılar, kebaplarının acısız diye nitelenmesine de şiddetle karşı çıkıyorlar. Kanıt olarak da zeytinyağı ile ovulmuş, acı isot biberini gösteriyorlar.
Manisa Kebabı da lezzetiyle şaşırtıyor. Mangalın üstünde kızartılan şiş köfteler, pidenin üstünde tereyağı ile buluşunca ortaya bir şaheser çıkıyor.
Ama Tireliler, bu kebaba karşı çıkıp, kendi domates soslu kebaplarının üstüne kebap tanımadıklarını ısrarla söylüyorlar.
Urfalıların, sabah ezanından sonra, kahvaltı niyetine yedikleri ciğer kebabı, Antep’in Soğan Kebabı, Urfa Birecik’in, Türkiye’nin en lezzetli patlıcanlarıyla yaptıkları kebap, Konya’nın kuru soğan eşliğinde yenen Kazan Kebabı, Malatya’nın Yağlı Kebabı, Denizli’nin elle yenen Fırın Kebabı da sıralamada üst sıralarda yer alırlar.
Ben hepsinin tadına baktım. Hepsi benim birincim.
ADANALILAR MEYDAN OKUYOR
Bilesiniz ki, Adanalılar lezzet konusunda diğer kentlere meydan okuyor, “Hodri Meydan” diyorlar! Kendine güvenen kent çıksın meydane!… Bakalım ipi hangi kentin kebabı ilk göğüsleyecek!
Sivas’la komşusu Kayseri arasında da sıkı bir kebap kavgası var. Sivaslılar, Sebzeli Kebap diye adlandırılan yemeğin,Tokat Kebabının aslı olduğu konusunda direniyorlar. Sivaslılar, Kayseri’nin bir zamanlar Sivas’ın kazası olduğunu ve bu kebabı yapmasını Sivaslı ustalardan öğrendiklerini iddia ediyorlar. Tokatlılar ise, “bu saçma söyleme sadece gülüp geçeriz” diye üstten bir yanıt veriyorlar.
KUYU KEBABI ASLINDA KİMİN?
Ya Kuyu Kebabı çekişmesine ne demeli. Kuyu kebabı, ismi üstünde, bahar kuzularının bir kuyuda, et kemikten ayrılıncaya kadar kızartmasıyla yapılıyor. Kuyunun dibindeki kazanda biriken yağ ise pilav yapımında kullanılıyor! Yani dayanılacak bir ziyafet değil. Bitlisliler, Siirtliler ve Kastamonu Taşköprülüler bu “sanat eserini” bir türlü paylaşamıyorlar. Hangi şehirde sorsanız, “Tabii ki bizim” diye yanıtlıyorlar! Kavga çıkarmamak için ben tercihimi açıklamayacağım. Deneyin bakalım, bu kavgada kim haklı?
PASTIRMADA KAYSERİ- KASTAMONU REKABETİ
Son zamanlarda, hararetli bir başka kavga da pastırma üzerine çıktı. Kayserililer, Erciyes Dağı’nın soğuk rüzgarıyla kuruyan etlerden yapılan pastırmanın, dünyada rakibi olmadığı konusunda çok iddialı konuşuyorlar. Kastamonulular ise, Ilgaz Dağı rüzgarlarında kuruyan etten yapılma ve sadece elle doğranan pastırmanın üstüne pastırma tanımadıklarında ısrar ediyorlar. Bir de çemenlerinin, dünyaca ünlü Taşköprü sarımsağı ile tatlandırıldığı konusunda övünüyorlar. Karar sizin! Çemenin kokusuna katlanamayan, pastırma yemesin bence!
Artık sadece zenginler pastırma kokuyorlar. Haberiniz ola!…
LAHMACUN SOĞANLI MI SARIMSAKLI MI?
Gelelim Çiğ köfteye. Bunun üstünde de sıkı bir kavga var. Adıyamanlılar, etsiz köftelerinin damakları şenlendirdiğinde ısrarcı oluyorlar. Ama Urfalılar, buna çiğköfte denmeyeceğini, olsa olsa salçalı bulgur köftesi tanımıyla anılması gerektiğini belirtiyorlar. Lahmacun da kavganın tam ortasında: Taze sarımsaklı Antep işi mi, soğanlı Urfa işi mi, acılı Adana mı, çıtır Diyarbakır lahmacunu mu? Bana sorarsanız hepsi!
PİDENİZ NERELİ OLSUN?
Gelelim kavgaların en büyüğüne, pideniz nereli olsun? Burada kavga daha çok Karadeniz kentleri arasında sürüyor. Trabzonlular kendilerinden çok eminler. Bizim pidenin eline kimse su dökemez diye çok iddialı konuşuyorlar. Hele sade yağlı pidenin eşinin benzerinin olmadığını söylüyorlar.
Ordulular, pidenin en lezzetlisinin kendi şehirlerinde yapıldığı konusundan asla taviz vermiyorlar. Samsunlular, Bafra ve Çarşamba pidelerini kimsenin geçemeyeceğini ısrarla belirtiyorlar. Giresun, Espiye ise pidelerinin lezzetinin, yiyenlerin aklını başından aldığını öne sürüyorlar!
Nazililer ise Söke unundan yapılan pidelerinden daha lezzetlisini tanımadıklarında ısrarcı oluyorlar. Bir de teklifleri var: Her şehir ustasını alsın gelsin, pidelerimizi yarıştıralım!
TOSTÇULAR DURUR MU?!
Lezzet kavgası bitmek bilmiyor. Sıra tostçularda. Goralı mı, yoksa ketçap-hardallı mı? Bunu gençler için biraz açalım. Goralı, çok eski bir tost türü. Orijinali Çapa’da… Salçada haşlanmış sosis, yine salçalı su ile ıslatılmış sandviçin içine konuyor. Onun üstüne Rus salatası ilave ediliyor. Kısa bir süre tost makinesinde kızartılıyor. Bunu sosis yerine söğüş dil ile de deneyebilirsiniz.
Bir diğer tost (sandviç), İzmir’in meşhur Kumrusu. Özel yapım ekmeğin içine kaşar, salam, sucuk, peynir konup tost yapılıyor. Bir diğeri de Ayvalık Tostu. O da Kumru’yu andırıyor.
Küçük bir soruşturma yaptım. Benim dostlar Goralı’yı tercih ettiler.
İzmirli damağına düşkün dostlarım ise Kumru’nun açık ara birinci olduğu konusunda ısrarlılar. Ayvalıklı dostlarım Madra kardeşler ise Ayvalık tostunun lezzeti konusunda asla taviz vermiyorlar.
‘Yengem Tostunu’ hatırlayanınız var mı? İçinde “Her şeyin” olduğu ayaküstü ziyafet. Eğer yaşasaydı, oyumu tereddütsüz ona verirdim.
SINIF ATLAYAN SİMİT
Gelelim simide. Bir zamanlar az gelirlinin can kurtaranı olan simit, malumunuz şimdi sınıf atladı. Bu konuda üç şehir çekişiyor.
Soğuk pekmezde ıslatılıp pişirilen, çift burgulu İstanbul simidi şimdilik başı çekiyor. Biliyorum bu cümle hem Ankara’yı hem İzmir’i sinirlendirecek. Daha çıtır ve daha koyu renkli Ankara simidi çayla daha iyi uyum sağlıyor, İzmir’in ünlü Gevrek’i de adını simit sıralamasına haklı olarak yazdırıyor.
Kastamonu’nun çıplak simidi de (susamsız) benim torpilimle sıralamaya giriyor.
KOKOREÇLE YEMEK KAVGASINA NOKTA KOYALIM
Burada İzmir ve İstanbul yarışı var. Bence bu yarışa Balıkesir’in de dahil olması gerekir. Basitçe anlatırsak: İzmir, dilimleri daha büyük doğruyor, kuzu bağırsağının altına uykuluk, badem gibi sakatat parçaları koyuyor.
İstanbul’da ise kokoreç çok küçük parçalar halinde doğranıyor ve bol baharat kullanılıyor. İzmirli kokoreççiler buna şiddetle karşı çıkıyorlar. Küçük doğranmış ve baharata boğulmuş kokorecin hatalarının saklandığını öne sürüyorlar.
Balıkesirliler ise kokoreci, ağzına ot değmemiş kuzu bağırsağı ile sardıklarını belirtip ekliyorlar:” Ot yemiş kuzu bağırsağından sadece ameliyat ipliği yapılır! Bizim kullandığımız bağırsaklar süt kuzusu bağırsağı…”
Kavga çıkartan yemek sayısı mutlaka daha çoktur ama seçtiklerimin en “Çıbanşı” olduklarını düşündüm.
Bitiş sloganım şöyle: “Savaşı, adam öldürmek için değil de damağınızı şımartmak için yapın!”
Ey Dünya, iki günlük yaşamda savaş çıkarma, lezzetli yemeklerin tadına bak. Çünkü geriye dönüş yok!