Katliama ben de katıldım!

Acele edin, Nisan 15’ten sonra kalkan balığına yasak gelecek.

Bu demek değildir ki, balık lokantaları kalkansız kalacak!

Bu konuda hiiiiç meraklanmayın. Bizim balık lokantaları bir çözümünü bulur.

Çünkü, hesabı en iyi şişiren balık kalkandır.

Gelecek yılın balığı çoktan buzlukta istif edilmiştir bile!

Şimdi, bu balığın en yağlı zamanı.

Balıkçılarda ve lokantalarda gördüğünüz “Derya Kuzusu” kalkanlar Ukrayna’dan geliyor.

Savaş nedeniyle Ukrayna kıyıları yeteri kadar denetlenemiyor. Bunu fırsat bilen balıkçılarımız da o kumsallardaki balıkların köküne kibrit suyu dökmekle meşguller.

Yani siz şimdi, “Savaş Ganimeti” kalkan balıklarını yiyorsunuz!

Küçükken ben bu balığa, “Düğmeli Balık” adını yakıştırmıştım. Beyaz, lop eti çok hoşuma giderdi. Üstelik kılçığı da azdı! O yıllarda balıkçıdan kalkan alıp, ev mutfağında veya mangal üstünde pişirmek mümkündü. Yani orta gelirlilerin bile ulaşabileceği bir balıktı. Şimdi ise nüfusumuzun büyük çoğunluğunun kalkanın lezzeti hakkında bir bilgisi olduğunu sanmıyorum. Bırakın tadını, şeklini bilenler bile azınlıktadır. İstanbullular kalkanı ilk yakalandığı aylarda tavada kızartırlardı. Çünkü o dönemde balık yağsız oluyordu.

Balık yağlandıkça, tavadan çıkıp, ızgaraya yatırıldı.

Size bir öneri: Izgaraya koyduğunuz balığın üstünü, büyükçe bir tencere kapağı ile kapatırsanız, buhar içeride kalır, balık daha sulu olur.

Bazıları da bu güzelim balığı buğulama yapıp tadını kaçırırdı.

Şimdi ise kalkan, kuzu gibi tandır kuyusuna sarkıtılıyor. Alttaki tepsiye damlayan yağla ıslatılmış ekmek dilimlerinin üstünde servis ediliyor.

Bu yöntemle aslında midenizi yağlı ekmek dilimleri ile şişiriyorsunuz! Hatta yağlı ekmeğin balıktan daha lezzetli olduğunu savunuyorsunuz.

Tabii bu şovun sonu, bol sıfırlı hesapla bitiyor!

Bir zamanlar bizim kıyılarımızda da kalkan balığı vardı. En lezzetlileri Sinop’ta yakalanırdı. Onu, Samsun’un Perşembesi izlerdi.

Şimdi ara ki bulasın!

Geçenlerde balık yazılarımın bulunduğu dosyayı karıştırıyordum.

Meğerse bir zamanlar kalkana “Özür” mektubu yazmışım.

Okudukça yüzüm kızardı.

Utandım.

Bu hafta işte bu mektubu sizinle paylaşacağım:

ÖZÜR DİLERİM, PİŞMANIM…

“ Kalkan balığından herkesin gözü önünde özür diliyorum. Meğer ki ben, önceki yazılarımda, ballandıra ballandıra kalkanın lezzetinden bahsederken, onun katliam fermanının imzalanmasına çanak tutuyormuşum.

Bir kez daha yazıklar olsun bana!

Üstelik bu suçu ilk kez de işlemiyorum.

Kalkanların tanrısı bağışlasın beni!

Pişmanım!

Tezgahlardaki kalkanların "hamile" olduğunu bilmiyordum dersem, balıkların cehenneminde cayır cayır yanarım. Aldığım balığı temizleyen balıkçıya, karın kısmından çıkan, krem rengi yumurtaları da sarmasını tembihlediğimi hatırladıkça, içim bir tuhaf oluyor.

Onları almamı sıkı sıkı tembihleyen babam da yumurtaları tereyağında kızartan annem de, bana suç ortaklığı yapmışlar meğerse.

Biz demek ki, aile boyu bir katliam şebekesiymişiz.

Onların adına da kalkanların tanrısından af diliyorum. Umarım gittikleri diğer dünyada, bu günahın bedelini ödemiyorlardır.

AŞK, KALKANLARIN DA GÖZÜNÜ KÖR EDİYOR

Aslında tek suçlu bizim aile değil tabii ki! Bu aylarda, "illaki kalkan yiyelim" diyen herkes benim kadar suçlu. Yok efendim tandırı ilik gibi olurmuş, tavasının tadına doyulmazmış, mangal üstünde çevire cevire ızgarası damak çatlatırmış... Bu cümleleri kuran herkes, bu katliamın ortağıdır, suçlusudur.

Kalkanların tanrısı dile gelip bize, "sizler bizim için Haşhaşilerden daha betersiniz" dese, yerden göğe kadar haklıdır.

Aslında en büyük suçlu, bu aylarda (Mart-Nisan), ağlarını kalkanlarla dolduran balıkçılardır. Tanrı onları, kalkanların hışmından korusun!

İsterseniz günahı nasıl işlediğimizi anlatayım, bakalım bana hak verecek misiniz?

Bu aylarda, kalkanların aşk mevsimi başlar. Derin sulardan sığlıklara gelip cilveleşirler. Kalkanın dişisi zamparadır, onlarca erkeği arkasından sürükler.

Ne kendisi ne de peşine taktığı erkekler, bu yolculuğun sonunun kızgın ateşlerin üstünde biteceğini bilirler. Aşk, insanın olduğu gibi kalkanların da gözünü kör ediyor anlaşılan.

Aslında Kalkanların cilveleşmesi, buram buram seks kokar. Sığlığa gelen dişi kalkan, yumurtalarından bir bölümünü etrafa saçar. Erkeklerin işi, bu yumurtaları döllemektir. Erkekler bu işle meşgulken, dişi başka sığlığa gider, yumurtalarının kalanını da burada bırakır. Seksten gözü dönmüş diğer erkekler spermlerini salarken, kendilerini bekleyen tehlikeden habersizdirler.

DİŞİ KALKAN 9 MİLYON YUMURTA BIRAKIR

Aslında dişi, tam 9 milyon yumurta yumurtlar ama çoğunu küçük balıklar afiyetle yerler. Kurtulmayı başarıp, biraz palazlananlar da daha yeterli kiloya varmadan ağlara takılıp, balıkçı tezgahlarının yolunu tutarlar.

Ve biz vicdansız insanlar, daha et tutmamış bu yetim Kalkanları yiyerek, bir balık neslini tüketmenin keyfini çıkartırız.

Hem de utanıp, sıkılmadan.

Balıkçıların elinden kurtulmayı başaran az sayıda dişi Kalkan balığı ise eğer 6 yaşına erişebilirse, karnını yumurta ile doldurup, tekrar ölüm yolculuğuna çıkar.

Sonra bazı ukalalar (tıpkı benim gibi), "şimdi kalkan vaktidir" diye fetva verir.

Balıkçılar, metrelerce ağlarını denize salar. Seksten gözü dönmüş erkek kalkanlar, onlara yumurta salan dişiler teker teker ağlara takılır, vinçler çalışır, kalkanlar önce güverteye, ardından da buzlu depolara dolup, lokantaların yolunu tutarlar.

Ondan sonra katliam başlar. Kimi kızgın kuyulara sallandırılır, kimi çelik tavalarda cızır cızır kızartılır, kimi de kor ateşlerin üstüne yatırılır.

Bu yüzden kalkan balığının nesli giderek tükenmektedir. Onların üreme mevsiminde bu acımasız av devam ederse, bir sonraki nesil kalkan balığını tıpkı dinazorlar gibi belgesellerde göreceklerdir.

Ben katliama ortak olduğum için Kalkan balığından bir kez daha özür diliyorum. Kalkanların tanrısından af diliyorum. Suçumun bağışlanması için, bu yıl (belki de birkaç yıl) kalkanı soframa koymayacağım. Eğer bu kıymetli balığın neslinin tükenmesini istemiyorsanız, sizi de bu eyleme davet ediyorum.”

Mektup burada bitti!

Bu hafta “yasal” kalkan yemeniz için son fırsat, haberiniz ola!

Artık, insaf ve karar sizin!

Önceki ve Sonraki Yazılar
Mehmet Yaşin Arşivi

Aşk bombası kereviz

08/03/2026 07:00

Mutfaktaki gerçekler

08/02/2026 07:00